Suriyeli Duraid Lehhem, nam-ı diğer Ğavvar Toşe, bütün
Ortadoğu da haklı üne sahip bir komedyandır. Onun bu durumu UNICEF in de
gözünden kaçmamış olacak ki, 1999 yılında kendisine Angelina Jolie benzeri
`Ortadoğu iyi niyet elçisi görevi tevdi edildi. Lehhem, 2004 yılında Lübnan da
yaptığı bir konuşmada, ABD Başkanı George W. Bush ve Ariel Şaron u Hitler ile
kıyaslamaya kalkışınca iyi niyet elçiliği görevi de behemehal elinden alınmış
oldu.
Şu anda Irak Başbakanı Nuri el Maliki de benzer durumla
karşı karşıyadır. ABD, İran ekseni dışında olduğuna inandığı Maliki ye,
dayanabileceği payandalar ile birlikte kendisine cem ettiği sorumluluk
anlayışıyla, bir nevi beatnik kuşağı nı çağrıştıran (beat generation)
uygulamalarıyla Irak ın mezhep kargaşasına sürüklenmesine neden olmuştur.
Görüldüğü üzere Maliki, bütün bu uygulamaları yaparken
ABD nin örtülü desteğini hep arkasında görmüş ve Zât-ı Şahanelerinin
Ortadoğu daki etnisiteye dayalı (Kürt, Türk, Arap) ayrıştırma projelerinden
sonra, planın ikinci ayağını oluşturan mezhep (Şii, Sünni) kavgalarının
yaygınlaştırılmasına da adeta çanak tutmuş ve uygulamalarıyla bunu
pekiştirmiştir. Bu nedenle Maliki, sadece Irak ta değil, başta Suudi Arabistan
olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesinde adeta istenmeyen adam (persona non grata)
durumuna düşmüştür.
Böylelikle Maliki, rasyonel çözüm anlayışından uzak,
yanlış ve taraflı uygulamalarıyla Irak ı dağılma ve bölünme sürecinin içerisine
sokmuştur. Bu yanlış uygulamalardan hoşnut olmayan Irak Sünnilerin, İŞİD ile
kutsal ittifak (holy alliance) kurmalarına zemin hazırlamıştır. Sünni nüfus,
başını İzzet İbrahim el Durri nin çektiği, Irak Baas ideolojisine bağlı
Nakşibendî Ordusu, Irak Ulusalcıları, Selefiler, Ensar el İslam gibi önemli
gruplar güçlerini tek çatı altında birleştirerek İŞID etrafında şemsiye
oluşturmuşlardır.
ABD ile örtülü ithal ikamesine dayalı siyasi politikaları
tıkanma noktasına gelen Nuri el Maliki, siyasi ve mezhep kutuplaşmasıyla da
Irak ı iç savaşın orta yerine sürüklemiş oldu. ABD, önceden belirlenmiş olan bu
planın uygulanmasında büyük oranda yıpranacağını hesapladığı Maliki ye bütün
faturayı yükleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır. Hedefe ulaşan ABD
yönetimi ise, Maliki yi çoktan gözden çıkarmıştır. Bunun üzerine Maliki, İran
ile yakınlaşarak Irak taki gücünü pekiştirmeye çalışmıştır.
Başkan Obama, son yaptığı basın toplantısında Irak ın
muhtemel geleceğiyle ilgili ipuçlarını da vermiş oldu. ABD, dolaylı olarak
Maliki nin üçüncü dönem başbakanlık görevini kısıtlayacak önlemler üzerinde
yoğunlaşacağı ve Haziran sonunda Maliki nin yeniden başbakanlık koltuğuna
oturmaması için çaba içerisinde olacağı hususunda yavaş yavaş bazı uygulamalar
belirginlik kazanmaya başlamıştır. Burada amaç, olayların Batı Bağdat a
sıçramasını ve Sünni hareketin daha fazla güçlenmesini önlemeye yöneliktir.
Bunun gerçekleşmesi durumunda, Yemen benzeri uygulamalarla IŞİD e yönelik hava
operasyonlarıyla gücünün kırılmasına çalışılacaktır.
İran, Suriye sorununun barışçı yollarla çözümü konusunda
Sünni nüfusun ağırlıklı olduğu Humus kentinde kurmayı amaçladığı Barış Ofisi
açıklamasının hemen akabinde Musul daki gelişmelerin başlaması dikkat
çekicidir. Aynı anda, Musul da saklı tutulan pandoranın ağzı açılmış ve içinden
mezhep kavgasına zemin oluşturacak İŞİD formülü ortaya çıkmıştır.
İslam coğrafyasında ortaya çıkarılmaya çalışılan Sünni
ve Şii ayrışmasını, kimileri ısrarla İslami değerler piramidinin tersinden
okumaya çalışmaları yadırganacak bir tutumdur. Batı nın Irak politikası,
kaybet ki, kazanabileyim anlayışına bağlı bir paradoks oluşturmaktadır. Bu
nedenle, mezhep ayrışmasını tetikleyebilecek ve İslam medeniyetine büyük
darbeler indirebilecek bu gibi bubi tuzaklarından uzak durmanın faydaları olsa
gerek.
Aslında Batı, İŞİD üzerinden İslami değerleri hedef almış
durumdadır. Yazılı ve görsel basına servis edilen insan kafalarının yerde
sürüklenmesi, aslında bir yerlere mesaj vermeye yönelik bir planın
uygulanmasıdır. Bu tür fabrikasyon haberlere de daha ihtiyatlı yaklaşmada fayda
vardır. Bunun benzer örneklerini Körfez Savaşı sırasında tüm dünya yakından
izlemişti.
Körfez de petrole bulanmış kuşların görüntüleri hâlâ
hafızalardadır. Daha sonra bu kuşların, Exxon-Valdez adlı tankerin yaptığı kaza
sonrası Alaska da denize yayılan petrolden etkilenen kuşlar olduğu ortaya
çıkmıştır. Keza, Çöl Fırtınası Operasyonu sırasında ABC News te yayınlanan
Nightline adlı programda, Carl Sagan, olası petrol kuyusu yangınlarını
1815 te Endonezya da yaşanan Tambora volkanı felaketine benzeterek felaket
tellallığı yapmıştı.
Irak ta, tehlikeli yönelişleri beraberinde getirebilecek
olan mezhep ayrışmasına karşı tüm Müslümanlara büyük görevler düşmektedir.