Bismillahirrahamanirrahim ve Selamün alel Mürselin velhamdülillahi Rabbel alemin.

Konuya, rahmetle andığımız Erbakan Hocamızla birlikte çalıştığımız bir gün anlattığı bir hatırasından bahsederek girmeyi, yazımızın gayesine uygun olacağı için gerekli gördüm.

Merhum Erbakan Hocamız, Almanya da kendi mesleği ile ilgili ilmi çalışmaları yaptığı dönemde, Alman meslektaşı bir öğretim üyesinin davetine icabet ederek evine gider. Evin çocuğu okulundan karnesini almış evine gelmiş. Karnesini babasına veriyor. Alman Profesör olan çocuğun babası, oğlunun karnesine göz attıktan sonra karneyi Erbakan Hocamıza uzatarak oğlunun başarısından dolayı mutluluğunu ifade ediyor. Erbakan Hocamız, kendisine uzatılan karneyi alıp inceledikten sonra misafir olduğu evin sahibi meslektaşına hitaben Dostum bu karnenin hangi notu parlak, vasat bir başarı belgesi dediğinde, Alman meslektaşı, çocuğunun karnesini alarak Erbakan Hocamıza karnedeki bir nota işaret ediyor. Bu not Gayesini Gözetme Başarısı ile ilgili. Sonra Erbakan Hocamıza açıklamada bulunuyor, diyor ki; Herhangi bir meslek tahsili yapan bir Alman, gayesini gözetme başarısını gösteremez ve geçerli not alamaz ise, ağzı ile kuş tutsa Almanya da iş bulamaz

Alman toplumunun değer ölçüsünü ve aranan başarı kıstasını vurgulayan bu hatırayı naklettikten sonra, bizim toplumumuza ve eğitim anlayışımıza geçmek istiyorum.

Malum olduğu üzere bizde ilkokul çağındaki çocuklarımızın karnelerinde Hal ve Gidiş notu var. Çocuk uslu ise, genelde bu not hep pekiyi olur.  Okuduğu derslerden aldığı notlarla başarısı ölçülür, başka bir kıstas aranmaz. Çocuğun düşünce yapısı ve idrak seviyesi gözetilmez.

Bu tespitten sonra önem verilmesinde zaruret bulunan konumuzla ilgili hususu vurgulamam gerekiyor.

Muhterem Lütfü Doğan Hocamızın hazırladığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasında bulunan Toplumun temelini sarsan belli başlı problemler (huzur ve saadetin esasları)   eserine verilen isim, eserin konusunu özetlediği gibi sosyal dokuyu en isabetli şekilde teşhis eden ve tedavi yolu gösteren mükemmel bir yaklaşımdır.

Bu değerlendirme sonucunda, gerçekten huzurlu bir toplum olmak, merhum Erbakan Hocamızın her zaman dilendirdiği iki cihan saadeti ni elde etmek istiyorsak, yetişecek yeni nesil için zemin hazırlamak zorundayız.

Malum olduğu üzere ülkemizde eğitimin her kademesinde yabancı lisan dersleri bulunmaktadır. Elbette yabancı lisan önemli bir eğitim konusudur. Bu uygulamada olduğu gibi, ilkokuldan başlayıp üniversiteye kadar, ister teknik ister sosyal sahada olsun, tüm eğitimlerde Lütfü Doğan Hocamızın adı geçen eserini bir ders kitabı olarak eğitim müfredatına dahil etmek önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Yukarıda merhum Erbakan Hocamızdan naklen sunduğumuz ve Alman toplumundaki uygulamaya benzer şekilde, ülkemizde Toplumun temelini sarsan belli başlı problemler (huzur ve saadetin esasları) dersinden hakkiyle geçer not alamayanlara iş edinme imkânı verilmemelidir. Bu öneri huzurlu bir toplum olabilmenin gereği olarak benimsenmelidir diye düşünüyor, ülkemizin eğitimcileri ve özellikle iktidarda bulunanlarla her kademedeki yöneticiler arasında tartışma konusu yapılmasını diliyorum.

Selam ve dua ile