Her nerede olursak olalım etrafımıza şöyle bir baktığımızda gördüğümüz manzara şu; herkes başını öne eğmiş çok önemli bir şeyi parmaklarıyla sürekli karıştırıyor. O anda dünya yıkılsa haberi olmayacakmış gibi bir durum var. Acaba dünya yıkılıyor da bizim mi haberimiz yok diye düşünmemek elde değil! İşyerlerinde az bir nefes aralığında aynı manzara. Otobüs duraklarında, otobüse bindiğinizde ayakta ya da oturanlar aynı. Genci yaşlısı, erkeği kadını hiç fark etmiyor; herkes başını eğmiş çok önemli bir şeye bakıyor! Peki, nedir bu bakılan? Türkiye savaşa mı girmiş, hayır! Ülkemizde darbe mi olmuş, hayır! Nedir öyleyse o çok ama çok önemli nefes almadan başlar öne eğilmiş bir şekilde bakılan? Akıllı telefonlarda oyun oynamak! İnternette bir şeye bakmak! Bütün halkımız işi gücü bırakmış akıllı telefon denilen cep telefonunu sürekli karıştırmakla meşgul! Halkımız akıllı telefonlara aklını yüklemiş her şeyi o hallediyor! Düşünmeye, akletmeye gerek yok; akıllı telefon düşünüyor aklediyor! Kimseyle konuşmaya gerek yok akıllı telefon konuşuyor! Kimseyle muhabbete gerek yok akıllı telefonla muhabbet çok derin! Kimseye akıl danışmaya gerek yok akıllı telefon her şeyi biliyor! İnsanlara aklın gereği yok çünkü akıllı telefon var!

Teknolojiye karşı değilim. Teknolojinin kullanım şeklidir benim karşı olduğum nokta. Bilinen tartışmadır; Batı’nın bilim ve fennini alalım ahlakını almayalım. Osmanlı’nın Batılılaşma döneminde ortaya çıkmış bir tartışmadır bu. Bu tartışmanın yanlış tarafı şu; bilim ve fennin sadece Batı’da olduğu inancı ve bizde bunların hiç olmadığı varsayımı! Bu varsayım Türkiye’nin sürekli yönünü Batı’ya dönmesini sağlamıştır. Niye, bilim ve fen onlarda dolayısıyla onlar sürekli ilerliyor biz de ilerleyelim! İlerlemenin ölçütü ne? Bu sorunun cevabı günümüzde bile verilmiş değil. Oysa bilim ve fennin kaynağı Kur’an’dır. Kaynak bizde ama yapan Batılılar! Bu nasıl oluyor? Türkiye’de kim okuyor Kur’an’ı? Kitabı sevmeyen toplum kitap okur mu, okumaz! Kur’an odanın duvarında asılı dursun biz de Müslüman olarak ona bakıp duralım; ilerlemek mi Avrupa’nın çöpe attığı teknolojiyi alır ilerleriz, olur biter! Kafa bu! Ya da sadece Arapçasını okuyalım gerisi bize gerekmez; nasıl olsa Avrupalılar teknolojiyi yapıyor bize ne gereği var kitap okumanın düşünmenin akletmenin! Gir internete akıllı telefondan, aklına gelmeyenleri getirsin aklına! Akıllı ya her şeyi bilir akıllı telefon!

Bilim ve teknolojideki her gelişme Türkiye’ye neredeyse on yıl sonra geliyor. Türkiye, Batı’nın en büyük teknoloji pazarı! Ama kullanılmış atılmış teknolojinin! Bu ikinci el yenilik bile ülkemizde mal bulmuş mağribi etkisi yapıyor. Akıllı telefonlara karşı değilim. Akıllı telefonları kullanma şeklidir benim eleştirdiğim. Adeta herkes aklını akıllı telefona yüklemiş sürekli onunla yatıp kalkıyor. Telefon nedir, bir iletişim aracıdır. İnsanımızın evinde bilgisayar var, ev telefonu var, internet var, dijital fotoğraf makinesi var. Bunların üstüne bunların görevini yapan bir de akıllı telefon! Oysa telefon sadece konuşmak için vardır. Kaldı ki örneğin en pahalı akıllı telefonla çekilen fotoğraf, sıradan bir dijital fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğrafın kalitesinde olmuyor. İnternet kullanımı bir bilgisayarda kullanım kadar verimli değil. Klasik telefona karşı ne artısı var akıllı telefonun; sadece görüntülü konuşma, başka bir artısı yok. Diğer özelliklerini daha iyi yapan bilgisayar, fotoğraf makinesi vb. varken akıllılığın ne esprisi var! Görgüsüzlükten başka bir şey değil; akıllı telefonlarla görgü kuralları tedavülden kalktı. Sokaklar caddeler kendi kendine konuşan, kendi kendine gülen, en mahrem konuyu toplum içinde utanmadan sıkılmadan konuşan bireylerle doldu. Dahası, onun var benim niye olmasın yarışı sonucu tüm halkımız akıllandı! Tabi teknoloji pazarlamacısı Batı, klasik telefonları tedavülden kaldırınca akıllı telefon kullanmak istemeyen az sayıdaki insanımız da mecburen kullanmak zorunda kalıyor. 

Herkes akıllandı deliliğe gerek kalmadı!