24 Aralık Pazartesi günü gazetemizin Fîtarih sayfasında Menemen Olayı ve Asteğmen Kubilay ın başının kesilmesi hadisesini konu etmiş ve devamı haftaya demiştik. Ama araya yılbaşı ve ülkemizdeki saçma sapan Noel kutlamaları girince Menemen yazı dizisine bir hafta ara vermek ve bizim değil başkalarının babası olan Noel ile ilgili yazı yazmak mecburiyetinde kaldım. Bu hafta da Menemen derin komplosunu ifşa etmek için kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Derin güçler tarafından planlanan ve eyleme konulan Menemen katliamını gerçekleştirmek için parayla satın alınan esrarkeş mehdi ve ekibi sabah namazını Müftü Camii nde cemaatle birlikte kılıyorlar. Namaz biter bitmez cemaat henüz yerlerinden dahi kalkmadan Nalıncı Hasan Cami deki Yeşil Sancağı alıyor. Giritli Mehmet mehdiliğini burada ilan ediyor. Ve buna delil olarak da Kıtmir adını verdikleri yanındaki köpeği gösteriyor.1
Camiden çıkıp belediye meydanına varmadan bu şuursuz ve maşa olan kafileye beş kişi daha katılır ve meydana ulaşırlar. Camiden alınan yeşil sancak bir çukur kazılarak meydanın ortasına dikilir.
Bu garip heyetin Menemen meydanının ortasına bir sancak diktiğini öğrenen jandarma yazıcısı Ali Efendi meydana gelerek Giritli Ayyaş Mehmet ten ne istediklerini sormuş, Giritli de; Git kumandanına söyle o gelsin. Bana top, kurşun işlemez cevabını vermiştir. Ali Efendi durumu amiri Yüzbaşı Fahri ye haber verir. Yüzbaşı olay yerine gelir:
Ne istiyorsunuz Buradan derhal dağılın, der. Giritli Mehmet cevaplar;
Ben mehdiyim! Şeriatı ilan ediyorum! Bana kimse karşı koyamaz! Çekil karşımdan!
Yüzbaşı sessiz ve uysal bir şekilde çekilir. Alaydan asker istemekle yetinir. Alay da askerliğini yapmakta olan öğretmen Kubilay ı çok küçük bir müfreze ile gönderir. Gönderir fakat KUBİLAY DA SİLAH, ASKERLERİNDE MERMİ YOKTUR Kurbanlık koyun gibi adeta ölüme sürülürler.
Hadiseye askeri savcının notlarından devam edelim:
İhtiyat zabit vekili Kubilay Bey, süngü takmış askerlerini belediye meydanındaki kahve önünde bıraktıktan sonra, kendisi öne atılarak asilere dağılmalarını söylüyor ve mehdilik taslayan Giritli Mehmet i kolundan tutarak çekiyor. Buna Giritli Mehmet silah atmak suretiyle karşılık veriyor ve zabit vekili Kubilay Bey i ağır bir surette yaralıyor.
Yaralı Kubilay Bey in oraya düştüğünü her nasılsa haber alan mehdi Giritli Mehmet, askerlerin kaçmasından ve halkın el çırpmasından ve bu suretle kendisine gösterilen yardımdan cüret alarak ortalığa bir dehşet havası salmak için bir anda cinai bir rol yapmak istiyor. Sanıklardan Ali oğlu Hasan ın torbası içindeki bıçağı aldıktan sonra Şamdan Mehmet le birlikte yaralı Kubilay Bey in yanına gidiyor. Bıçağı ile bu vazife kurbanı Türk delikanlısını bir koyun boğazlar gibi boynundan keserek başını alıyor. 2
Esrarkeş mehdi, zavallı yedek subayın bağ bıçkısıyla başını kesmekle kalmıyor, tam da delilere has bir canilikle avucuna doldurduğu kanı içiyor. Zavallı asteğmenin kesik başının tepesine geçirildiği bayrak yakındaki bir bakkaldan satın alınan bir iple elektrik direğine bağlanıyor. Mahkemenin adaletine bakınız ki, bu ipin kendisinden alındığı ve bunun dışında hadise ile uzaktan yakından hiçbir alâkası olmayan Yahudi esnaf Hayim oğlu Josef de idam ediliyor.
Bu esnada alaydan gelen askeri müfrezeler Menemen in etrafını sarıyorlar. Olaylara müdahil olan iki de mahalle bekçisi var. Biri çıkan çatışmada başından vuruluyor. Sanki bütün Menemen halkı isyan etmiş gibi şehrin etrafını saran tepelere, toplar, makineli tüfekler yerleştiriliyor. Yani şehir kuşatma altına alınıyor. Dört bir taraftan şehir meydanına ateş başlıyor. Adeta Menemen işgal edilmektedir. Saatlerce ağır ve hafif silahlarla şehir kalbura çevriliyor.
Giritli ayyaş Mehmet, Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet oracıkta makineli tüfeklerle delik deşik oluyorlar. Alnından yaralanan asi Mehmet Emin yaralı yakalanıyor. Kafası son çektikleri esrardan dolayı hâlâ dumanlı olan asi, yarı baygın bir halde ipe sapa gelmeyen laflar ediyor: Beni ateşe atsanız da İbrahim Peygamber gibi yanmam ulan. Ölen arkadaşlarım dirilecek, hayatımızı Kıtmir kurtaracak! 3
İşte meşhur Menemen Olayı mahkeme zabıtlarına göre budur. Olay bu kadardır ama sonuçları bu kadar değildir. Olayların hemen arkasından korkunç bir zulüm fırtınası başlar. İstanbul dan Sarıkamış a, Van dan Kayseri ye kadar bütün bir yurtta terör estirilir. Olayla uzak yakın hiçbir alâkası olmayan insanlar tutuklanarak Menemen e getirilir. Olayın mağdurlarının başında ünlü Nakşî Şeyhi Esad Efendi gelmektedir.
Olaydan bir hafta sonra 1 Ocak 1931 tarihinde TBMM de Başbakan İsmet İnönü resmi açıklamayı yapar. Açıklamanın içinde geçen din , laiklik , şeriat kelimelerinden Ankara dakilerin kimi hedef almak istedikleri anlaşılmıştır. Hedef yine mazlum ve mağdur Müslüman halk ve onun saygı duyduğu dini şahsiyetlerdir.
Yine bildik süreç işler: Önce sahibinin sesi olan yarı resmi kalemler tasfiye edilecek kesim ve kişiler hakkında kampanya başlatırlar. İsimler yukarıdan gelmiştir. Onlar hedefi işaretleyip geri çekildikten sonra, yerlerine kolluk güçleri alır. Kolluk güçleri hedef gösterilen isimleri toplayıp mahkemeye sevk eder. Artık son işlem kalmıştır. Zurnanın son deliği olan ideolojik yargı kurumu sürece son noktayı koyar ve muhaliflerin işini bitirir.
Hadisenin yaşandığı günlerde çıkan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin nüshalarına baktığımızda, Mustafa Kemal Paşa nın ne düşündüğünü anlarız. Beklenen olmuştur. Resmi ideolojinin sesi olan bu gazete, bu tertip bahanesiyle bütün Menemen halkını hedef göstermektedir:
Bu trajedinin hareketsiz, sabit seyircileri kimlerdir Laik, muasır Türkiye Cumhuriyeti nin vatandaşları İşte asıl felâket buradadır! 4
Siirt Milletvekili Mahmut Esat Bozkurt ise provokasyonun asıl hedefini gösteriyor: Sufi kesimler. Hâkimiyet-i Milliye deki yazısında diyor ki:
Tekkeleri kapattık fakat dervişler yaşıyor. 5
Mahmut Esat ın yazdıklarını, daha evvel dile getirdiğimiz malum süreç çerçevesinde anlamak gerekir. Yani yukarıdan belirlenen hedefler önce kiralık kalemşorlar tarafından dövülmektedir. Karar verilmiş, infaz için kılıf hazırlanmaktadır. Bu olay bahanesiyle infaz edileceklerin listesi, daha Menemen olayından iki ay evvel Bursa Adapalas Oteli nde kurulan bir içki sofrasının başında düzenlenmiştir. Bu listede Şeyh Esat Efendi ve adamları mevcuttur.
Fakat hadisenin üzerinden tam seksen sene geçmesine rağmen hâlâ, Genel Kurmay
Başkanlığı nın resmi web sitesinde devrim şehidi(!) Kubilay ın adı neden KOPLAY olarak geçmektedir Ve KOPLAY ne demektir Bu hadiseden dolayı topyekûn Menemen halkı neden cezalandırılmıştır Yakın tarihlere kadar Menemen memurlar için neden sürgün bölgesi olmuştur gibi sorular hâlâ cevaplanmamıştır.
Haftaya cevabı aranacak sorular;
Ayyaş Mehdi Mehmet ve adamlarının banka hesaplarına iş bitiminde kim ne kadar para yatırmayı vaat etmiştir
İsyancılar ile konuşup şehri terk eden ve Kubilay ı asilerle baş başa bırakan Yüzbaşı Fahri ye bu hareketinden dolayı ceza verilmiş midir
Olayın yaşandığı saatlerde henüz hiçbir askeri birlik olay yerine intikal etmeden hangi gazeteler bir sonraki gün için gazetelerinde Menemen isyanı ile ilgili nasıl başlıklar atmışlardır
Tekkeleri kapattık fakat dervişler yaşıyor
Hadisenin yaşandığı
günlerde çıkan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin nüshalarına baktığımızda,
Mustafa Kemal Paşa nın ne düşündüğünü anlarız. Beklenen olmuştur. Resmi
ideolojinin sesi olan bu gazete, bu tertip bahanesiyle bütün Menemen
halkını hedef göstermektedir:
Bu trajedinin hareketsiz, sabit
seyircileri kimlerdir Laik, muasır Türkiye Cumhuriyeti nin
vatandaşları İşte asıl felâket buradadır! Siirt Milletvekili Mahmut
Esat Bozkurt ise provokasyonun asıl hedefini gösteriyor: Sufi kesimler.
Hâkimiyet-i Milliye deki yazısında diyor ki: Tekkeleri kapattık fakat
dervişler yaşıyor.
Kaynaklar:
1) Son İmparator Vahdettin, Timuçin Mert, Karakutu yayınları, 3. baskı, sayfa 96-97-98-99
2) Şahbaba, Murat Bardakçı, Gri yayınları, 4. baskı, sayfa 125-144
3) Son Padişah Vahdettin, Yılmaz Çetiner, Milliyet Gazetesi yayınları, 7. baskı, sayfa 150
4) Yanya dan Ankara ya, İsmail Hakkı Okday, Sebil yayınları, sayfa 420-421-422
MENEMEN VAKASI RESMİ BELGE VE ZABITLARI