Ana rahmine düştüğü andan itibaren, muhteşem insan bedeni en ince ayrıntısına kadar oluşmaya başlar. İki hücrenin birleşimi ile başlayan küçücük hayat, yaklaşık 100 trilyonluk muhteşem insan bedenine ulaşıncaya kadar devam eder. Fakat insanın yaratılışı 100 trilyon hücrelik bu muhteşem inşa ile bitmemektedir. Allah, bedendeki trilyonlarca hücreyi o insanın hayatı boyunca tekrar tekrar, sürekli olarak yeniden inşa eder. Kalbimiz sürekli atar. Kendi elektrik akımını sürekli kendi oluşturmaktadır. Buda kalbin atışının devamlı olmasını sağlar. Öyle ki kalbin hücrelerinden tek biri bile dışarı çıkarılıp kanla beslendiği taktirde bile o minicik hücre sürekli atmaya devam edecektir.
İnsan, hayatı boyunca aynı simaya ve aynı bedene sahip olsa da aslında bedenindeki hücreler, 3 ay öncesi ile aynı değildir. Yüzü, saçları, cildi, iç organları dahi yepyenidir. Örneğin sürekli yenilenen insan iskeleti 80 yaşına gelindiğinde toplam 14 kez baştan aşağı yenilenmiş olur. Allah bu yeni inşayı insana sürekli bir nimet olarak sunar. Öyle ki, bir yerimiz kesildiğinde oranın en kısa zamanda kapanacağını, bir ameliyat sonrasında yaramızın iyileşeceğini çok iyi biliriz. Kısa sürede bu bölge, hızlı bir çalışmayla yeniden yapılandırılır. Oysa o esnada meydana gelen bir dizi akıllı işlem hakkında hiç birimizin bilgisi yoktur. Parmağımızın kesilen kısmının nerede olduğunu bir yıl sonra hatırlamayız bile. Çünkü kesilen kısımdan eser yoktur. İşte Allah insanları yarattığından beri, vücudun herhangi bir yerinde oluşan hasar hücrelerimiz tarafından kısa sürede devamlı tedavi edilmiştir. Bunun sebebi, Yüce Rabbimizin muhteşem bir sanat, mükemmel bir estetik ve üstün bir kudret ile, sürekli olarak yaratması, insanı sürekli olarak inşa edip yenilemesidir.
Rabbimizin bir ayeti şöyledir:
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak’ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (Müminun Suresi, 14)
İnsan bedenindeki bu yenilenme ve inşa, hücrelerin içinde de gerçekleşir. Bir hücrenin içinde ayrı bir alem yaratan Yüce Allah, bu muhteşem alemi de sürekli olarak yenilemektedir. Hücrenin yapı taşı proteinler, sürekli üretilmektedir. Proteinleri üreten DNA, sürekli onarım ve düzenlenme halindedir ve elbette sürekli kopyalanarak çoğaltılır. Şaşırtıcı olan, bu olağanüstü yenilenmeye rağmen hücre içindeki düzenin hiçbir zaman bozulmaması, ortaya çıkan yeni yapıların görevlerini hiç şaşırmamalarıdır. Yeni üretilen DNA enzim üretmesi gerektiğini, üretilen enzim ise hangi reaksiyonda etkili olması gerektiğini mutlaka bilir. İşte Ulu Rabbimizin yaratmasındaki güzellik, eşsizlik, olağanüstülük bu şekilde insanlara sergilenmiştir. Fakat elbette bunu görebilmek için temiz bir aklın, açık bir vicdanın olması şarttır. İnsanı temiz bir akla ve açık bir vicdana ulaştıracak şey ise yalnızca samimiyettir. Bir insan samimiyetle düşündüğünde, tek bir hücredeki akıl ve sanatın onu ulaştıracağı tek gerçek, Yüce Allah’ın mutlak ve kesin varlığıdır.