Bismillâhirrahmânirrahîm;
İSLÂM coğrafyasına bir göz atın! Acı, kan, gözyaşı, açlık ve perişanlığın her çeşidini göreceksiniz. Sömürgeci güçler İslâm dünyasını parsellemiş durumda. Çeşitli yöntemlerle zenginlik kaynaklarını ellerinden alıyor; yine kendilerine karşı baskı unsuru olarak kullanıyorlar. Olup bitenin farkına varmamaları, uyanmamaları için ellerinden geleni yapıyorlar. Irk, mezhep, coğrafî farklılıkları kullanarak Müslümanları birbirine “düşman” haline getiriyorlar.
1099’da Kudüs işgal edilirken, 1915’te Çanakkale kan gölüne çevrilirken, 15 Temmuz 2016’da “darbeye kalkışırlarken” karşımıza dikilenler, bugün de aynı güçler! ABD ve Batı fırsat kolluyor. İslâm dünyasını bir kaşık suda boğmak istiyor. Sömürgecilerin karşısına dikilebilecek Türkiye ve İran’dan başka İslâm ülkesi kalmadı. Tarihî misyonu sebebiyle Türkiye’nin sorumluluğu daha büyük.
ABD, Ortadoğu’yu yeniden kurgulama çabasında. İslâm dünyasını avucunun içine alma peşinde. Kudüs’ün tamamını İsrail’in başkenti yapmak istiyor. En büyük hedefi İsrail’in güvenliği ve genişlemesi… ABD, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri’ni İsrail’e ait olarak tanıdı. Yeni haritalarda Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak gösteriyor.
İsrail, Nil’den Fırat’a Büyük İsrail Devleti’ni kurmak için sabırsızlanıyor. ABD ve Batı ülkelerinde güçlü bir İsrail lobisi oluşturdu. Batılı ülkeler İsrail’in güvenliğini kendi ülkelerinden önde tutuyorlar.
ABD’nin 2001’de ilan ettiği Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gerçekte Büyük İsrail Projesi’dir (BİP). Dünya kamuoyunun tepkisini çekmemek için İsrail çetesinin ismini kullanmıyorlar.
SİNDİRME SİYASETİ
ABD ve Batı, İslâm dünyasına karşı sistematik olarak sindirme, gözdağı verme politikası uyguluyor. Sinsi tuzaklarını fark ederek zulüm çarklarına çomak sokmak isteyen şuurlu Müslümanları etkisiz hale getirmek için elinden geleni yapıyor. Müslüman toplumların öze dönüş mücadelelerini “kaynağında boğma” stratejisi uyguluyor:
Âfiye Sıddıkî Pakistanlı bir bilim kadını. 38 yaşında. ABD’nin gözde üniversitelerinden Massachuets Enstitute of Technology’de tıp eğitimi almış. Doktorasını yapmış. Alanının uzmanı. ABD’de çalışmış, ama İslâmî kimliğinden hiç taviz vermemiş. 3 çocuğunu da bu anlayışla yetiştirmeye girişmiş. ABD’nin Müslümanlara yaptığı zulmü onaylamamış.
2003’te çocuklarıyla annesini ziyaret için gittiğinde kaçırılmış; 2008’de haber alınabilmiş. ABD, Âfiye’yi “el-Kaide sempatizanı” yaftasıyla 86 yıl hapse mahkûm etmiş. Şimdi New York zindanlarındaki hücresinde işkence görüyor. İşkencenin şiddetiyle aklî dengesini kaybettiği anlatılıyor.
Pakistanlı Senatör Talha Mahmut, Kur’an hafızı olan Âfiye’yi New York’ta ziyaret etti. Suçsuzluğunu, yapılan işkencenin utanç verici olduğunu açıkladı. Kaldığı hücrenin demir parmaklıklı kapısından tuvalet ve banyosunun göründüğünü anlattı. İşkencelerin birinde ayağının altına Kur’an konularak, “Ya Kur’an’a basarak tuvalete gidersin; ya da çırılçıplak yaparız” dediklerini söyledi.
Suudi Arabistan, Pakistan, Kuveyt, Mısır gibi ülkelerin âlimleri şu fetvayı verdiler: “Dr. Âfiye Sıddıkî’nin kurtarılması ümmetin her ferdine farzdır.” Son fotoğrafı Sıddıkî’yi normalinden 50 yıl daha yaşlı ve bitkin gösteriyor. Müslümanlar ne zaman görevlerinin şuuruna varacaklar?
UTANÇ VERİCİ ZULÜMLER
DÜNYADA Müslümanlara yapılan ferdî veya kitlesel zulümler bitmek bilmiyor. ABD merkezli Uluslararası Hukuk ve Politika Grubu’nun (PILPG) hazırladığı “Arakan Raporu” özetle şöyle:
“Arakanlı Müslümanlara soykırım uygulanıyor. Myanmar hükümeti iyi planlanmış, sistematik bir zulüm uyguluyor. Arakanlılar savunmasız bırakılıyor. Cesetleri yakılıyor; öldükleri zaman toplu mezarlara gömülüyor. Kuyuya ve nehirlere atılanlar var. Yüzde 70’inin ev ve köyleri yakıldı. Yüzde 80’i aile fertleri ve yakınlarının öldürülmesine şahit oldu.”
İngiltere Newcastle Üniversitesi’nde Etnografi Uzmanı Joanne Smith Finley, Çin’in “Eşleştir, Aile Ol” isimli programla “Uygur Türklerini Çinlileştirmeye çalıştığını” açıkladı. Finley, Doğu Türkistan’ın Urumçi kentinde görüştüğü kişilerden şunları aktardı:
“Çinliler gibi yemek yemeye, giyinmeye zorlanıyoruz. Çin’in uyguladığı program inançlarımıza aykırı... Yabancı erkeklerin evlerimizde kalması ‘iğrençlik’. Özel mülk ve hayata saldırı…”
Dünyada milyonlarca Müslüman, sömürgecilerin benzeri zulümleri altında… 2 milyara yaklaşan bir topluluk içinde Selahattin Eyyûbî, Kılıçarslan gibi tek “yiğit” yok mu? Ne zaman uluslararası kurumlarını oluşturacaklar? Müslüman yöneticilerin görevi zalimlere teslimiyet mi?
Müslümanların zulmü ortadan kaldırmaya niyetlenmeleri ve mücadeleye girişmeleri inançlarının gereği. İstemeden gelmez; çalışmadan sonuç alınmaz. Önce huzur ve barış dünyasının hasretiyle yanacağız. Hasretle beklenen mutlaka gerçekleşir.
Erbakan Hoca, “Hakkın, adaletin hâkim olduğu Yeni Bir Dünya’nın kurulmasına ihtiyaç var” derdi. Sahiplenir, üzerimize düşeni yaparsak sonuca ulaşırız. İslâm dünyası yaşanan zulümlere mahkûm değildir.

