Bu soruyu sorarken, hem çok düşündüm, hem de çok üzülüyorum. İslâmî bilincin oluşumu büyük bir zaman aldı. Büyük emekler sonucu belli bir yere gelindi. Edebiyat, sanat ve düşünce alanında sol düşünce giderek yiterken ve artık işlevsizken, onlar giderek amerikancılaşır ve popülerleşirken, İslâmcılar da birden bire aynı yola giriverdiler. Şimdi İslâm coğrafyasında yaşanan dramlara kulaklar kapalı. Filistin, Irak, Çeçenistan diye bir sorun yok. Popüler ve global dalganın etkisine kapılmış durumdadırlar. Bir Allah ın kulu Irak taki İslâm kültürüne ait birikimin talanına, imhasına ve silinmesine ses çıkarmıyor. Yüreklerindeki acı tükenmiş. Tıpkı Akepe gibi "dini referansla siyaset yapmama" gibi korkunç bir savruluşa kapılıvermişler. İslâmi öz ve ruhtan bir kaçış. Entelektüellerin bu kaçışı bağışlanamaz. Siyasal anlamdaki kaçışı zaten bağışlamıyoruz. Entelektüellerin kaçışı tamamen büyük bir açmaz getirecek beraberinde.
Jean Paul Sartre bir bilinçle Fransa zulmüne karşı çıktı. Cezayir in yayında yer aldı. Bu bir aydın sorumluluğu. Düşünün ki, Filistin deki zulme dayanamayan, sabredemeyen, bizzat oraya gelerek tepki koyan batılı aydınlar var. Peki Akepe nin Yahudi dostluğu ve yakınlaşması Müslüman aydınların sorumluluğunu örtmeye bir gerekçe midir Bu sıralar gene Dostoyevski okumalarım yoğunlaştı. Gerek romanlarında ve gerekse günlüklerinde yoğun bir biçimde Yahudilerle ilgili olumsuzlukları gözlemiyorum. Bugün orta Doğu nun yüreğine saplanmış bir İsrail hançeri bulunuyor ve bu insanlığın baş belâsı. Bu konuda en duyarlı olan Müslüman duyarlıklı aydınlara ne oluyor Bir araya geldiklerinde ya da bulundukları ortamlarda iktidarın kendilerine sunduğu küçük imkânlara kendilerini feda ettiler. Bari Ertuğrul Özkök gibi büyük makamlara geçseler gam yenmez. 68 kuşağı bugün en amerikancı. İslâmcılar adına bugün gelinen durum aynı.
Sezai Karakoç un medeniyet bilinci, Üstat Necip Fazıl ın, Nuri Pakdil in Kudüs bilinci ve sorumluluğu. Sırat-ı Müstakim ile başlayan, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Yeni Devir ve Millî Gazete bakışlı bilinçlenme süreci giderek yerini, diğer batıcı medya gruplarında olduğu gibi çıkarcı bir bakış egemenleşmekte. Eli kalem tutanlar Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Ali Bayramoğlu gibi ve daha bir çok Amerikancı arasında kendilerine yer edinmeye, onlarla aşık atmaya çabalıyorlar ve çırpınıyorlar. Giderek onlara benzemeye çalışıyorlar. Bütün kavga, batıcılarla iktidar kavgası yapmaya. İslâmî bilinç adına hiç kimse bir çileye yatmıyor. Hedef tahtası olarak seçtikleri adamlara kavgaya girmek bizim işimiz mi. Hedef tahtamız Emin Çölaşan gibi kimseler midir İslâmî bilinci kıran ve giderek İslâmî bilinçli tabanın sekülerleştiren, global savrulmaya kapılanların önüne geçmek. İktidar kavgası yapmak ne işe yarar Necip Fazıl 1963 te Büyük Doğu yu çıkarıp ancak 9 sayı yayımlayabildikten sonra bundan böyle koro değil solo yazacağını söyler. Artık kendi kadrosuyla yola devam edeceğini belirtir. Bir bellek yitimi söz konusu.
Yeni zamanın temel sorunu İslâmi bilincin giderek kırılması, insanların İslâmî duyarlıktan uzaklaşması ve bunu kendisine dert edinmemesi.
Bunun için Millî Gazete ye daha büyük sorumluluk düşmekte. Yalnızca gazeteye, gazeteyi çıkaranlara ve yazanlara değil, okuyuculara da büyük sorumluluk düşüyor. Her okur bir okur bulmak ve edinmek zorunda. Güçlü yazar kadrosunun duyarlılık bilincine okur da katılmalıdır. Her bilinçli okur yeni bir okur bulursa bu sorun büyük ölçüde başarılmış olacak.
Hedef olan kişiler bugün var yarın yok. Çıkar duygusu Emin Çölaşan ı yerinden etti. Başkalarını da edecek. Doğan grubu nasıl Ahmet Hakan lar buluyorsa, öyle de Çölaşan ları kapı dışarı eder. Bunlar koşullara göre nöbet değişiklikleridir. Bizi çok da ilgilendirmiyor. Biz işimize bakalım beyler.
Not: Çok sayıda telefon ve iletiden söz etmiştim. Çok değer verdiğim kimi iletilere karşılık verme niyetim saklı duruyor. Ama çok önemli konular gündemimizde. Tarkan Tek, Mustafa Köse/Bandırma, Seyyid Ali/ Hollanda, Hüseyin Eşiyok / Çetmi Kasabası / Taşkent / Konya, Mahmut Emin Karakaya, Muhammet Dayı, Mustafa Özbek kardeşlerime teşekkür ve selâm ediyorum.