Arap Baharı, yükselen terörist faaliyetler, artan alternatif hareketler derken Ortadoğu bölgesi her geçen gün karmaşıklaşan bir kaos ortamına doğru sürüklendi. Bu kaostan birinci derece etkilenen ülkelerden birisi de şüphesiz Irak oldu. Irak bugün Suriye gibi paramparça, bütünlükten uzak, Saddam dönemini arar hale getirildi. Bu parçalanmışlık yetmezmiş gibi gerilimde taraf olan kesimlerin kendi aralarında da çekişme içerisine girmeleri Irak’ı büyük bir çıkmaz içerisine sokuyor. Böyle giderse başta Bağdat olmak üzere birçok mekânın tabiri caizse cehenneme çevrilmesi süreciyle karşılaşabiliriz.

Bahsedilen bu son olaylar Irak’ta Kürtler ve IŞİD dışında çekişmenin bir tarafı olan Bağdat yönetimi içerisinde cereyan ediyor. ABD’nin çekilmesi sonrası Bağdat yönetiminin teslim edildiği Maliki ve çevresi, görünen o ki büyük bir tasfiye sürecine maruz bırakıldı. IŞİD konusunda başarısız oluşuyla en genel anlamda suçlanan Maliki yönetimi ise kaybettiği desteğe rağmen yönetimi kolay kolay teslim etmeye niyetli görünmüyor. Daha önce Bağdat’ı kuşatma altına alan Maliki’nin en son olarak Cumhurbaşkanlık binasını da kuşatma altına alması, başta Bağdat olmak üzere tüm ülkedeki şiddet sarmalına bir çarpan etkisi yapacağa benziyor.

Maliki’nin Tasfiyesi

Basında Maliki’ye darbe olarak da bahsedilen bu tasfiye, seçimlerde üstünlüğü ele geçirmiş olan Şii Ulusal İttifakı’nın Maliki’den desteğini çekmesiyle başladı. Cumhurbaşkanı Masum’un hükümet kurma görevini İttifak’ın Maliki’ye karşı aday gösterdiği Haydar el-Abadi’ye vermesiyle de hem tasfiye süreci devam etti hem de Maliki cephesi karşı atağa geçmeye karar verdi. Maliki bir taraftan yeni hükümeti kurmakla ilgili Cumhurbaşkanı’nın görevlendirme işleminin Anayasa’ya aykırı olduğu üzerinden yasal bir zeminde, diğer taraftan ise önemli stratejik mekânları kuşatarak kaba kuvvet zemininde hamlelerini sıraladı. Ancak Maliki ne kadar direnirse dirensin bu hamleler onun son çırpınışlarıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. İçerideki meşruiyeti tamamen kaybolmuş olan bir yönetimin uzun süre ayakta kalması neredeyse imkânsızken, dışarıda da meşruiyetini yitirmesi Maliki için sonun habercisi gibi.

Maliki’nin Yalnızlaşması

İçerde yalnızlaşan Maliki’nin dışarıdan da hiç destek bulamaması kendi yönetimi için büyük bir handikabı beraberinde getiriyor.  ABD daha baştan Cumhurbaşkanı Masum’u destekleyince, Maliki Anayasanın ihlal edilmesini desteklemekle ABD’yi suçladı ve ABD ile iplerin kopmasına neden oldu. Ancak daha da önemli bir nokta yıllarca Maliki’yi destekleyen İran’ın da Maliki’den desteğini çekmesidir. İran stratejik olarak Irak’taki önceliğini Şiilerin en kısa zamanda yeniden birliğinin sağlanması şeklinde açıkladı. Dolayısıyla İran için kişilerden ziyade, öngörülen hedefin gerçekleştirilmesi önemli görünüyor. Ancak işin aslına bakılırsa İran için Maliki’ye verilen desteğin sona erdirilmesinde farklı nedenler de bulunmaktadır. Örneğin İran basınında birkaç haftadır “Maliki Sorunu” başlıklı yayınlar yapılmaktaydı ve Maliki’nin özellikle IŞİD konusundaki başarısızlığı ve İran’ın çıkarlarını yeterince koruyamadığı dillendiriliyordu. Bu da Kasım Süleymani liderliğinde Irak’taki her olayda bir şekilde parmağı olan İran’ın Şiilerin desteğinin farklı kanallara kaymasının perde arkasındaki rolünü gözler önüne seriyor.

Irak’ın Geleceği Sorunu

Irak’ta küçük bir iktidar alanında gelişmeler bu şekildeyken, bu yaşananların Irak’ın geleceğine ne kadar etki edeceği mevzuu hayli tartışmalıdır. Maliki çok kısa bir süre içerisinde tasfiye edilebilir. Şiiler yeniden birlik olup, Bağdat yönetimi dış aktörlerin vekilliğini yeniden en sağlıklı şekilde yerine getirebilir. Ancak tüm bunlar Irak’ı içerisinde düşmüş olduğu kaostan kurtarmaya kısa süre içerisinde yetmez. Çünkü Irak’taki çatışma haritası zannedilenden de daha büyük alanlara karşılık geliyor. ABD’nin desteğini arkasına alan Kürtlerin ve uzun zamandır Suriye ve Irak’ta politik yapı ve kurumları birbirine katan IŞİD’in her geçen gün güçlenen varlıklarının yanında bir de Bağdat yönetiminin devreye girmesi olayı hangi boyutlara taşır ve ne kadar gerilimin kontrol altına alınmasına öncülük eder büyük bir tartışma konusudur. Hülasa Irak’ı büyük bir çatışma ve gerilim dönemi bekliyor. Umut ediyoruz ki Türkiye de dâhil Irak ile ilgisi bulunan tüm aktörlerin liderliğiyle bu çatışmalar bir an önce kontrol altına alınır.