“Sunuluş Düzeni”

Disiplin; düşünce, ifade ve eylem bütünlüğü sağlama faaliyetidir. Bu faaliyet, önceliklerin belirlenmesiyle şekillenir. Öncelikleri belirlemek ise bir “sunuluş düzeni” ister. Ancak bu sayede ifade edilenler anlam kazanır, düşünceden eyleme dönüşen bir duruş mümkün olabilir. Böylelikle hayatın her alanında akılla imanı buluşturan çözümler sıralanabilir. Geleceği şekillendirecek çözümler üretmek için bir indeksiniz var mı?

“Ufuk Dizini”

Günümüzde insanların diploma sahibi olmasının değil, sahip olduğu bilgiyi kullanabilecek yetkinliklerinin önemli olduğu ortadadır. Bunun için büyük resmi görebilme ve çözüm üretme konusunda yetkinlikleri geliştirecek bir ufkun beslenmesi gerekmektedir. Bunun için başka ideolojilerin uzantısı olmak yerine, kendi karar mekanizmasında gelişimi gösteren bir indeks oluşturulmalıdır. Böylelikle nicelik ve değerler ilişkilendirilerek meselelerin köküne inecek bir öğrenme alışkanlığı geliştirilmelidir.

Bu açıdan geçmiş değerlendirildiğinde, hizmet etmek için konuma değil, hizmet bilgisine ihtiyaç olduğu görülür. Çünkü kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirmelerle yol alan bir bilgi, dönüştüren bir bilgidir. “Hâl dili”ne dönüşecek bu bilgi ile önce yeni bir bakış açısı, sonrasında davranış biçimini değiştirecek seçenekler oluşturulabilir. Bir “dizin” sırasına vakıf olan bu müktesebatla, parçadan bütüne giden bir metot ve bunu besleyecek multi-disipliner bir yaklaşımla sonuç alınabilir.

“Yeni Nesil Sorumluluk”

İslam’ın “iktidarı ele geçirmek” değil, “iktidarı sınırlandırmak” gibi bir mesajının olduğunu ve bunu “hak” kavramı üzerine bina ettiğini anlamadan, Milli Görüş’ün milletimize nasıl rehberlik ettiğini anlayamayız! Bu noktada, sorunları milletinin dünya görüşünü esas alarak çözerek millete yol göstermek “hoca”lıktır! Herkesin kendi alanında sergilemek zorunda olduğu bu “hocalık” için terminolojimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.

İnsana yeni bir düşünce, yeni bir beceri ve yeni bir araç donanımı sağlayan bu hamle, başarıyı anlamlandıracak bir indeks barındırmalıdır. Öncelikle “neyiz, kimiz, ne yapıyoruz, niçin yapıyoruz ve nasıl yapmalıyız” sorularının “güncel karşılık” bulması sağlanmalıdır. Alternatif sunarak, “müjdeleyici” ve “kolaylaştırıcı” unsurlar belirlenmelidir. Milli Görüş terminolojisinden beslenen yeni nesil bir iletişimle, gerçekleştirilecek mücadele tutku ya da talep olmaktan çıkarılmalı, yeniden sorumluluk hassasiyeti kazanması sağlanmalıdır.