Obama-Erdoğan görüşmesini gazeteler genellikle Suriye

konusunda Esad sız çözümde tam mutabakat başlığı altında verdiler. Başlığa

bakıp iki yıldır ABD ile Türkiye arasında Esad sız bir çözüm üzerinde

mutabakatın sağlanamadığını düşünmek yanlış olmaz sanıyorum.Halbuki başından

beri Başbakan Erdoğan Esad ın bir an evvel gönderilmesi gerektiğini söylüyor,

destek bulamıyor, buda ABD nin Suriye de kısa dönemde barışın sağlanması

hususunda istekli olmadığı yorumlarına yol açıyordu. Hatta bir adım daha ileri

gidilerek Suriye de kan akmasının devam etmesinin engellenmesi hususunda

şartların müsait hale gelmediği noktasında Rusya ile mutabakat halinde

oldukları yorumlarına yol açıyordu.

Bu tespitlerin ardından Obama-Erdoğan görüşmesi ve bu görüşmenin

ardından yapılan basın toplantısına dönecek olursak, özellikle Obama nın

Suriye konusunda Türkiye ile tam mutabakat halinde oldukları dışında dişe

dokunur; ciddi bir söz söylemediğini belirtmek gerekiyor. Obama nın basın

toplantısında söylediği dişe dokunur tek cümle bize göre Diktatör iki yıl önce

gitmeliydi oldu.Ama, gitmesi için ABD nin kılını kıpırdatmadığı da bir gerçek.

Bugün gelinen noktada Esad sız bir Suriye konusunda iki ülke arasında mutabakat

sağlandığının söylenmesine karşılık diplomatik yolların dışında ne yapılacağına

gerek Obama gerek Erdoğan hiç temas etmediler. Belli ki, Başbakan Erdoğan ın

ısrarına rağmen ABD Suriye ye silahlı bir müdahaleye en azından şimdilik

taraftar değil ve çözümün diplomatik yollardan sağlanmasından yana. Böyle oluca

da diplomatik yollardan çözüm sağlanabilir mi, sağlanırsa bu ne zaman

gerçekleşir sorusu akla geliyor.

Bir soru üzerine Obama nın verdiği şu cevap da dikkat

çekiciydi:

Esad iki yıl önce gitmiş olmalıydı. Esad ın gitmesi ne

kadar kısa sürede olursa o kadar iyi. Suriye deki şiddet ve sıra dışı durum

için sihirli bir formül yok.Eğer olsaydı harekete geçerdik ve çoktan bitirmiş

olurduk.

Hemen belirteyim ki bu açıklama eğer çaresizliğin bir

ifadesi değilse böyle olduğuna inanmak çok zor- dünya kamuoyunu uyutmaya

yönelik olmaktan öteye geçmez.Çünkü, ABD nin Suriye konusunda bir çerisizlik

içinde olduğu da akla pek uygun gelmiyor. Olsa olsa, ABD ile Rusya geçmişte

olduğu gibi dünyayı aralarında nüfuz alanlarına ayırmış, her iki taraf

kendilerine düşen bölgede hükmünü sürdürüyor; buna da karşı taraf rıza

gösteriyor,destek veriyor. Böyle oluca dünya yeniden soğuk savaş dönemine

dönmüş demek yanlış olmaz.

Bu noktada Libya ya karşı gösterilen tepki ve Kaddafi nin

canice katledilişi akla geliyor ve Esad ın kendi halkına karşı sergilediği

zulüm ve katliamın benzeri Kaddafi tarafından Libya halkına karşı sergilenmiş

miydi diye sormaktan insan kendisini alamıyor. Kaddafi, Esad ile mukayese

edilemeyecek ölçüde halkına karşı merhametliydi. Ancak, başta ABD olmak üzere

emperyalist güçlere karşı arada bir kabadayılık taslıyordu. Sanıyorum

Kaddafi nin bu tavrı emperyalist güçlerce Esad ın yüz binleri katletmesinden

daha fazla tepkiye yol açtı ve Libya ya karşı hemen ABD ve yandaşları ile Rusya

ortak cephe oluşturuverdiler. Görünen o ki,emperyalist güçler arasında bir

dayanışma var ve kararları bu dayanışma belirliyor.

Bu bakımdan ABD de yapılan Suriye konusunda tam mutabakat

sağlandığı açıklamaları gerçeği fazla yansıtmıyor. Madem,Esad ın gitmesi

hususunda tam mutabakat var ise iki yıldır niçin bir şey yapılmadı Şimdide

nelerin yapılabileceği değil de diplomatik bir takım yollara başvurulacağı

söyleniyor