Beşiktaş ile Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi nde gruplardan

çıkmak adına önemli mücadeleler verdiler. Önce Beşiktaş, Olimpiyat Stadı nın

aleyhte faktörleri sancısı ile kıvrandı durdu. Sonra da Fenerbahçe amatör takım

niteliğindeki Ajax ı 80 dakika sadece terletti ama son on dakika maçı kaçırdı.

Gelelim açılımlara... Beşiktaş takımının şimdilik en çok

sıkıntı çektiği durum, kapalı oyunları açmaktır. Rus takımı topluca çabuk

olarak topun arkasına geçip Beşiktaş ı yarım sahada oynamaya mahkûm etti. Hâl

böyle olunca da Beşiktaş rakibinin üzerine abandı ama kalabalıktan ne pas

üretebildi, dolayısıyla da bol pozisyon... Oysa hem Oğuzhan, hem de Sosa

takımdaydılar. Ancak ne var ki, Gomez hiç saha boşaltmadan oyanı dersek yalan

olmaz. Gökhan aynı, yani topla bütün takımı geçmek gibi olmayacak bir heveste

ısrarcı... Olcay panik halinde. Orta sahanın kuruluş sebebiyle aklının yarısı

arkada... Rakibin üzerine yaslanarak oynamak Beşiktaş için her zaman

dezavantajdır. Hele hele karşısında bizim savunmalardan biri de olmayınca...

Sonra Olcay içeride kaldı Quaresma oyuna girdi. Yani

Şenol hoca risk almaya başlamıştı. Koca oyunda bir top bulan Quaresma onu da

tabelaya yazınca, Oh, işte oldu dedik ama... Hatta Necip i de oyuna alarak Atiba nın rahatlamasını sağladık, daha

doğru bir deyişle bu 1-0 ın üstüne yatalım dedik. Ama bu arada bir şey unuttuk.

Arka tarafı enine ve dikine açılmaya başlayan Rus takımının üzerine süratli,

yer değiştirerek oynayan Cenk i maça çok geç aldık. Oysa beraber düşmeden

yapacaktık bu işi... Futbolda eldeki elemanların hangi koşullarda nasıl yararlı

olabileceklerini zamanında fark edip uygulamaya geçilmelidir. Bir de rakibin

tuzağına düşmemek gerekir. Hani acaba, takım halinde geriye yaslanmış bir

takımın üzerine topluca gidilmek yerine bazı aldatıcı çekilmeler, örneğin en

son adamın santraya kadar gelip duvar olması falan gibi canım... Neyse ki,

İskenderbey bize çalıştı da...

Sonra Hollanda ya gittik. Rakip bizim bir zamanların

İstanbul finallerinde çarpışan sekiz grup birinci amatörlerimizden de aşağı bir

takım. Benim bildiğim Ajax Avrupa nın en iyi futbol oynayan, hatta total

futbolu dünyaya sunan bir firmadır. Ama bu defaki inanın bugünün amatör

düzeyinde... Fenerbahçe böyle bir rakip karşısında maçın seksen dakikasını

resmen ve alenen dokuz kişi ile oynadı. Kaleci Volkan hariç diğer sekiz oyuncu

rakiplerine çok yakında bastılar, onların yüzlerini kaleye döndürmediler. Bu

tablo Pereria döneminde ilk defa rastladığımız bir oluşumdu. Rakip de yukarıda

değindiğim gibi amatör olunca, iş, önde büyük takım işleri yapıp maçı cebe

indirmek olmalıydı. Ama nerede Van Persie hiç mi hiç yok. Nani, zaten hoca ile

arızalı, sanki topa dargın, yarım var, yarım yok... Hatta çıktığı dakikalar

yaklaştıkça hiç yok. Ve Ajax tek bir doğru dürüst pozisyona giremeden hep

yenilgiye davetiye çıkarır bir durumda... Bu yazdıklarımın onayı ise Ozan la

Volkan oyuna girdikten sonra yapıldı. Fenerbahçe öne doğru tempoyu arttırınca

peş peşe pozisyonlar buldu ama atamadı. Olabilir. Futbolda kale içinden de gol

kaçırılır. Ama oraya kadar gelinebiliyorsanız yarın kaçırdıklarınızı da

atarsınız demektir. Ama bu hoca bu Van Persie ve Nanin isimlerinin altında

kalmaya devam ettikçe zor mu zor...

Gruplardan çıkmak mı Tıpkı milli takım gibi herkes bize

çalışıyor.  Astana dan tutun da,

İskenderbey e, Molde ye kadar...