İnsanlara sorarsanız, hemen herkes iş ve aile hayatının her merhalesini birilerine danışarak yaşıyor.

Peki ama gerçek öyle mi

Son iki gündür yazdığım yazıların üstüne üstlük olmak üzere size önemli bir önerim olacak.

Malum, her birimizin yaşadığımız toplumda belli bir konumu ve bu konumla mütenasip üstlendiği rol ve görevler var. Fert olarak, aile çevresinden başladıktan sonra, başta iş hayatı olma üzere yaşamakta bulunduğumuz bu toplumumuzun dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal olmak üzere bütün kademelerinde gelişmesine sürekli olarak katılıp katkıda bulunmalıyız.

Bunu da en iyi şekilde istişare, danışma ve bunlara dayanarak geleceği tasarlayarak yapabiliriz.

İş ve aile hayatımızdaki verimlilik ve kalitenin artması buna bağlı.

Ne dersiniz; yeni bir yılla birlikte bu konuda da daha ciddi bir başlangıç yapalım mı

Artık adına ister "sosyal sorumluluk" deyin, ister "toplumumuza katkı" deyin, fark etmez; yeter ki bugünden itibaren yaşadığınız çevre ve topluma en verimli şekilde katılıp katkıda bulunmaya odaklanalım.

 Önce tasarlamaya ve planlamaya başlayalım.

 Hemen ardından hiç aksatmadan uygulayalım.

Klasik söylemle söylersek, ilim ile amel at başı birlikte yürüsün, çünkü iş ve aile hayatındaki başarı, istikrar ve süreklilik buna bağlı.

Öğrenmenin dört kaynağı nedir

"İlim ve amel" dedik. İsterseniz, beşikten mezara kadar öğrenmemiz farz yani zorunlu olan "ilim elde etme yolunda" neler yapmamız gerektiğini bir kere daha hatırlayalım.

O nun emirlerini öğrenmenin dört yolu vardır:

1. Allah ın gönderdiği Kitab ı/Kur an ı okumak ve ona sorular sorarak sorunları ona göre çözmek.

2. Kur an ı onu getiren Hazreti Peygamber in (s.a.v) anladığı gibi anlamak ve sünnetlerini öğrenmek.

3. Kur an ı bize intikal ettiren ulemanın geliştirdiği usûlü fıkıh içinde anlamak ve onların ittifak ettikleri hususlardan ayrılmamak.

4. En kısa ifadesiyle, sorunları çözülmüş sorunlara benzeterek çözmek.

Bunlara dört delil denmektedir.

Bundan elli sene evvelinde Kur an ı meali ve tefsiri ile okumak sevap sayılmıyordu. Arapça Kur an ezberleniyor ve okunuyor ama kimse mânâsını öğrenmek istemiyordu.

Bugün bu safha aşılmıştır. Artık günümüzdeki insanlar Kur an la meşguldürler. Şimdi yeniden içtihat dönemine girme zamanına gelinmiştir.

"Onlarla istişare et."

"İlim"den sonra "amel" ve "istişare/danışma" dedik.

İlk insan Hazreti Adem den Kur an ın tamamlandığı 632 tarihine kadar insanlık Allah tan alınan vahiyle idare ediliyordu. Kitaplar peygamberlere gelen sözlü vahiylerle yorumlanıyordu. Kur an ın tamamlanmasından sonra artık vahiy son bulmuş, vahyin yerini müsbet ilim ve müsbet ilme dayanan istişare ve icmalar almıştır. Kitaplar artık vahiy ile değil de ilimle yorumlanmış, bunu Kur an öğretmiştir.

Bununla beraber sadece ilim her zaman yeterli değildir. Birçok durumlarda sezilerle yani ilhamlarla karar veririz. Sezilerimizin sağlıklı olması için "çevreye danışmak ve istişare etmek" gerekmektedir.

İstişare/danışma bir kişi ile değil, bir toplulukla yapılır.

Kişi kendi konusuna göre kişileri seçer ve meclis oluşturur. Mecliste olanlara sıra ile sorar. Kendi görüşünü de soru şeklinde ortaya koyabilir. Sonunda aldığı kararı orada beyan eder.

İnsanlar Allah a açılmış birer penceredir. Onlardan gelen sözler kişinin kararına etkili olur.

İstişarenin bazı şartları vardır.

1. Karar baştan verilmişse istişare sadece kararı duyurmak için yapılır. Buna istişare değil de işaret diyebiliriz.

2. İstişare konu ile ilgilenenlerle yapılır. İlgisi olmayanlarla istişare yapılmaz.

3. Karar orada o esnada gelen ilhama göre alınır. Meclis dağıldıktan sonra alınan karar istişare edilmemiş olur.

4. İstişare ile alınan kararlar yine istişare ile değiştirilebilir. İstişare ile alınan karar alanları bağlar. İstişare ile karar değiştirilmedikçe aksi harekette bulunulamaz.

Kur an istişare/danışma konusunda neler emretmiş

Bu vesileyle bir kere daha hatırlayalım.

Kur an, "Onların işleri aralarında meşveretledir." (42/38) diyerek, ortak işlerin meşveretle yapılması gerektiğini emretmiş; "Onlarla istişare et." (3/159) emriyle de bütün ilgililerle istişareyi emretmiştir.