Anadolu’ya manevî zenginlik kazandıran 4 temel etken var: 1’incisi İbrahim, Eyyûb, Yûşâ gibi peygamberlerin bu topraklarda yaşamış olması, 2’ncisi, Hz. Ömer (R.A.) döneminde Diyarbakır, Mardin gibi yerlerin fethedilmesi, 3’ncüsü, Horasan civarından gelen Allah dostlarının Anadolu’ya gelerek irşat faaliyeti yapmaları, 4’ncüsü, İslâm uğrunda can feda eden şehitlerimiz. Bunlar Anadolu’muzu maneviyatla yoğurdular. Akif, bu gerçeği, “Enbiyâ yurdu bu toprak, şühedâ burcu bu yer!” şeklinde terennüm eder.
İşte o maneviyat erlerinden biri de Mehmet Zahit Kotku Hazretleridir. Ailesi Kafkas muhacirlerinden! 1879’da Bursa’ya geldiler. Mehmet Zahit Kotku (K.S.) Bursa’da dünyaya geldi. (1897) Bursevî ünvanı buradan geliyor.
Tahsil hayatına Bursa’da başladı. Ömer Ziyaüddin Dağıstanî Hazretlerinden ders aldı. Nakşibendî tarikatına katıldı. Tekirdağlı Mustafa Fevzi Efendi, feyiz aldığı hocalarından. Ehâdîs-i Şerif, Kaside-yi Bürde, Delâil-i Hayrat, Kur’an ve Fıkıh alanında icazet sahibi.
Bursa’da Veled Vezirî ve Üftâde camilerinde imam hatiplik yaptı. 1952’de İstanbul’a gelerek önce Zeyrek’teki Çinili Camii, sonra da İskender Paşa Camii’nde irşat görevini sürdürdü.
Talebe yetiştirmeye büyük önem verirdi. Üniversite öğrencileri ve mevki sahiplerinden seçkin bir topluluk onun sohbet halkasına katılırdı.
Güler yüzlüydü. Samimiyeti sohbetlerine yansırdı. İnsanı kuşatan bir üslûbu vardı. Erbakan Hoca da daha öğrencilik yıllarında onun sohbet halkasına katılanlar arasındaydı.
BİR İSTİKBAL İNŞACISI
Mehmet Zahit Kotku (K.S.) İslâm’ı hayat nizamı olarak inanır, dünya ve âhiret saadetinin kaynağı olduğunu anlatırdı. Problemlerin çözümünü İslâm’da arardı. Takvası, yumuşaklığı, tevazuu, güler yüzlülüğü, insanlara karşı sevgi ve merhameti Allah Resulü’nün (S.A.V.) sünnetinin yansıması gibiydi.
Erbakan Hoca ondan çok etkilendi. Sohbetlerinin sıkı bir takipçisi oldu. Ondan feyiz aldı. Cevat Akşit Bey’in ifadesiyle, “Erbakan, Hocaefendinin sohbetlerini büyük bir edeple dinler, bulunduğu yerde çakılı gibi oturur, sorulmayınca cevap vermezdi.”
Hocaefendi yerli üretime büyük önem verirdi. Bir konuşmasında şöyle demişti: “Gâvurcuklardan araba almaktan vazgeçin. Caminin önünde gâvurcukların yaptığı otomobilleri görünce üzülüyorum. İnsanlarımızın ekmek parası için yabancı diyarlara gitmesi beni üzüyor. Araba alacağınıza atölyeler kurun. Muhtaç vatandaşlara iş bulun. Hem onlar İslâm diyarında yaşama imkânı bulur, hem biz gâvurcukların kölesi olmaktan kurtuluruz.”
Bu sözler, teknik üniversite öğrenimi görmüş olan Erbakan Hocaya ilham kaynağı oldu. Erbakan öncülüğünde kurulan ve yüzde 95’i yerli üretim olan Gümüş Motor Fabrikası’nın fikir babası Mehmet Zahit Kotku (K.S.) idi.
Erbakan Hocayı siyasî mücadeleye teşvik eden de Hocaefendi oldu. Erbakan Hocanın Anadolu sermayesini teşvik ederek yerli üretime yönelmesi, makine yapan makine fabrikaları kurma girişimleri ve ağır sanayiye büyük önem vermesi gibi çalışmalarında hep Hocaefendinin teşvik edici sözlerinin etkisi vardır. Erbakan Hoca, bir ömür, “Görünmeyen Üniversite” durumundaki Hocasına sadık kalmıştır.
SADAKATİ TAVSİYE EDERDİ
Mehmet Zahit Kotku’nun (K.S.) üzerinde çok durduğu konulardan biri de “sadakat” idi. Bir hutbesinde, “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklardan olunuz!” (Tevbe, 119) ayetini okuduktan sonra şöyle demişti: “Sıdk, her işin temeli ve direğidir. Sadakat, nübüvvet derecesinden sonra gelir. Sıdkın en azı, iç ve dış birliğidir. Sıdk, tehlikeli yerlerde hakkı söylemekten kaçınmamak olduğu gibi, haramların yenilmesini de men etmektir. Nefsinin esiri olan, sıdkın kokusunu koklayamaz. Başkalarına müdâhane (yağcılık) eden de böyledir. Sıdkın olmadığı yerde ihlâs olmaz.”
Bu sözlerden en çok etkilenenlerden biri de Erbakan Hoca oldu. Giriştiği siyasî çalışmaların zorluğundan hiç şikâyet etmedi, yılgınlık göstermedi. Ateş çemberinin içindeyken bile davasından vazgeçmedi. Bir ömür sadıklardan oldu. Devre dışı bıraktıkları, partisini kapattıkları zaman bile, “Atımızı alanlar, yolumuzu da almadılar ya!” diyerek hep çalışmalarını kaldığı yerden devam etti. Hedefini hiç unutmadı. Davasına sadık kaldı.
Erbakan ve arkadaşları 12 Eylül darbesi sonrası tutuklandı. Hocaefendi de hastaydı. Bu hastalığında Erbakan ve arkadaşlarının tutuklu olmasının da etkisi olduğu söylenir.
Tutukluluk sürecinde Hocaefendi, Erbakan ve arkadaşlarına birer takkeyi hediye olarak gönderdi. Onlar bu takkeyi giyer, kendilerini Hocaefendinin sohbetinde hissederlerdi.
Nihayet Hakk’tan çağrı geldi. Hocaefendi 13 Kasım 1980’de Hakk’a yürüdü. Çok sevdiği ve yetişmesinde büyük emeği olan bir âlimin cenazesinde bulunamamak Erbakan Hocayı çok üzdü. Hıçkıra hıçkıra ağladı. Bağrına taş bastı âdeta.
Doğum… Hayat… Ve ölüm… Üç günlük ömür… Dünya bir imtihan alanı! Onlar imtihanlarını yüz akıyla verdiler. Sıra bizde. Allah hepimizi, imtihanını yüz akıyla verenlerden eylesin!
İslâm semasının maneviyat yıldızlarından ve irşadı süresince bir dünya lideri yetiştiren Mehmet Zahit Kotku (K.S.) ve Erbakan Hocayı rahmetle anıyorum. Allah, onları Resulüne (S.A.V.) komşu eylesin!