Zor günlerden geçiyoruz. Vardığımız her yeni gün bir önceki günden daha zor ve daha karanlık görünüyor. Işığa doğru değil karanlığa doğru yürüyoruz. Yolun sonunda ışık görmek bir yana her adımda artık kendimizden bir parçayı göremiyor yahut kaybediyoruz. Allah kaybettiklerimize rahmet eylesin. Acılı ailelerine sabır ihsan eylesin.

Evet, çok zor günler ileride diyor uzmanlar. İleride kritik eşikler var sanırım. Devlet aklı bu eşiklerinin aşılamayacağına kani oldu ki kayıplara istemeden de rıza gösteriyor. Ekonomik sektörlerin çökmesini engellemek için sokağa çıkma yasağı getiremiyorlar. Başka bazı kaygılar olduğu da kulağımıza geliyor. Öyle ya da böyle sokağa çıkma yasağı ilan edilemedi. Anlaşılan süreç biraz geniş bir alan savunmasında hâl edilmeye çalışılacak.

Okuduklarımdan, takip ettiklerimden anladığım iki senaryo var. Birincisi ve iyi olanı on binlerce hayatın kaybedilmesi ancak toplumu idare eden sistemlerin yani devlet, tedarik, savunma vs. sistemlerin ayakta kalması. İkincisi ve kötü olanı ise yüz binlerce kişinin hayatını kaybetmesi ve toplumu idare eden sistemlerin aksaması keşmekeşin oluşması. Sanırım birinciye razıyız ikincinin olmaması için gayret içerisindeyiz. Allah devlete zeval vermesin.

“İddialar imtihana tabidir” der erenler. İyilik yapma derdinde olan kurum ve kişiler artık etraflarına bunu ispat etmenin en makul ortamına kavuştular. Gayesi sadece iyilik olanların, bil hassa maddi hareketler içerisine girmesi, herkesin ve her kurumun insanı öncelemesi ve insana yardım etmesi lazım. Uzaklara bakmaya gerek yok etrafımızda bulunan ailelere yardımda bulunmanın bin bir türlü imkânı ve olanağı var. Kırmadan dökmeden hassas bir şekilde yardımlarımızı iletmeli ve gözyaşı silmeliyiz.

İhsanın sınırı yoktur. Şöyle düşünün çok pahalı bir arabanızla trafik kazasına karışıyorsunuz. Karşı taraf beton kamyonu ve yüzde yüz hatalı… Sizin hiddetle arabadan inip hemen polisi çağırıp milyon dolarlık aracınızın masrafını karşı tarafa ödetmeniz en doğal hakkınızdır. Ancak burada ihsan yoktur. İhsan için farklı senaryolar düşünmeniz ve hayata geçirmeniz gerekir. Mesela arabadan indiniz ve arabayı kullanan kişinin asgari ücretli bir çalışan olduğunu öğrendiniz. Bu kişiye “tamam kardeşim canımız sağ olsun ben karşılarım yoksa senin maaşla bu benim arabanın yapılmasına imkân yok” diyebilirsiniz. Yahut bir adımda daha öteye geçip hatalı olan tarafın arabasının masrafını da üstlenebilirsiniz. Hatta bir adım daha öteye giderek kişinin arabasının masrafı dâhil kişinin o günkü yevmiyesini de verebilirsiniz. Yani bu listeyi uzatmak mümkün. Bu hikâyede her yapılan doğrudur. Ancak doğruların arasında kademe ve anlayış farkı var.

Efendim abartıyorsunuz deyiverenler kendilerini hesaba çeksinler. Kiracınızdan kira almamak bir ihsandır. Kira almadığınız kiracınıza geçinecek kadar karşılıksız yardımda bulunmakta bir ihsandır. Kira almadığınız, kendisine yardımda bulunduğunuz kiracınıza bütün bunları hissettirmeden, kırmadan dökmeden yapmanız da bir ihsandır.

Sınandığımız günlerden geçiyoruz. Hastalığa karşı değil birbirimize karşı sınandığımız günler. Ne kadar biriz ve birlikteyiz bunu göreceğimiz günler. Kardeşim, dava arkadaşım, dostum ve ailem gibi kavramların ne kadarının gerçek ne kadarının yalan olduğunun anlaşılacağı günlerden geçiyoruz.

Her Celal’in ardından bir Cemal gelir. Karamsarım ancak ümitsiz değil. Şöyle olacak, böyle olacak, milyarlarca insanı öldürecekler gibi sözler beni ürkütmüyor. O’ndan habersiz ve izinsiz bir yaprağın dahi kıpırdamayacağına eminim. Aksi durumda hayatta kalamam. Ancak O’nun iradesinin insanlığın bir kıyımdan geçmesi yönünde tecelli etmesi de muhtemeldir. Bu durumda ise yapacak hiçbir şey yok. Allah’a karşı Allah’a sığınacağız. Tıpkı bir annenin çocuğunu döverken çocuğun kaçmak yerine annenin eteğine sarılması gibi. Rahmet dileneceğiz.

Allah’ın rahmetinin gazabını geçmesi hükme bağlanmıştır. Ne kadar zor süreçler olursa olsun neticede rahmet galebe çalacak ve rahmet kazanacaktır. Bu yüzden metin olalım.