İLİMLER tarihini inceleyenler bugünkü ilimlerin
kurucusunun Müslümanlar olduğunu göreceklerdir. Müslümanlar, inançlarının
verdiği ilhamla ilimlere açılım kazandırmış, sistematize etmiş, uygulanabilir
hale getirmek için formüller oluşturmuşlardır.
Peki, niçin Müslümanlar, diyeceksiniz Çünkü İslâm,
insanı merkeze alır. Evrensel bir özelliğe sahiptir. İnsana sonsuzluk
anlayışını kazandırır.
İlmin kaynağı Allahü Tealâ dır. Allah ın güzel
isimlerinden biri el-Alîm , 14 sıfatından biri de ilim dir. O (c.c), kudret
ve kuvvet sahibidir. Ezelî ve ebedîdir. O nun (c.c) ilmi, geçmiş ve geleceği
kuşatır. Bütün insanların toplam bilgisi, Allah ın her şeyi kuşatan bilgisi karşısında
okyanusta bir damla bile değildir.
Müslümanlar, evrensel İslâm dini sayesinde ilmî meleke
kazanıyorlar. Rabbimiz şöyle buyurur: Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu
Doğrusu bunu ancak temiz akıl sahipleri hakkıyla düşünür. (Zümer, 9)
İlim Allahü Tealâ nın insana istidat ve çalışması
oranında verdiği bir bağıştır. Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurur: Müslümanın ferasetinden
korkunuz. Çünkü o Allah ın nuruyla bakar. Başka bir Hadis-i Şerif te ise,
Allah, sevdiği kimseyi dinde fakih -ince anlayışlı- yapar buyrulur.
İslâm inancı, Müslümanlara ilmin yollarını göstermiş,
onlara muazzam bir disiplin ruhu kazandırarak ilimde otorite olmalarını
sağlamıştır. Bu yüzden Müslüman, çağa ve asırlara inancının damgasını vuran
insandır.
İSLAM ÂLİMLERİ HEP ÖNDE
Batılılar, Haçlı Seferleri sırasında bu ilimleri
Müslümanlardan öğrenmişlerdir. Ancak, bu ilimleri onlar lügati açıp Arapça
kelimelerin Latince karşılığını yazarak ezber yöntemiyle almışlardır. Erbakan
Hoca şöyle anlatır: Buluşun ve bilginin asıl sahibi Müslümanlardır. Avrupalı
bizden bunu anlamadan almış, biz de anlamadan onlardan alıyoruz. (Davam, MGV
Yy. Sh. 62)
Batı, Müslümanların uzun savaş yılları yaşamasından da
faydalanarak, Müslümanlardan aldıkları ilimlerle sanayi ve teknolojide bazı
mesafeler almıştır. Özellikle, Tanzimat tan itibaren bizdeki bazı Müslüman
aydınlar Batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmış, körü körüne Batı yı
taklit etmeye başlamışlardır.
Türkiye deki yabancılaşma tehlikesini yakından gören
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, daha siyasî mücadeleye başlamadan önce, 1968-1969
yıllarında Anadolu yu dolaşarak 50 kadar ilde İslâm ve İlim konferansları
vermiştir. Bu konferanslarda işlenen temel tez, İlimlerin kurucuları olarak
malın asıl sahibi Müslümanlardır konusu olmuştur.
Erbakan Hoca, Türkiye yi İslâm âleminin lideri yapma
mücadelesinden önce, zihinleri yabancı işgalden kurtarmakla işe başlamıştır.
Millî ve yerli çözümleri savunmuş; insanlığa hak ve adaleti öğretmiş bir millet
olduğumuzu vurgulamıştır. İslâm ı, yabancılaşmayı durdurmanın, manevî ve maddî
gelişmenin tek ilâcı olarak görmüştür. Şu cümleler bunun örneğidir:
-Müspet ilimler sahasında senelerce çalışmış biri olarak
şunu söyleyeyim ki, bütün müspet ilimler gelmiş tıkanmıştır. Bütün maddî ve
manevî düşünce sistemimle mutlak surette inanıyorum ki, bu tıkanıklıktan
kurtulmanın yolunu ancak Kur an-ı Kerim den aldığımız ışıkla bulabiliriz.
(A.g.e, Sh. 70)
İLİMLERİN ÖNCÜLERİ
Asrı Saadet ten itibaren insanlığın ilmi Müslümanların
eline geçmiştir. Müslümanlar ilimleri kurarak dünyaya öncülük etmişlerdir. İşte
bazı örnekler:
Eski Yunan da en büyük rakam 60 idi. Alfabelerinde kaç
harf varsa o kadar rakamları vardı. Toplama, çıkarma, bölme, çarpma işlemlerini
yapabilmek için çubukla çalışırlardı. Müslümanların ilme en büyük hizmeti,
sonsuza kadar sayıların yazılabildiği ondalık sistem i bulmaları oldu.
Risalet-ül Muhitiyye adlı eserin yazarı Gıyasettin
Cemşit, arz daireleri denilen enlem ve boylamlar arasındaki mesafeleri bu günkü
netlik içinde ölçen bir ilim adamı idi. Pi sayısını bulmuş, ilk defa
Trigonometrik hesaplar yapmıştır.
El-Câbir, Cebir ilminin kurucusudur.
İbni Heysem modern fiziği kurmuştur.
Câbir bin Hayyân, atomun parçalanabileceğini ilk defa
ortaya koyan âlimdir.
Daha nice örnekler
Bu konuda yukarıda anlattıklarımızı destekleyen pek çok
eser yazılmış, araştırmalar yapılmıştır. İsterseniz üç örnekle yetinelim:
1. Diyanet İşleri Başkanlığı 1971 de İsmail Hakkı
İzmirli nin 1944 te yazdığı İslâm Mütefekkirleri ile Garp Mütefekkirlerleri
Arasında Mukayese adlı bir kitabını yayınlanmıştı. Büyük bir ihtiyaca cevap
veren bu eserin nedense o günden bu yana yeni baskısı yapılmamıştır.
2. Alman asıllı hanım akademisyen Dr. Sigrid Hunke nin
1958 de İslâm âlimleri ile Batılı bilginleri kıyaslayıp İslâm âlimlerinin
ilimlerdeki öncülüğünü ortaya koyduğu doktora tezi Bedir Yayınevi tarafından
Avrupa Üzerine Doğan İslâm Güneşi ismiyle defalarca basılmıştır.
3. İskoç asıllı yazar W. Montgomery Watt aynı amaçla
İslâm Avrupa da adlı eserini yazmıştır. (M. Ü. İlâhiyat Fak. Vakfı Yy.)
Bütün bu gerçekler, İslâm âlimlerinin ilimler konusunda
dünyaya öncülük ettiğini ortaya koymuyor mu