Muhterem Müslümanlar!

Yemek-İçmek ve cinsel ilişki bakımından insanlarla hayvanlar birdir. İnsanlar acıkınca sofralara konulan yiyecekleri yer mutlu olurlar; hayvanlar da yemyeşil çayırlara salınıp otlar, onlar da öyle mutlu olurlar. Cinsel ilişki konusu da aynen bunun gibidir.

Ancak, insanı hayvandan ayıran en belirgin özellik imândır.

Allah (c.c.), mü’min olmak isteyenden bir kelime istiyor. O kelime de, kelime-i şehadet’tir. Bu kelimenin kalp ile tasdikini dil ile de ikrarını istiyor. Kalp ile tasdiki olmazsa dil ile söylemenin hiç önemi yok. Her sabah namazında Peygamberimizin arkasında 365 münafık namaz kılıyordu. Bunlar kelime-i Şehadeti dil ile söylüyorlardı, kalb ile tasdik etmedikleri için ebedi Cehennemde kalmaya mahkûm idiler. Neden Çünkü bunlar dil ile söylediklerini kalp ile tasdik etmiyorlardı. Demek ki, imânın karargâhı kalptir. Kalp ile tasdik olmadıktan sonra inandım demenin hiç bir önemi de faydası da olmaz. İman olmadıktan sonra amel ile Cennete girilmez.

İman, kalbin sıfatıdır, kabul demektir.

İslâm ise teslim mânâsında uzuvların sıfatıdır. İnanılanı yapmak, emirleri yerine getirmek demektir.

Mü’min, inanmış insandır.

Müslüman, inandığını tatbik eden, inanç esaslarını bütün uzuvlarıyla ispata çalışan insandır.

Peygamberimiz Efendimiz:

“İman temenni ile değil, fakat o, kalpte yerleşen ve ameli de onu doğruladığı şeydir” buyurmuştur.

Kur’ân-ı Kerim’de imân ile amelin beraber yürütülmesini emreden 60’ın üzerinde âyet vardır.

Muhterem Müslümanlar!

İmanlı olduğumuzu ispat edebilmemiz için iki şahide ihtiyacımız var: Bunlar:

a- Amel

b- İbadettir.

Amel-i salih ve ibâdetli hayatımız yoksa imânlı olduğumuzun alâmeti olmaz. Kur’ân-ı Kerim’de Ankebut Suresi 1, 2, 3.’cü âyetler bu hususu  beyan eder. Kur’an’ın ayetlerini hayatımızda tatbik etmedikten sonra “imân ettik” demenin anlamı olmaz. Amelin de çokluğu değil, güzelliği esastır. (Mülk Suresi. âyet: 2)

Dünyamızı, amellerimizi, niyetlerimizi dileklerimizi İslâm ile yenilemeliyiz. Kelime-i Tevhid’i söz ile söylemek mes’ele değil, onu herkes söylüyor; amma Ashab-ı Kiram gibi söyleyemiyor. Bizler Ashab-ı Kiram gibi söyleyelim.

İman eden, sulha ve emniyete kavuşur. Çünkü imân, sulh ve sükûna ulaştırır. Korkuları yok eder. Emniyet hissi verir. Kur’ân-ı Kerim’de buyurulur ki: “... Eğer imân ediyorsanız en üstün sizsiniz...” (Âl-i İmran Suresi, âyet 139)

İmanımız bizi herkesten ve her şeyden değerli kılar. Hiçbir zaman aşağılık kompleksine kapılmayın. İlmi dirayete, medeni cesarete sahip olursanız İslâm’ın izzetine kavuşursunuz.

Kuvvetli ve köklü imân zor anlarda sarsılmayan imândır. Sağlam olmayan imân ise meşakkatler karşısında hemen sarsılır. (Ankebut Suresi, âyet: 10)

Muhterem Müslümanlar!

Yaşadığımız ülkede herkes dini inanç hürriyetine sahiptir; fakat dini yaşama hürriyetine sahip değildir, hiçbirimiz Müslümanlar olarak inancımızı yaşama hürriyetine ve salâhiyetine sahip değiliz. Yaşantımızda bunu hep hesaba katmak zorundayız.

Muhterem Müslümanlar!

“İman edip sâlih ameller işleyenler insanların en hayırlılarıdır.” (Beyyine Suresi,

âyet: 7)

“Erkek veya kadın, mü’min olarak kim iyi amel işlerlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzel ile veririz..” (Nahl Suresi. âyet: 97)