Kurtuluş Savaşı’nda Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen İngiliz komutan mahkemede yargılanırken yargıcın, “Neden başarısız oldun ” sorusuna göğsünden çıkardığı Kur’an’ı yukarı kaldırıp, “Sayın yargıç: Müslümanları bu kitaptan ayırmadıkça hiç kimse Çanakkale’yi geçemez” sözünden sonra yeni planlar kurulmaya başlandı.

Peki, ne vardı o kitapta Komutan neyi kastetmişti Komutanın kastettiği şey, “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin” ayeti miydi acaba

O mahkemeden sonra yeni planlar, yeni projeler üretildi. Evvela Müslümanları Kur’an’dan ayıracaklar, onu okusalar bile anlayamayacakları hale getireceklerdi. Ramazan aylarında, çeşitli günlerde yüz binlerce hatimler yapılacak ama bunları okuyan yüz binler, milyonlar tek kelime bir şey anlamayacaktı. Daha sonra Müslüman ülkelere cihadı unutturabilmek için, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın – neme lazım – etliye sütlüye karışmayacaksın” gibi saçma sapan sözleri atalarınızın sözleri diye empoze edecekler ve Müslümanları duyarsız, vurdumduymaz hale getireceklerdi.

Müslümanları, “İslam’da siyaset yoktur - hoca kısmı siyaset yapar mı canım! – Müslüman dediğin namazını kılar, dini görevlerini yerine getirir siyasetin günahından uzak durur” gibi laflarla Müslümanları camiye hapsedeceklerdi. Günde beş vakit secdeye giden Müslümanlara, ‘Sadece Allah’a boyun bükeriz’ düşüncelerini unutturacaklardı. Camide cemaatle, hacda topluca ibadet etmenin Allah’ın doğal yolla, “Ey Müslümanlar daima bir olun, beraber olun, kardeş olun, zincirin halkaları gibi olun” demek olduğunu unutturacaklardı. Böylelikle zamanında cihattan cihada koşan Müslümanları sus pus edip, aman bana ne Suriye’den, Irak’tan, Mısır’dan diyecek hale getirecekler; namaz kılan, sürekli tespih çeken köleler haline getireceklerdi. Erbakan Hoca bu tehlikeyi, bu oyunu ta en başından fark edip Batı’ya en başta rest çekerek gür bir sedayla, “Namaz kılan köleler olmayacağız” diye haykırmıştır.

Peki, kardeşlerim şu anda halimize baktığımızda biz namaz kılan köleler olduk mu, olmadık mı Çanakkale’yi topla, tüfekle geçemeyen Batı bizi içten fethedip, öz medeniyetimizden uzaklaştırıp, kitabımızın içini boşaltıp bizi şuursuz Müslüman yaptı mı, yapmadı mı Göklerde her ne kadar Türk bayrağı dalgalansa da evlerimizde izlediğimiz TV programlarında İngiliz, kullandığımız eşyalarda ABD, düşüncelerimizde Fransız bayrağı dalgalanmıyor mu Suriye’de ölene, Irak’ta katledilene, Adana’da soğuktan annesinin kucağında donarak ölen bebeğe, “Bana ne, niye geldiler gelmeselerdi” demiyor muyuz

Farklı fikirlere, farklı ırklara sahipler diye eziyet görenlere “oh olsun” demiyor muyuz Camilerimizde namaz kılıp hocaların kürsülerde, TV programlarında, ‘Allah’ım düşmanı kahreyle’ dualarına ‘âmin, âmin’ derken zalimin hoşuna giden ne varsa hepsini yapmıyor muyuz   Artık evlerimizde dalgalanan onun bunun bayrağını indirip İslam bayrağını göklere çekmenin vakti geldi. Batı’nın empoze ettiği fikirlere hayır deyip, yalnız Allah’ın emri demenin vakti geldi. Çünkü ne kadar Kur’an’dan uzaklaştıysak o kadar dağıttık, dağıldık, ezildik, süründük. Artık Batı’nın oyunlarını bozup; kendi oyunlarımızı kurmanın vakti, öze dönüşün vakti geldi. Biraz Batı değil saf ve temiz sadece İslam demenin vakti geldi… (ABDURRAHİM CEYLANİ)

ADİL DÜZENDE TEMEL HAKLAR

Müslümanların ruhunda ve özünde kölelik söz konusu değildir. Müslüman’ın tek amacı Hakk’ın rızasıdır. Hakk’ın rızasına göre yaşam standardını belirlemektir. Başkalarına da inançlarına göre yaşama hakkı tanımaktır. Adil düzende egemenlik, başkalarını yok etme, onları ezme, baskı altında tutmaya ve ötelemeye inançları el vermez. İslam sisteminde adaleti ayakta tutmak esastır. Onun için bu sistemin 21. asra uygulanmasına adil düzen devlet sistemi denir.

Allah (C.C.) insana tövbe etme hakkı tanımıştır. İslam Müslüman olmuş bir kâfiri önceki günahlarından dolayı cezalandırmaz. Adil düzen tam ve mükemmel bir inanç özgürlüğünü, çok hukukluluğu savunur…

İnançsız toplumlar yok olmaya mahkûmdur. Adil düzende aşağıdaki haklar kırmızıçizgidir. İnsan eşrefi mahlûkattır, yaratılmışların en üstünüdür. Ahsen-i takvimdir. Haksız yere bir cana kıymak bütün âlemi öldürmüş gibidir. Aile toplumun temel taşıdır. Maddenin en küçük nüvesi atomun parçalanması nasıl bir felaket ise ailenin parçalanması da sosyal en büyük felakettir.  Zina nesli ifsat eder. Zinaya yaklaşmayın, fuhuş nesli aileyi bozar.

Faiz malı tüketir, bereketi giderir. Faizsiz ekonomik sistem, kapitalist liberal sistemin panzehiridir. Antibiyotiğidir. İçki aklı zayii eder. Akıl: iyiyi, güzeli, doğru ve faydalıyı bulmaya, yanında olmaya, hayata tatbik etmeye yarar. İçki kötülüklerin anasıdır. Adil düzende sistem bu hakların korunması üzerine meşruiyetini bina etmiştir. Bu haklar ihlal edilemez, gasp edilemez. Adil devlet sistemi vatandaşına beş hakkı garanti eder. Bunlar, “Yaşam, mal, din, nesil, akıl hakkıdır.” Adil düzen dış politikasını: İslam kardeşliği, İslam birleşmiş milletleri, İslam ekonomik işbirliği, İslam savunma işbirliği, İslam kültürel işbirliği, İslam para birimi, yani yerli, milli, bağımsızlık üzerine bina eder. Sınırsız ve sınıfsız bir ümmet birliğinden yanadır. Bu Müslümanların en doğal hakkıdır. 

Bu hakların gaspı, değiştirilmesi, değiştirilmeye yeltenilmesi, devletinin sınırları içinde olursa büyük suç, sınır dışından ise savaş sebebidir. Selam ve dua ile… (CUMA ŞAHİN)

 

BU KADAR DA OLMAZ Kİ!

Şişli Camii bölgesindeki trafik zaten yıllardır içinden çıkılacak gibi değil!

Şişli Adliyesi’nin taşınması da durumu kurtarmadı.

Tüm bu keşmekeşe bir fotoğraf daha eklendi; Şişli Camii’nin devamındaki Abide-i Hürriyet Caddesi’nde sağlı sollu otopark!

İspark’ın resmi tabelaları var. Tamam da bir park sırasının yanında bir park daha! Yok artık! O kadar ki 2-3 şeritlik yol düşüyor tek şeride...

İnanır mısınız 200-300 metrelik yolu 1 saatte kat ettik önceki gün akşam saatlerinde, Abide-i Hürriyet Caddesi’nde.

Ortada ne bir polis ne de bir yetkili. Hiç olmazsa akşam belli saatlerde burada bir önlem alınamaz mı

İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a buradan sesleniyorum; eskort falan almadan akşam saatlerinde buradan birlikte bir geçin. Ne anlatmak istediğim o zaman daha iyi anlaşılmış olacak… Şimdiden teşekkürler.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

Din-Bir-Der tarafından düzenlenen, ‘Milli Görüş Temelinde Dünya ve Türkiye’de Faiz Belası’ konulu panelin, 12 Mart Cumartesi günü saat 12.30’da (yarın)  Ankara Kocatepe Konferans Salonu’nda yapılacağını, panele büyük bir ilgi ve katılımın beklendiğini, Erbakan Haftası münasebetiyle tertip edilen panelin konuşmacıları arasında Muhittin Hamdi Yıldırım (Din-Bir-Der Genel Başkanı), Prof. Dr. Latif Özbek (emekli öğretim üyesi), Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz (emekli öğretim üyesi), Prof. Dr. Yılmaz Altun (emekli öğretim üyesi), Doç. Dr. İbrahim Halil Sugözü (Şırnak Üniversitesi öğretim üyesi), Dr. Ramazan Kurtoğlu (İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi) olduğunu, biliyor musunuz

NOT: Bugün, 11 Mart 2016, Cuma 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!