İnsanlığın değerinin olmadığı şu zaman sürecinde gelişmeler tedirgin edici. Durup dururken bir ülkenin hedef seçilmesi ve merkez olmasının bir anlam ve niyeti olmalı. Niyetlerin sahipleri kimlerdir ve niçin? 

Müslümanların on yıllardır büyük bir baskı ve kuşatma altında olduğu gerçeği yadsınamaz. Bu, bir savaş aynı zamanda. Soğuk ya da sıcak fark etmiyor. Savaş savaştır. Savaşlar savaş alanlarında ve cephede verilir. Savaşlarda siviller hiçbir zaman hedef değildir İslâm hukukunda. Çünkü onlar günahsız ve suçsuz. 

Batı, savaşların ve çatışmaların kurgulayıcısı. Çıkar her şeyin önünde. İnsan hiç de değerli değil böyle bir zamanda. Kendi insanını da feda edebiliyor. Bunu New York’taki ikiz kuleler olayında gördük. Savaş açtığı toplumların köklerini kurutuyor. Kentlerini insanlarıyla birlikte ortadan kaldırıyor. Yersiz ve yurtsuz bırakıyor.

AB’de bir İngiltere sorunu var gibi. Görünüm öyle. Katolik Hıristiyan birliğin dağılması bir sorun. Diğer yandan İngiltere, Amerika, İsrail birlikteliği vazgeçilmez bir güç. Bunlar birbirlerini kollar ve korurlar. Fakat, gene de bir soru, Neden İngiltere terör ile sınanıyor? İngiltere neden görünür bir şekilde olayların içine çekiliyor?

Batı’da bir anti İslâm duygusu giderek ağırlık kazanıyor. İngiltere’de uzun yıllardır Müslümanlar var. Onlar bugüne değin olayların içinde yer almadılar. İnsani ilişkilerde yakınlaşmalar oluyor doğallıkla. Müslümanların en rahat yaşadığı ülkelerin başında İngiltere geliyordu. Ve artık ciddî bir tedirginlik var. Her Müslüman orada artık bir suçlu konumunda. Geçmişleri ne olursa olsun fark etmiyor. 

Vatikan’ın 1960 yılında başlattığı dinler arası diyalogda lehlerine sonuçlar elde edildi elbette. Müslümanlarda Hıristiyanlık ya Yahudilik İbrahimî dinler algısı, duygusu oluşturuldu. Bu hareket ile Müslümanlara çözülmeler oldu. 

Hıristiyanların görünürde din sorunu yok gibi görünüyorsa da bu olaylarla kendi dinlerine, kültürlerine sahip çıkma duygusu ağır basıyor ister istemez. 

Kimi durumlarda mesafeli olmak asıl güç merkezlerini rahatsız ediyor. Aktif olunması gereği ihsas ediliyor.

İngiltere şimdi daha çok duyarlı olmak zorunda. Londra’da başlayan olayların art arda patlaması, sürmesi ve önlenememesi bir soru? O zaman belli bir güç veya güçler daha aktif olunması gerektiğini anımsatıyor.

İngiltere, Müslüman coğrafyada paysız kalıyor diye bu gerilimlerden uzak duruyor olabilir mi? Bu duygudan ötürü mü gerilimin içine çekiliyor? Vicdani bir sorumluluk duyuyor olabilir mi. Devletler elbette duymaz, soğukkanlıdırlar ama insanlar sonuçta insandır…

İngiltere’de ki patlamalar şok etkisi uyandırıyor. İnsanlar ateş üstünde. Korku ve tedirginlik bir travma oluşturuyor.

İnsanlığın bir vicdanı var. Vicdanın ağırlığı altında eziliyor ister istemez.

İnsanlar hangi kültür ve düşüncede olurlarsa olsunlar bir araya geldiklerinde, birbirlerine muhatap olduklarında birbirlerini anlıyor ve tanıyorlar. Batılıların en tanımadığı ve merak ettiği insanlar Müslüman’ladır. Müslümanların bilinmesi, tanınması ve muhatap olunması kimi güç odaklarını tedirgin ediyor.

Nefretin boyutları büyüyor. Artık Hıristiyanlar için Müslümanlarla bir arada olma gibi zorunluluğu yok. Çünkü onlar terörün besleyicileri veya kendileri.

Bir bakıma küresel emperyalizmin özellikle Müslümanlar üzerinde oluşturduğu kıyım, katliam ve acımasızlık insanlık vicdanında bir soru oluşturuyor. Bu olaylardan sonra vicdanların üzeri de külleniyor. Müslümanların ne hâli var ise görsünler.

Büyük nefret ve öfke insanlığın bir aradalığını engelliyor.