ABD, 20 sene sonra Afganistan’dan askerlerini çekerek görünüşte işgale son verdi. Ancak gelen haberlere bakılırsa çekilmesine rağmen Afganistan’da belirleyici olma konumunu sürdürmeye çalışıyor. Ne yazık ki, dünya ülkeleri de 20 yıl Afganistan işgali sırasında yüz binlerce sivilin hayatını kaybetmiş olmasını dile getiren hemen hemen yok gibi. Hoş olsa da netice değişmeyecek ama en azından işgalci bir kenara itilerek işgalcilerden ülkelerini kurtarmak için mücadele edenlerden hesap sorulmaya çalışılmazdı. Çünkü Afganistan’ı barışa ve huzura kavuşturmak için işgal edenlerin ülkedeki hakimiyetleri süresince hemen her gün ülkenin farklı bir köşesinde saldırı ve patlama oldu. Siviller hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin arasında Afganistan devletine ait askeri güçler çoğunluğu oluşturuyordu. Kısacası, ABD işgali altındaki Afganistan’da hem destek vererek oluşturdukları yönetimin askerleri hem de sivil halk kendi ülkesinde yabancı konumuna düşmüşlerdi. Bunun da ötesinde bugün ABD’nin çekilmesi ile birlikte gündeme gelen Afganistan’dan komşu ülkelere göç hareketi ABD çekilmeden de devam ediyordu. Çünkü ülkelerinde bir yandan ABD saldırıları diğer yandan birtakım örgütlerin sürdürdüğü mücadele sebebiyle ülke yaşanmaz hale gelmişti. Sadece huzursuzluk sebebiyle değil, insanlar iş bulamıyor, adeta kendi ülkelerinde esir durumuna düşürülmüşlerdi.

Netice itibariyle Afganlılar kendi memleketlerinde yabancı, işgalciler ev sahibi konumuna geçmişler, Afganlılar başka ülkelerde kendilerine iş aramak zorunda kalmışlardı. Çünkü barış ve huzur getirmek söylemi ile Afganistan’ı işgal edenler bu konuda bir sonuç alamamışlar, belki de almak istememişler, sonuçta da Afganların göçü yıllar boyu devam etmişti.

Gelinen noktada ABD huzur ve barışı sağlayamamış, çekilmek zorunda kalmış ise işgalleri sırasında saldırılarda hayatını kaybeden yüz binlerce insanın hesabını vermeler gerekiyor. Kısacası, dünyada öyle bir düzen kurulmuş ki, güçlü olanlar istedikleri zaman istedikleri ülkeyi birtakım gerekçelerle işgal ediyor, istedikleri zaman da çekiliyorlar. Çekilirlerken de ülkenin geleceğini yine kendileri şekillendirmeye çalışıyorlar.

Bu noktada ABD’nin sicilinin sadece Afganistan değil, Irak ve Suriye’de de bozuk olduğunu, bu ülkelerde de akan kanların sorumlusu olduğu ortada iken hâlâ ortada barış sağlayıcı pozlarında dolaşıyor olması utanmazlıklarının bir ifadesi iken, dünyanın bu cinayetler karşısında kayıtsız kalışı da işin bir başka acıklı yönünü oluşturuyor. Irak ve Suriye’de olduğu gibi Afganistan’da terör örgütlerini destekleyenlerin başında ABD’nin geldiği kimsenin meçhulü değil. Yani, bir yandan terör örgütlerini besleyip eğiterek meydana süren, ardından da barış ve huzuru sağlayacağız diye ortaya atılan ABD bunca yıla rağmen işlediği cinayetlerin hesabını bir kez olsun vermedi. Bunun için ABD’den hesap sorulması gerekiyor ki, 10 binlerce kilometre uzaktan dünyanın çeşitli köşelerine askerlerini barış ve huzur sağlayacağız diye göndermesi engellenmelidir. Çünkü önü kesilmediği sürece kendini dünyanın jandarması yerine koymayı sürdürecek, ülkelerin nasıl yönetilmesini belirleme hakkını kendinde bulmayı sürdürecektir. Bu bakımdan Afganistan izlenirken öncelikli olarak ABD’nin yaptıkları hatırlanmalı ve sorgulanmalı, ondan sonra sıra Taliban’a gelmelidir.