Ebu Derda (R.A.) den Rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Oruç tutmak, namaz kılmak ve sadaka vermekten daha faziletli bir dereceyi haber vereyim mi ” buyurdu. Sahabe-i Kiram:

- Evet! Haber ver, dediler. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“İki kişi arasını bulup düzeltmektir. İki kişinin arasının bozuk olması dîni kökünden yıkar.”

İslâm’ın ara bulma ve hoş geçinme üzerinde ne derece hassasiyetle durduğu görülmektedir. Fakat birçok Müslüman kardeşlerimiz ıslah-ı beyn şöyle dursun, söz getirip götürmek suretiyle dargınlık ve tefrikayı körüklemekte, sevgi ve kardeşlik bağlarını koparmaktadırlar.

Hâlbuki bu hareketler hiçbir zaman Müslümanlığa sığmaz. Müslüman yıkıcı değil, yapıcıdır. Müslüman kırıcı değil, kurucudur. Müslüman ayrıcı değil, yapıcıdır. Müslüman kırıcı değil, kurucudur. Müslüman ayırıcı değil birleştiricidir. Peki, bu nasıl olacak. Şöyle:

ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu:

“Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ’ya itaat edin. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize ve sizden olan ululemire yani idarecilere de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, ALLAH Teâlâ’ya ve ahirete gerçekten inanıyorsanız, onu ALLAH Teâlâ’ya ve Resûl’e götürün, onların talimatına göre halledin; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.”

ALLAH Teâlâ’ya itaat: O’nun Kur’ân-ı Kerîm’de ve Resûlünün tebliğ mahiyetindeki söz ve davranışlarında ortaya çıkan emir ve iradesine uymak, demektir.

Resûlullah (S.A.V.) Efendimize itaat: Öncelikle tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerîm’e ve vahye dayalı sünnete uymaktır. An¬cak “ve” bağlacı ile yetinilmeyip “itaat ediniz” emrinin Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz için de tek¬rar edilmesi O’na itaatin, Kur’an-ı Kerîm’den ibaret olan vahyin tebliğine uymayı aştığı¬nı, kaide olarak bütün davranışlarının örnek edinilmesini, bütün buyruklarının ye¬rine getirilmesini içine aldığını göstermektedir.

Ululemir: Emir sahipleri, emir verme salâhiyeti taşıyan ve bu konumda olanlar yani âmirler, demektir.

Bunlardan maksadın kimler olduğu konusunda: Devlet başkanı, O’nun veya toplumun yetki verdiği yöneticiler ve komutanlardır, âlimlerdir gibi çeşitli anlayışlar ve rivayetler vardır.

“... sizden olan ululemire itaat edin.” buyrulduğuna göre, bunların belli kişiler ve makam sahipleri ol¬duğu, iman ve dünya görüşü itibariyle Müslüman olanlardan seçildiği veya tayin edildiği, meşrû’ buyruklarında bunlara itaat etmek, ALLAH emri ve dinin gereği ol¬duğu anlaşılmaktadır. İslâm dini, gerek kamu hayatında ve gerek özel hayatta ba¬zı sıfat ve özellikleri taşıyan kimselere itaat edilmesini, onların buyruklarının ye¬rine getirilmesini ve söylediklerine uyulmasını istemiştir. Başkan, aile reisi, komu¬tan, ana-baba, bilmeyenlere göre bilenler yani âlimler bunlardandır. Ululemir kav¬ramına bunların tamamı dâhil bulunmaktadır. Kamu hayatındaki ululemir:

- Ya ha¬life gibi ümmetin seçmesi ve biatıyla belirlenir. Onun tayin ettiği yüksek dereceli memurlar da dolaylı olarak ümmetin belirlediği ululemir olurlar,

b- Ya da bir makamın tayinine gerek bulunmadan, taşıdıkları üstün vasıflarla bu yetkiyi elde ederler. Bu üstün vasıflar: “İslâm, ilim ve adalet”tir.

Bilmeyenler, Müslüman, âdil, kâmil ahlâk sahibi ve âlim olan kimselere danışmak, fetva sormak ve aldıkları cevabı uygulamak mecburiyetindedirler. Devlet başkanı ve yöneticiler de bilmedikleri konuları bilenlere sormakla yükümlüdürler. Bu açıdan bakıldığında birinci dere¬cede ululemir: Alimlerdir, ikinci derecede ululemir ise: Yöneticiler, âmirler ve kumanda mevkiinde olanlardır.

“Bir hususta anlaşmazlığa düşmek” ALLAH ile Mü’min kulları arasında olamaz, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ile ümmeti arasında da düşünülemez. Geriye yönetici, yönetilen, bilen, soran... Şeklinde ümmet kalır. Bu çerçevede ümmet arasında bir anlaşmazlık çıktı¬ğında mesele ALLAH Teâlâ’ya ve Resûlüne götürülecektir. Yönetilenlerle ululemir arasındaki ihtilâfta, bu ikincisi de taraf olduğu için tek merci ALLAH Teâlâ ve Resûlü’dür. İhtilâfın tarafları arasında ululemir bulunmazsa, meselenin halledilmesinde onun da, benimsenen idare şekline göre salâhiyeti çerçevesinde devreye girmesi tabi¬idir. Ancak ululemir tasarruflarında ALLAH ve Resûlü’nden bağımsız değildir. 

Ebu Davûd, Edeb:57, No:4919, 2/697

Nisa sûresi:59