Harese nedir bilir misiniz? 

Arapça eski bir kelimedir. Bildiğiniz o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. 

Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır.

Deve, dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına ve dikenin tadına doyamaz… 

Bu aynı zamanda çok tehlikeli bir sonuç da doğurabilir; şayet sahibi dikkat etmezse bu durum kan kaybından dolayı devenin ölümüne bile neden olabilir… 

Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi tadının kanından adeta sarhoş olur...

***

Ammaaaa!

Bir de şuradan bakmak lazım; emperyalistlerin, sömürücülerin, dünyaya nizâmat vermeye çalışanların, bölgede haritaları yine ve yeniden çizmeye gayret edenlerin bunda payı yok mudur? 

Yani, asıl “harese”nin altında, petrol uğruna, çıkar ve menfaat uğruna Ortadoğu’yu kan ve gözyaşına boğanlar yok mu? Onların kim/kimler olduğunu sizler gayet iyi biliyorsunuz…

Bir de buradan bakmak gerekiyor… 

Şu temenniyle bağlamak istiyorum; hırsınızda boğulun inşallah!

PSİKOLOGLAR BİR HAYLİ DERTLİ!

Son günlerde çok sayıda psikologdan son derece çarpıcı mektuplar aldım. Şunu diyorlar; 

“Ben çalıştığı alan için canını dişine takan bir psikolojik danışmanım. Hasta bile olsam okuluma gelirim. 

Psikolojik danışma, doğası gereği gizli yapılan bir iştir. Sizin de haberlerinizde sıklıkla yer verdiğiniz gibi bu gizli görüşmeler sırasında, tacizleri tecavüzleri biz psikolojik danışmanlar ortaya çıkarırız. 

Şimdi duyduğumuza göre bu hizmet ciddi şekilde baltalanmak isteniyor. 

Dışarıda en ucuzu 150 TL olan bir psikolojik danışma seansı (kendim de psikologum, dışarıda olsam alacağım ücret mecburen bu, çünkü çok fazla ekstra pahalı eğitim ve test öğrenmek durumundayız) okullarda bu danışmayı, aldığımız maaş karşılığında ücretsiz şekilde vermekteyiz. 

Çıkarılmak istenen yeni bir yönetmelik var ve psikolojik danışmayı tamamen kaldırıp, herhangi bir öğretmen gibi derslere giren, etüt veren, acayip ucube bir hizmete dönüştürmek istiyorlar mesleğimizi. 

Bu mesleğin bu şekilde uygulanması mümkün değil ve endişelerimizi haber olarak paylaşmanıza çok çok fazla ihtiyacımız var. 

Daha önce eğik el yazısını zorla koyup şimdi kaldırmaları gibi, bu yönetmelikte eğer gelirse 10 yıl sonra bunu da kaldıracaklar ama ağır bedeller, ağır taciz tecavüz vakaları, intiharlar ve madde bağımlılığı vakalarından sonra olacak. Bedeli çok ağır olacak.”

***

Sahiden böyle bir hazırlık var mı? 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yönde bir çalışması var mı? 

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Yönetmeliği’nde ‘Rehberlik Yönetmeliği’ adı ile değişikliğe gidileceği doğru mudur?

Varsa ayrıntıları nelerdir? Gerekçeleri nedir? 

ÜSTADDAN ÖZLÜ CÜMLELER…

Dün, (25 Mayıs) üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ebediyete irtihalinin yıldönümü idi…

Önceki gün, gazeteci yazar Akif Emre’yi son yolculuğuna dualarla uğurladık. 

Milletin gönlünde hoş sadalar bırakan her iki isme de Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. 

***

Dünyaya daldık, üstadı sanki biraz unuttuk mu ne! 

Eskiden çok daha fazla yâd ederdik, Necip Fazıl Kısakürek’i… Bu vesileyle hiç olmazsa üstadın bazı özlü sözlerini hatırlatmak istiyorum; 

* Allah’ım, bizi hem af, hem adam et.

* Allah dostu odur ki, nefsine tek pay biçmez. Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez.

* Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum.

* Allah, ızdırabını çektirmediği şeyin, nimetini vermez.

* Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!

* Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir.

* Anladım işi; sanat ALLAH’ı aramakmış, marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.

* ALLAH de ve sus! Başka hiçbir şey söylemeye değmez.

* Arı bal yapar, fakat balı izah edemez.

* Ağlayabilmek için ille yılanlı kuyuya düşmek mi lazım? Asıl dünyanın en korkunç bir yılanlı kuyu olduğunu anlamak yetmez mi?

* Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur. Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur.

* Beni kimsecikler okşamaz madem. Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.

* Bir namazım, bir duam, bir de eski seccadem. Hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermayem.

* Bu gidişle utanmaktan utanan bir nesil gelecek.

* Bir hadiseyi düşünebilmek için filozof olmaktan başka çare görmemek, düşünme hakkından vazgeçmek değil midir?

* Ben, haritada deniz görmüş boğulmuş. Dokuz köyün sahibi dokuz köyden kovulmuş.

* Bir hoşçakala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.

* Bu hayatı fazla ciddiye almayın, nasıl olsa içinden sağ çıkamayacaksınız.

* Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır.