“Haydi gelin!” çağrısı kimi heyecanlandırmaz ki? Önce kulağımızı sese sonra gözümüzü işaret edilen noktaya dikeriz. Bu çağrının neticesinde büyük ihtimal bizi güzel bir sürpriz bekliyordur. “Nereye?” diye sormayız bile. Sorduğumuzda çağrının tılsımı bozulur. Bir sofraya davet olabilir bu, belki de uzun maceralı bir yürüyüşe çağırıyordur. Bir sürü söz söylemekten yoruldu herkes. Söyleyen de dinleyen de yoruldu. Kimse boş konuşmasın, gevezelik yapmasın, sadece içimizden biri “haydi gelin!” desin. Kalbimiz heyecandan güm güm gümlesin.

O kişi, yani “haydi gelin!” diye çağıran kişi elini üzerimizde hiç gezdirmeden, sözünü boy hizamıza indirerek sadece bunu desin ve eklesin:

  • Birbirimizi sonuna kadar dinleyelim. Herkes cümlesini kursun. Kimsenin cümlesine sataşmayalım. Bozmayalım kimsenin cümlesinin anlamını. Anlamın asabını bozmayalım. İlk cümleler kulağımızı tırmalayabilir. Aradığımız cümleyi belki de sonlarda bulacağızdır. Allah aşkına kasmayalım bedenlerimizi. Herkes kendisidir bilelim.
  • Birlikte yürüyelim. Hiç olmazsa kapı önüne kadar. Diyelim ki ona da yoksunuz, bari bir şarkıya bir şiire bir düğüne, bir cenazeye, bir akşam namazına birlikte yürüyelim. Hiç konuşmayalım yürürken. Konuşmayalım ve koşmayalım. Ayağımıza takılan vaktin kırıntılarını toplayalım.
  • Susalım beraberce. Belki de uzun süre aklımıza gelmeyen şeyler bu sayede bir anda aklımıza gelir. Sebebini bilmediğimiz dargınlıkları ve küskünlükleri çözebiliriz. Huzur omuz başımızda rahatça uyuyabilir. Yağmur rahatça yağar hem çocuklarımız sevgiyle büyüme şansını yakalar.

Biliyorum, burası dünya ve çok kalabalık. Kin ve nefretten ucuzu yok bu pazarda. En pahalısı sevmek ve bağışlamak. Hiç sözcüklere ihtiyaç duymadan varabiliriz o ülkeye. Pasaportsuz ve vizesiz. Cengiz abi sen de iki çay söyle, unutma biri açık olsun!

OKUMANIN KAÇ TÜRLÜ HÂLİ VAR?

Okumanın kaç hali var? Durun, ben söyleyeyim: “ya” hali ve “da” hali, yalın hali ve de “hoşça kalın hali”. Yani dört hali var okumanın bana göre. Birazcık halden anlıyorsanız bu çeşitlememe dudak bükmezsiniz. Okumaya yüz vermiyoruz; bu okumanın “ya” hali. Çünkü okumadan da her bir şeyin sözcüsü, temsilcisi ya da uzmanı olabiliyorsunuz. Okumada gözümüz yok; bu da “da” hali okumanın. Okuma gözle olan bir eylem olduğuna göre onu başka bir yere seyahate çıkardık demektir. Nereye mi? Televizyona, vitrinlere, sokağa vs. Okumak hayatın anlamını çözmektir; yalın halidir bu okumanın. Tabi varsa öyle bir derdiniz hayatın anlamını çözmek gibi. Ne de olsa hayat anlamını çözmeden de yaşayabileceğiniz bir şeydir. Portakalı soymadan da yiyebilirsiniz. Yerseniz tabii. Okuma boş ver, okuyup da ne olacak; okumanın “hoşça kal” hali de bu olsa gerek. Yine anlamadınız biliyorum. Anlatayım efendim:

Canan Olpak Koç Pruva Yayınları’ndan “Okumanın Hâlleri” isimli eserini göndermiş. Kapağında hâlden hâle girmiş bir tabiat var. Canan Olpak Koç da mı kim? Hemen söyleyeyim, kendisi doktorasını yapmış bir akdemiysen. Oldukça çalışkan; çeşitli dergilerde modern dönem edebiyatı üzerine yazılar yazmış. Adalet Bakanlığı’nda çalışıyor. Okumayan yetişkinlere okumanın inceliklerini tane tane anlatan bir üslubu var Canan Olpak’ın. Dört bölümden oluşuyor kitap: Sözü Okumak, Zamanı Okumak, Kalemi Okumak ve Nesneleri okumak. En büyük yararını da söylemeden geçmiyor okumanın: “Ölümün elinden bir şey kurtarabilmektir”. Yazara kitap boyunca okuduğu kitaplar ve yazarlar refakat ediyor. Şu cümleyi de sevdim: “Yazmak, söylediği yalana inandırmayı becerebilmektir.”  Kendi ifadesiyle hayata sözle dâhil olmanın yollarını gösteriyor. Zira hayat adı verilen sokağa sözcükler, kâğıtlar ve kalemler olmadan çıkmak tehlike arz edebilir. Dünya sandığımız kadar tekin bir yer değil. Nurettin Topçu’nun tebcil ettiği ve adına ıstırap dediği şeye Canan Olpak Koç “sıkılmak” diyor. “İyi Sıkıntılar Lazım Bize” derken insan olarak yolumuzu kitaplara düşüren meselemize atıf yapıyor.

Sevgili okur, bu kitap sanma ki kitabı anlatıyor; daha fazlası var; kendisi okunmayı bekleyen bir kitap. Okunmuş satırlar sandığı sayabilirsin. Biz gibi. Hepimiz altı çizili satırlar değil miyiz şu varlıklar âleminde. Daha fazla konuşmak istemiyorum. Sessizliğin tülünü aralamak hatta parçalamak istiyorsan, hâllerden hâl beğen ve “Okuma Hâlleri”ne dalış yap. Yine de sen bilirsin.

(Okuma Hâlleri-Canan Olpak Koç-Pruva Yayınları-Tel: 0312 230 40 55)