Gönül mü kaldı ilişkilerde

Bir bencillik, bir büyüklenmecilik, bir kendini beğenme,

bir bilmişlik, bir öğretmencilik edaları...

Yaşananlar ilişki veya iletişim değil savaş alanı sanki.

Ve onun getirisi gerilimler, karşı taraf algıları, yangından mal kaçırma

sevdaları.

Birbirine duygularıyla kenetlenen, uzakta olsalar bile

birbirlerini hissedebilen, yan yana durmanın duygusal sarmalıyla soluklanan

çiftlerin sayısı azalmaya başladı.

Günümüzün bencilleşen yaşam koşulları, insanların

kendilerine dönük düşünme süreçlerinin öne geçmesi, her durumun merkezine

kendisini yerleştirmesinden midir nedir, artık samanlık seyran olmuyor. Zira

gönüller bir olamıyor!

Çağan Irmak Issız Adam filmini çektiğinde, sizin günlük

pratiğinizde çok karşılaşmadığınız, daha ziyade bizim seanslarda vaka olarak

karşılaştığımız bir durumu dile getirmişti. Bağlanma kaygısı yaşayan,

ilişkiden korkan, karşı cinsle yakınlaşma yaşayacağı durumlarda kendi içine

çekilen ıssız bir adamın öyküsüydü bu.

Özellikle bizim dindar kesim için saçma bir senaryoydu.

Oysa günümüzde bizim dindar kesim için bile çok anlamlı ve tanıdık senaryo

olmaya başladı fark ettiniz mi

Issız adam ve ıssız kadınların sayısı çoğalmaya başladı!

Atalarımızın söylediği, samanlığı seyran eden, kalpten

kilitlenen ilişkilerin yerini her geçen gün farklı yaklaşımlar alıyor. Gönüller

birleşmiyor, kalpler yakınlaşmıyor, kimse kimsenin sorumluluğunu almak

istemiyor artık.

Yiyelim, içelim, gezelim, tozalım ama sen benden bir

şey bekleme, benim senden bir beklentim yok zaten! Beraberliğimizin keyfini

çıkaralım şekline bürünen ilişkiler varlığını hissettiriyor çevremizde.

İnsanlar sevmeyi unutmaya başladı, birbiri için

çabalamayı. Evlilikler, kalbin kalbe karşı geldiği ilişkiler olmaktan çıkıp,

maddenin maddeye karşılık geldiği, evlenileceğinde yakın çevreye hava atmayı

kolaylaştıracak yerlerden oluşturulmaya başlandı.

Niye böyle dersiniz

Çünkü günümüz insanı maalesef sevmeyi bilmiyor!

Öğretmediniz ki sevmeyi çocuklarınıza!

Hiç kimse alınmasın; ama sevmeyi öğrenmemiş birisine,

büyüdüğünde karşı cinsi sevmeyi öğretemezsiniz.

Diyeceksiniz ki; iyi de insanlar seviyor ve evleniyor.

Ben de soruyorum Acaba gerçekten sevdikleri için mi evleniyorlar, yoksa içlerinde

hissettikleri geçici kıpırtı/heva ve hevesi sevgi zannettikleri için mi

evleniyorlar Adı ister evlilik olsun ister ilişki -ne derseniz deyin-

aklınızın kalbine uyan, kalbinizin aklına yatan ilişki iyi ilişkidir.

Karşılıklı değer görme duygularına iyi gelen, varlığını hissettiğinizde

kendisinizi onunla bütün algılayan yapıdır. Önce kendini sevmekle başlar iyi

ilişki. Kendinizi seversiniz, tanırsınız, doğru kişi karşınıza çıktığında

zorlanmadan senkronize olursunuz.

Her ilişkide bağlanma olmalıdır, bağlanma olmazsa ilişki

olmaz. Sağlıklı bağlanmanın olmadığı yerlerde sağlıksız bağlanma oluşur veya

bağlanma ilişkisi hiç oluşmaz. İki kişiyi birbiriyle bir yapan, birinin

gönlünden diğerinin gönlüne köprü kuran sistemin adıdır bağlanma. Bağımlı

olmadan sağlıklı bağlanmaktır iyi ilişki. Geçmişin zoraki yaptırılan iyi

niyetli ancak sonuçları açısından sakıncalı olduğunu düşündüğüm saçma

evliliklerinin yerini, bu tarz evliliklere inat geliştirilmiş yeni bir hatalı

süreç almaya başladı: Gezelim, tozalım ilişkileri.

Liseli gençlerin birbirini sevmesini seviyorum ben!

Sevmeyi öğreniyorlar çünkü. Bir kız nasıl sevilir, bir

erkek nasıl sevilir öğrenerek büyüyorlar. Büyüme döneminde öğrenilmesi gereken

o süreç sağlıklı şekilde yaşanmadığında, sevmesi gereken yaşa geldiğinde

sevmeyi bilmiyor insan canlısı. Nasıl seveceğini de bilmiyor, neyi seveceğini

de! Yetişkin aklının kafası karışıyor. Kalbi bir şey söylüyor aklı başkasını.

Arada kalmanın, duygusuyla günlük pratiğinin arasında sıkışıp kalıyor. Zulümden

öte zulümler yaşatıyor kendisine. Sevmeyi öğrenmek gerek. Sevginin iyileştirici

etkilerinden yararlanarak büyüyen kişi, empatik duygularla gelişerek yetişkin

olur. Sağlıklı bağlanma yoksa ilişkiler zor yaşanır.

Aynı hayatı yasal nikâh yoluyla yaşayacağınız ev arkadaşını(!)

nasılsa bulursunuz. Önemli olan sizinle yol arkadaşlığı yapması!

Size eşim diyen birini nasılsa bulursunuz. Önemli olan

karı/koca olabileceğinizi ruh eşinizin bulunması!

Evlenmek maharet değil! Önemli olan kiminle

evleneceğiniz! Evlenecek birini nasılsa bulursunuz. Önemli olan onunla mutlu

olabileceğiniz kişinin bulunması!

Unutmayın! Herkes birini bulur... ama çok az kişi

birbirini bulur!

Sevgiler...