Bu makalemi dün yayınlanan “ÖZBEK KARDEŞLERİME” isimli makaleme ilave olarak kabul ediniz.

Türkiye Gazetesinin bir milyonun üzerinde sattığı günlerde Türk Cumhuriyetleriyle en çok ilgilenen gazetecilerden biri belki de birincisi Rahmetli Kemal Çapraz idi (1964-16 Eylül 2008)

İstanbul’a gelişinde ya Cantaş yayınevinde veya onun Çatalçeşme’deki ofisinde olumlu gelişmeleri ondan dinlerdim.

Bir defasında üniversite öğretim üyelerinden birinin bir itirafını dinlemiştim:

“Komünistler, bizden İslam’ı karalayan kitap yazmamızı istediler.

Yazmamak imkânı yoktu, yazdık.

Ancak, Namazı tarif ederken “Tembel Arapları hareketlendirmek için akıllı Muhammedin bulduğu bir spordur” diyerek başlayan yazılarımızın gelişme bölümünde namazın farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, nasıl kılındığını doğru olarak öğreten yazılar yazdık. Bütün konuların başında aşağılayan paragraftan sonrası teknik bir dille doğru olarak yazıldı.

İslam’a ait kitapların hepsinin yakılıp yok edildiği dönemde bizim ülkenin Müslümanları dinlerini o kitaptan öğrendiler” demiş.

O günlerde İstanbul’a geldiğinde evime kadar gelip kahve içtiğimiz bir eski Komünist partili öğretim üyesi anlatmıştı:

“Mustafa (yakinen tanıdığım, İslam’a ve Müslümanlara çok değerli hizmetleri olan bir merhumdur) beni üniversitede buldu. Haberim yok, derse girmiş, dersten sonra yanıma geldi ve “Görüşebilir miyiz?” dedi. Odama geçtik, bana ilk söylediği “Senin dilin kâfir gönlün Müslüman. 1953 yılında yayınladığın o İslam Aleyhtarı broşürde yazdıklarının hiç birine inanmadığını biliyorum. Bugün İstifa edeceksin ve İslam Enstitüsünün başına geçeceksin” dedi ben de istifa ettim ve göreve başladım” demişti.

“Vay beee” oralarda öyle mi olmuş?” demeyin dedeniz varsa bir dinleyin veya 1980 öncesi yazılan mastır ve doktora tezlerinde İslam’dan, Kur’an’dan, Hadisten nakil verilirken kullandıkları ifadelere bir bakıverin.

Ben bir örnek vereyim, ilahiyat fakültesinde doktora tezi yazan öğrenciye tez hocası “Sevgili Peygamberimiz” veya Hazreti Muhammet sallallahü aleyhi ve sellem” veya “Peygamber Efendimiz” ifadelerini kaldıracaksın. Doktora tarafsız gözle yazılmalıdır. Sen bu ifadeleri yazarsan tarafını açıklamış oluyorsun” anlamında tavsiyelerde bulunulurdu.

Onlar hâlâ dil alışkanlıklarından dolayı konuşurlarken bile tarafsızmış gibi davranmaya dikkat ederlerken, din düşmanları içlerinden gülerek alkış tutarlar.

Siz yine de onlara kızmayınız ve içlerinden samimi olduklarını biliniz ve kabirdeki Münker ve Nekir’den bile kendilerini gizleyecek hale gelenlerin içlerini bu dünyada dışa vurmalarını sağlayınız ve hizmet için bilgi birikimlerinden yararlanınız.

Kırk yıllık emekler boşa gitmesin.