Armudun sapı… Üzümün çöpü… Teorik bilge… Pratik makyavelist… Deme lüksü yok. Ne iktidarın, ne muhalefetin. 16 Nisan, yüzde 50-1 milat artık! Meclis Başkanlığı da ilk viraj… Partilerin içindeki küstürülmüşler, dışlanmışlar veya muhalifler artık değerlenecek! MHP’li muhalifler hariç!

***

Bu cümleden olarak; seçmen üzerinde gücü ve karizması bulunan önceki Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ismi gün be gün öne çıkıyor. Ankara kulislerinde hocanın tekrar sahaya sürüleceği konuşuluyor. İlk konuşulan ise Meclis başkanlığı. Kulislere göre, Reis’e yakın hocacılar, Meclis Başkanlığı veya başka aktif görevler için mekik dokumaya başladılar bile. Külliye de sıcak bakıyor! Nitekim Davutoğlu’nun en yakın danışmanı Ali Sarıkaya, şu anda Erdoğan’ın Amerika-BM ziyaretinde yer almış bulunuyor.

***

Hocaya yakın duran MKYK üyesi, etkin partililer ve bazı bakanların da Reis’e, hocanın ismini verdiği ifade ediliyor. Yüksek rakımlarda kurulan cümle şu: “Yılların Çiller Hanım’ını bile vitrine alıyoruz, Davutoğlu’nun günahı ne!”

Küllenen Reis-hoca kavgası çoktan bitmiş anlaşılan, bitmesine de… Acaba zirvelerde içten içe başka yeni kavgalar mı türüyor? Antenler, alıcılarımız sonuna kadar açık vaziyette, takipteyiz!

EŞSİZ ZİYARET, BAŞA BELA OLMASIN!

Siyasetçilerin kulağına küpe yapacakları bir kulisimiz var bu hafta! Cumhurun Reisi, yakın zamanda bir sahil kentini ziyaret ediyor. Konuşma yapmak için kürsüye doğru yürürken, bir hanımefendi ayağa kalkıp önünü kesiyor. Protokolde oturan şehrin belediye başkanının eşi diyor ki, “Başkan beni, kendisiyle gezilere götürmüyor!” O arada ilin AK Partili vekil de nasıl oluyorsa, “İyi yapıyor!” diye müdahil oluyor.

***

Olaya bizzat şahit olan kaynağımın anlattığına göre Cumhurun Reisi de, Belediye Başkanı ve milletvekiline doğru dönüyor. “Gelecek dönem yoksunuz!” diyor. Bu sert çıkış için başka nedenler var mıdır, bilmiyorum! Ama siz, siz olun, hanımefendileri geride bırakıp sürekli tek başınıza gezmeyin!

ANAHTAR KERKÜK!

Sizce Kerkük; “Bağımsız Kürdistan’a” giden “mayınlı referandum yolu” mu olacak? Prof. Mahir Nakip şöyle veriyor bu sorunun cevabını:

Ortadoğu’nun anahtarı IRAK, IRAK’ın anahtarı KERKÜK’tür.

ORTADOĞU bölünecekse, IRAK’tan başlar. IRAK bölünecekse, KERKÜK’ten başlar…

Kerkük’ün kaderi, bölgenin kaderini belirleyecektir. Kerkük, anahtardır!

BEŞ TEKLİF, BEŞ RED!

Kınalı Merkez Partisi ekibi, hızlı ama henüz sonuç yok. Ankara’ya ulaşan kulis bilgilerine göre Kastamonu, Karabük, Adana, Mersin ve Manisa’da da çalışma yapılmış. Belediye başkanlarına “teklif” götürülmüş. Ne ki, ortada henüz ne somut bir parti, ne de rüzgâr var!

Şu anda Ankara’da; 2000’lerin başında, daha üç gün önce kurulmuş Adalet ve Kalkınma Partisi’ne akın akın geçen belediye başkanları furyası gibi bir durum yok anlayacağınız.

ÜÇ BEBEK, BİR BUZAĞI!

Devletimiz son zamanlarda bayağı teşvikkâr oldu. Çocuğu olana bir çeyrek altın takıyor Aile Bakanlığı. İkinciye yarım altın (400), üçüncüye 600 lira doğum teşviki…

Çok güzel ancak ironi de burada! Vatandaşın dört aylık bir buzağısı varsa Tarım Bakanlığı 750 lira veriyor!

Bu ironik mukayeseyi tam bir yıl önce yazmışım. Şimdi başımıza geldi!

Elif kızımız tam 11 günlük oldu. Fakirhaneyi şenlendirdi. Bizim için dünyalar değerinde elbet. Ama devletin nezdinde şu sıralar “buzağı” biraz daha kıymetli!

Devletin bu “şakacı teşvikini” telafi etmek için, “Akikanın budu da lezzetlidir” diye düşünen eşe dosta bir altın sınır yok tabi.

MERAL YORGUNLUK!

Farkında mısınız? Aslında metal metal deyip, Dişlilere danışmak… Milleti yoruyor… Ancak bugünlerde Ankara’da moda tabir metal değil, Meral yorgunluk…

DÜNYA BİR DİYASPORA!

Tam bir asırdır… Rusu, Alman’ı, Amerikanı, Çin’i “demokrasi-medeniyet götürmek için” Afrika’ya, Ortadoğu’ya giderken… Asya suskun! Afrika mahzun! Ne mutlu bu aziz ve fedakâr ülkeye ki, bizim kolektif gönlümüz mazlum dünyalara sadece “yardım” için koşuyor. Tarihte olduğu gibi.

Türkiye’nin gurbete, ümmete, yetime, mazluma ulaşan kamu-özel onlarca kurumu var! AFAD, KIZILAY, TİKA, Diyanet Vakfı… Sayısı yüzleri bulan sivil yardım kuruluşu…

Bütün dünya, Türkiye için bir diyasporadır artık!

Göreceksiniz. Asya, Afrika ve yedi kıtaya zulüm, sömürü ve “demokrasi götürmek” için gidenler bugünkü güçlerinde kalamayacaklar! Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacak. Yeni dünyayı, mazlumu, hakkı üstün tutanlar kuracaktır.