İktidar sözcüleri sıklıkla “faize karşı olduklarını” açıklıyor ve “faizle savaştıklarını” söylüyorlar.

Bu konuda iyi niyetlerinden asla şüphemiz yok.

Ama bu savaşta sadece iyi niyetli olmak yetmiyor.

Bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Tecrübe sahibi olmak gerekiyor.

Tüm dünyanın konuyla ilgili deneyimlerinden yararlanmak gerekiyor.  

Yani faizle savaşta başarılı olmak için kafanızdan koymuş olduğunuz kurallar her zaman yeterli olmayabiliyor.

Kafanızdan geçirdikleriniz yeterli olmayınca da faizi imha edelim derken ihya etmiş oluyorsunuz.

“Faizin ihya edildiğini de nereden çıkarıyorsunuz” diye merak edenlere bankaların açıkladıkları kâr oranlarına şöyle bir nazar atmalarını tavsiye ederiz.

Banka kârlarında rekorlar kırılıyor.

Yani en kârlı dönemlerini yaşıyorlar.

Bu durumun devamı için de kâr payı dağıtma izni istiyorlar yani BDDK’ya başvuruda bulunuyorlar.

Hal böyle olunca faize karşı olduklarını ve de faize karşı savaş açtıklarını savunan iktidar sözcülerinin bir durum değerlendirmesi yapmaları gerekmiyor mu?

Elbette gerekiyor!

Mutlaka “biz nerede yanlış yapıyoruz” diye kendi kendilerine sormaları gerekiyor.

“Faizle savaşımızda aldığımız tedbirler faizle iştigal eden çevrelerin canına okuması gerekirken onları ihya eder hale gelmişse bir yerde yanlış yapıyoruz” demeleri ve buna göre yeni politikalar üretmeleri şart.

Faizle savaşta sadece politika faizini düşürmenin yeterli olmadığı artık idrak edilmeli.

Politika faizinden çok piyasa faizini indirecek formüller üzerinde kafa yorulmalı.

Bunlar yapılmazsa ne mi olur?

Ne olacak bankalar bugün olduğu gibi yine kâr rekorları kırmaya devam ederler.

Yani imha edilmek istenen faiz ihya edilmiş olur.

Faizle savaş lafla başarılabilecek bir şey değil.

Mutlaka isabetli ekonomi kararlarını almak gerek.

İsraftan kaçınmak gerek.

Gereksiz yatırımlardan uzak durmak gerek.