İran petrol fiyatlarının düşüşü sonrası hem ekonomi hem de dış politika konularında kaçınılmaz olarak sendeleme yaşayan ülkelerin başında geliyor. Zaten ambargolar sonrası büyük bir ekonomik kriz içerisinde bulunan ülkede, bu gidişatta alternatif politikalar hiç olmadığı kadar tartışılıyor.
Böylesi bir durumda İran’ın tek seçeneği ise, ambargoların yumuşatılmasına olanak sağlayacak müzakerelerin sonuca ulaştırılması.
Nasıl o kadar derdin içerisinde Türkiye’nin en temel fokusu Kürt meselesi üzerine olmak zorundaysa, aynı durumla İran’da müzakereler konusunda karşılaşılıyor denilebilir.
Ülke kendi Yeni-Pers imparatorluğu eksenli dış politikasında sahip olduğu vekil gruplarıyla hâkimiyet alanını korumak ve geliştirmek amacını güdüyorken, diğer taraftan da Zarif liderliğindeki ekip aracılığıyla Batı ile olan ilişkilere yön verme ve mümkünse ambargoları yumuşatma peşinde.
Ancak mesele sanıldığı kadar pürüzsüz değil ve İran kendi içerisinde konuyla ilgili hiç olmadığı kadar bölünmüş durumda.
Eskinden bu yana köklerini görebileceğimiz Batı ile ilişkiler ve müzakereler konusundaki ülke içi kutuplaşma ülkedeki dış politika yapımcılarını oldukça zor durumda bırakıyor.
Ruhani yönetimini atılacak adımlar konusunda oldukça zor durumda bırakan muhafazakâr baskı, artık sadece dolaylı yollardan köşeye sıkıştırıcı metotlarla değil doğrudan müdahaleyle dış politikada adım atabilme kapasitesine darbe vurabiliyor.
Aslında eskiden bu yana bu tarz kısıtlayıcı kapasiteye sahip olan İran devleti, şu ana kadar kötü giden ekonomiyi düzlüğe çıkarmak adına bazı esnemeler yapmayı kabul etmişti. Hamaney’i bile etkileyen böylesine büyük bir algı bugünler de ise tersine dönme ivmesi kazanmış durumda.
İran’da kapalı kapılar arkasında yapılan kulisler, müzakerelerin belli aşamalarında özellikle İran ve ABD arasında anlaşmanın tamamlandığı, yani Kerry ve Zarif’in orta noktayı bulduğu, ama Zarif’in Tahran’a döndükten sonra Kerry’yi arayıp bu işin olmayacağına dair geri adım attığını doğruluyor.
Yani Brüksel’de Kerry ile anlaşan Zarif, Tahran’a dönünce Hamaney’in baskısıyla İran için büyük önem arz eden müzakerelerde ulaşılan uzlaşmayı geri alabiliyor.
Bu durum İran’da Ruhani yönetiminin dış politikada gerçekte ne kadar sembolik olduğunu gözler önüne seren son gelişmelerden sadece bir tanesi. İran’ın nükleer müzakerelerde nasıl taktik değiştireceğini ise önümüzdeki yazılarda inşallah kaleme alacağız.
Öğretmenlere silah eğitimi
Pakistan’da Taliban’ın geçen ay bir okula saldırarak 150 kadar öğrenci ve öğretmeni öldürmesinin ardından, bu tür saldırılara karşı sıradışı bir önlem alındı.
Pakistan’ın kuzeybatısında öğretmenlere silah kullanma eğitimi veriliyor. Bu yöndeki karar, geçen ay Taliban militanlarının Peşaver’de bir okula saldırarak çoğu öğrenci yaklaşık 150 kişiyi öldürmesinin arından geldi. Özellikle kadın öğretmenler silah eğitimine büyük ilgi gösteriyor. Bir süredir silah kullanmak için eğitim alan 11 kadın öğretmen de okulda silah taşımaya başladı.
Bu arada Pakistan’ın kuzeybatısındaki Haybar Pakhtun Huvah eyaletinde güvenlik güçlerinin aracına düzenlenen bombalı saldırıda dört güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi.