Hani her gün beş defa namaz için abdest alarak dış temizliğimizi yaptığımız halde bir de banyo yaparız ya, işte bir hafta namaz kıldığımız halde bir de Cuma namazı kılmak gibi, on bir ay maddi manevi kirlenmelerden temizlik yaptığımız halde Ramazan’da daha genel bir iç ve dış temizliği yaparız orucumuzla.
Bakır kaplarımızı her yemekten sonra yıkadığımız halde senede bir defa da bakır kaplarımızı kalaylatırız ya işte Ramazan orucu da iç ve dışımızı parlatma ayıdır.
Rabbimiz, İslam dışı kalmayı karanlıklar içinde ölü halde kalmaya benzetmiş, Kur’an ayetlerini de nura benzetmiş:
“Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisi ile insanlar içinde yürümesi için nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinden çıkamayan kimse gibi midir İşte böylece kâfirlere yap-tıkları süslenmiştir.” (Enam süresi ayet 122)
Hastayı tedavi eder gibi, ayakta gezen ölüleri de hayata kazanmak gerekir.
Okuduğumuz Kur’an ayetleri bizim önce içimizi sonra dışımızı aydınlatırsa dünyevi olayları da o nur ile görmeye başlarız ve ona göre yorumlarız.
“Küpün içinde ne varsa dışarı o sızar deriz” ya işte Müslüman’ın içindeki iman ve onun gereği olan ameli salih de kişinin tavırlarında görülmesi gerekir.
Rabbimiz, Peygamberimizin etrafında onun eğitiminden geçen ashabı kiramın şahsında bütün müminleri anlatırken:
“...Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır.” Buyurmuş. (Feth süresi ayet 29)
Alnımızın tertemiz olması için midede haram, gönülde Allah’tan başkasına kulluk olmamalı.
“Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara ibretler vardır.” (Hıcr süresi ayet 75)
Kâfirlerin de gizledikleri kinlerinin, dillerinin altındaki kirlerinin dışa çıkarıldığını şöyle haber verir:
Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini dışa çıkarmayacağını mı zannettiler
“Dileseydik onları Sana gösterirdik ve Sen de simalarından onları tanırdın. Elbette Sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah onların amellerini biliyor.” (Muhammed süresi ayet 30)
Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Kafkaslar’da, Filistin’de, Arakan’da.... Müslüman öldürmek için bombalar yağdıran Hıristiyanlar, Yahudiler, Budistler ve Komünistlerin hepsinin kalbi katran, dili ısırgan, bastığı yer viran, fitne çıkaran, baş koparan, ülkeler karıştıran, fesat yayan, gönül kıran... kâfirlerdir.
Bakınız Ramazan ayı gireliden beri suç oranları azaldı.
Rabbimizin bir tek emri milletçe yaşanır hale gelince bir aylığına suçlar azalıyor, yardımlaşmalar artıyor, dostlar bir araya geliyor ve piyasa hareketleniyor.
Öyle ise Rabbimizin bütün emirlerinin 365 gün yaşanması, bizim bu dünyamızın ve ahiretimizin güzel olması için olmazsa olmaz şartımızdır.