Osmanlı toplumunda yaygın olan kuş evleri ile ilgili
detayları okuduğumda, ecdadımızın insanlıkta ne kadar önde olduklarını
düşündüm. Osmanlı toplumu yardımlaşmaya büyük önem veren bir toplumdu. Yoksul
kızların çeyizleri ve kimsesiz yaşların bakımı için kurulan vakıflar, sadaka
taşları, yoksul çocukların eğitimi için yapılan çalışmalar onların bu konuda ne
kadar hassas olduklarını gösteriyor. Bu çalışmalara dâhil edilen korunaksız
hayvanlar ise oldukça ilginçtir. İtina ile yapılan kuş evleri Osmanlı
toplumunun ruh inceliğini ve adalet duygusunu yansıtan bir çalışmadır.
Ecdadımız, yaşadıkları mekânları İslam a göre
şekillendirerek dini yaşamın her alanına yaymışlardır. Kervansarayları,
hanları, kuş evlerini, çeşmeleri, yardım derneklerini kurarken sadece Allah ın
rızasını düşünmüş ve çalışmalarını ibadet şevkiyle yapmışlardır. Kuş evleri bu
yapılar arasında önemli bir yere sahiptir. Nitekim farklı kültürlerde kuşlar
özgürlüğün ve cesaretin timsali olarak gösterilse de, barınma noktasında bir
önlem alınmamıştır. İslam ı yaşamlarının tamamına taşıyan Osmanlı toplumunda
ise camilere iliştirilmiş küçük kuş evleri vardı. Kuş evleri bina cephelerine
küçük hücrecikler şeklinde yapılmaktaydı. Bunlara Nevşehir deki Kurşunlu Camii
Kütüphanesi, Taksim Maksemi, Üsküdar Ayazma Camii, 3 Selim türbesi İbrahim Tennuri Çeşmesini örnek olarak
verebiliriz.
Kuş evleri genellikle, köşklere cami ve mescidlere,
medreselere, hanlara, kütüphanelere, köprülere ve çeşmelere bitişik yapılır ve
kuşların burada beslenmesi ve barınması sağlanırdı. Kuş evlerinin insanların
uğrak yeri olan mekânlara inşa edilmesi oldukça manidardır.
İslami hassasiyetleri ile tanıdığımız ecdadımız, ruh
inceliğini inandıkları dinden öğrenmekte, empati, şefkat ve adalet gibi
değerlere sımsıkı sarılmaktaydılar. Onların adaleti bütün canlılara
ulaşmaktaydı.
Ne yazık ki günümüzde bu dengenin tamamen alt üst
olduğunu görmekteyiz. Bir tarafta kendilerini hayvan dostları olarak tanıtan
fakat kendi türüyle kavgalı olan kesim var diğer tarafta ise şefkatini insana
ve diğer canlılara üleştirmekten kaçınanlar var.
İslam bize her konuda olduğu gibi bu konuda da dengeyi
tavsiye eder. Yani bütün canlılara şefkatle yaklaşmamızı öngörür. Bunu
başaramayanlar insanlıkta eksik kaldıklarını kabul etmelilerdir.