İlluminateyi biliyordum. Kelime anlamı aydınlanmışlar demek.

Ama asıl ününü, Adam Wesphaut diye bir Cizvit papazına borçlu.

Wesphaut 1776 yılında gizli bir masonik örgüt kurdu.

Adını da İlluminate koydu.

İlluminate, o günden sonra tarihin en gizemli ve en karanlık örgütü olarak bilindi.

Örgütün nihai hedefi, tek din ve tek dünya kurmaktı.

Bir de İlluminare varmış. Onu bilmiyordum, yeni öğrendim.

Geçtiğimiz günlerde AK Partili Akhisar Belediyesi Romada bir sergi açtı.

Serginin adı; "İlluminare".

Amacı ise Akhisarı, Hıristiyan dünyasına tanıtmak!

Bu yüzden olsa gerek serginin destekçisi Kültür Bakanlığı,

Hamisi de Vatikan!

Çünkü tarihte kurulan ilk 7 kiliseden biri Akhisardaymış.

AK Partili Belediye de, "Thyateira kazısı" ile bunu gün ışığına çıkarmış.

Ne var bunda denebilir. Tarihe sahip çıkılıyor, turist çekilmeye, bölgenin geliri arttırılmaya çalışılıyor..

Ben de öyle dedim zaten.

Ta ki; Romadaki sergide ziyaretçilere dağıtılan kitapçığı görene kadar.

İtalyanca, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanan kitapçıkta bakın ne yazıyor:

"Kimi Museviydi, kimi Hıristiyan, kimi Müslüman... Yaratılmış olmak ortak paydaları. İster Tevrattan, ister İncilden, İster Kurandan öğrensinler Yaradanı. Ne fark eder. Asıl olan inançtı ve inanç aydınlattı yollarını."

Bu ilginç serginin açılışını AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi yaptı.

Hüseyin Tanrıverdiyi yıllar öncesinden tanırım.

Merak ettiğim; acaba o da gerçekten böyle mi düşünüyor

Gerçekten; Yaradanı, Tevrat, İncil ya da Kurandan öğrenme arasında bir fark olmadığına mı inanıyor

Sanmıyorum... Benim tanıdığım Tanrıverdi, hem farkı benden daha iyi bilir, hem de böyle şeylere itibar etmezdi...

ERDOĞANIN İNGİLİZ TAKTİĞİ

"Ne sadakat, ne liyakat. Bence Tayyip Erdoğan, MKYK listesini yaparken İngiliz taktiği uygulamış" dedi.

"Nasıl bir şey o " diye sorunca anlattı;

"İngilizlerin ilginç bir taktiği vardır" dedi.

"Kontrolleri altındaki bir bölgeden çekilirken, iktidarı tek kişiye bırakmazlar. Gücü paylaştırırlar ve ihtilaflı alanlar oluştururlar. Böylece kendileri resmen çekilse bile, etkilerini uzun yıllar sürdürürler."

"Yani "

"Yani MKYK listesine bak; Numan Kurtulmuşçular var. Bülent Arınççılar var. Ali Babacancılar var. Ahmet Davutoğlucular var, Hüseyin Çelikçiler var. Her birinin üç-beş destekçisi var. Ama hiç biri tek başına mutlak hakimiyet kuracak güçte değil. Peki yarın yarış kızıştığında ve aralarında ihtilaf çıkmaya başladığında kimin kapısını aşındıracaklar "

"Tabii ki; Tayyip Erdoğanın! Böylece İngilizler gibi, Erdoğan kendisi çekilse de, gücü aynen devam edecek"

Doğru ya da yanlış bilmem. Ama taktik bana da ilginç geldi.

SÖZÜN ÖZÜ; NE KONUŞACAĞIZ!

"Siz bu işi çözemezsiniz. İnsanların anadilini öğrenmeleri en temel hakkı. Ama siz bugün öyle bir noktadasınız ki; eğer bu hakkı vermezseniz zulmetmiş olursunuz. Verirseniz dış güçlerin etkisiyle ülke bölünmeye gidiyor. Siz açmazdasınız. Peki biz ne diyoruz Gel arkadaş; sen Kürtçe konuşmak istiyorsun, öyle mi Ne konuşacaksın peki Efendim ben ateistlik konuşucam, Türkiyeyi bölecem! Sen Kürtçe de konuşsan, Türkçe de konuşsan bu ülkeye zararlısın! Ne konuşacaksın Efendim, İslam kardeşliğini konuşucam. Birlik ve beraberliğimizi konuşucam O zaman sen istersen Ugandaca konuş ben seni anlından öperim!" *

*Necmettin Erbakanın, 20 yıl önce TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmadan alınmıştır.