AKP iktidarı.
Bu iktidara her şeyi ile inanmış teslim olmuş bir seçmen kitlesi vardı. O kadar ki, “aya dört şeritli karayolu yapılacak” deseler inanacak derecede güveniyorlardı.
Ülkenin felakete gidişi hakkında dışarıdan ne deseniz, ne kadar tespit yaparsanız yapın, “bir hikmeti vardır” tesellisi ile beklenen etkiyi yapamıyordu. Bu blok asla çatlamaz zannediliyordu. Ama yıllardır izlenen yanlış politikaların tabii sonucu olarak, müzminleşen ekonomik sorunlar ilmik olup vatandaşın gırtlağına dayanınca; “çatlamaz sanılan sadık taban” acaba ne oluyor, soruları ile yukarılara bakmaya başladı. Yani bu felaketler hakkında AKP üst düzey yöneticileri, bakanlar, üst düzey bürokratlar ne diyecek diye kulak kabarttılar.
İşte o yönetici kesimin en üst taraflarından, kendi kendilerine yumruk atarcasına, akıllara ziyan demeçler gelmeye başlayınca o çatlamaz zannedilen bloğun parçalanmaya başladığını görüyoruz.
“Akıl, mantık ve felaketi işaret eden realiteler” bir tarafa bırakılmış, başta kendi tabanları olarak vatandaşla adeta alay edilmeye yeltenilmiş. İşte o demeçlerden bazılarını hatırlayalım:
“Türk lirası en düşük durumda, düşeceği yere kadar düşmüş, artık ineceği bir yer yok, vatandaş rahat olsun!”
Akılla, mantıkla izah edilebilecek bir durum mu bu? Bu demeç bir balyoz oldu, kendi çatlamaz bloklarının üzerinde inanılmaz bir etki meydana getirdi.
“Uzun kuyruklar vardı, bu kuyrukları yok etmek maksadıyla yüzde 48 zam yaptık!”
Aman Allah’ım!
Ayda yılda kursağına bir et girsin diye kuyruğa giren fakir fukarayı, kuyruktan kovmak ve et mamullerini ona haram etmek anlamına gelen bir açıklama idi bu! Bunu söyleyen yetkilide gram akıl, mantık, izan ve usul bilgisi var mıdır? Kendi tabanlarına inanılmaz bir etki yaptı bu, fakir fukara ile alay eden, adeta sadistçe cümleler.
“Biz 19 yıldır hazırlık yapmakla meşgul olduk. Asıl vatandaşı rahatlatacak icraatlarımız bundan sonra başlayacak. Vatandaşlar bize güvenmeye devam etsinler!”
Güler misin, ağlar mısın?
19 yıldır ezik ezik ezilmiş, çiftini çubuğunu terk edip gurbetin yollarına düşmüş, bütün düzeni alt üst olmuş, büyük şehirlere göçmek zorunda kalmış vatandaşa alay eder gibi söylenen bu sözler, yenilir yutulur değil doğrusu! Zerre akıl olsaydı böyle bir cümle kurabilir miydi bu yetkili? Ya da mahv-u perişan ettiği vatandaşlarda zerre akıl olmadığını sanacak kadar bir geri zekâlılık değil midir bu cümle?
“Asıl vatanı satmak nedir bilir misiniz? Vatanı satmak, kendi dirayetsizliğiniz, kendi iş bilmezliğiniz yüzünden ülkeyi kriz üzerine krize sokmakla olur. Vatanı satmak, bu topraklarda bin yıllık ortak geçmişi olan insanların birliğini, beraberliğini, kardeşliğini sağlayamayarak, ülkenin maddi, manevi kayıplara uğramasına göz yummakla olur. Vatanı satmak, yüksek faizle, yüksek enflasyonla, kötü yönetimle ülkenin ve milletin kaynaklarını heba etmekle olur.’’
Türkiye’nin getirildiği iflas durumu ortada. Vatandaşın düşürüldüğü durum ortada. Yüksek faiz ve döviz sarmalının dipsizliği ve yıkımları ortada. Fiyatlar, kuyruklar, yokluklar, fahiş zamlar ortada. Enflasyon seviyesi ortada. Borç batağı ortada. Bin yıldır, birlik ve beraberlikle kol kola, omuz omuza zorlukları yenmiş, kardeşçe yaşamakta olan vatandaş mozaiğini çatlatarak oya çevirme politikaları ortada. Ülkenin uğratıldığı maddi ve manevi kayıplar ortada.
Bütün bunlar ortada iken böyle bir cümle kurmak akıl ve mantıkla nasıl bağdaşır? Bu cümleler kendi tabanını çatlatmak, kendi kendini tokatlamak ve milletle alay etmek anlamlarına gelmez mi?
Yaklaşık 60 gündür yedi bölgeyi dolaşmış, vatandaşlarla iç içe olmuş, yaklaşık 40 civarında konferanslar, TV ve radyo programları, seminerler gerçekleştirmiş biri olarak gözlem ve müşahedelerim odur ki, bu mantıksız ve alay eder gibi hesapsız, kitapsız sözler ve açıklamalar; çatlamaz sanılan blokları çatlatmakta, vatandaşların büyük ölçüde vicdanlarında ama yakında yüksek sesle haykıracakları dert birikimlerine sebep olmaktadır.
Bir ilave daha yapmamız gerekirse, biz sadece ekonomik konulardaki bu garaiplerden bir iki örnek verdik. Hemen her konuda bu nevi açıklamalar var ve bunlar büyük ölçüde homurtular şeklinde yankılanıyor.
Bu homurtuların içlerde gizlenemeyecek dereceye gelmesi an meselesidir.
BİR ÇUVAL İNCİR
Dost edinmiş isen, boşboğazın birini,
Bırakır olmadık anda yumurtasını;
Mahveder bir çuval tertemiz incirini,
Kirletiverir bir anda tam ortasını.