Takıntıları olan biri değilim. Ama ben bu Şafak ayinine,

Anzak günü ve Anzak torunlarına, hatta hatta Anzak Anıtına bile taktım muhterem

okurlar! Takılmayacak gibi de değil ki!

Anzak Günü, Şafak Ayini adı altında masumca (!)

düzenlenen törenlerle yapılan ayinler bana pek tekin gelmiyor. Kuzu postuna girmiş

kurt gibi, İngilizler de Anzak torunları kisvesine bürünmüş olabilir mi

Bağımsız bir ülke olarak tanıdığımız Avustralya nın, yönetiminde hâlâ

İngiltere nin gönderdiği valinin bulunduğu göz önüne alınırsa ne demek

istediğim anlaşılacaktır sanırım. Yani bu filmde esas oğlan yine İngiltere.

Anzak diye bir ulus da yok üstelik! Bir ülke düşünün ki bundan ülke diye söz

etmek belki yanlış da olabilir, sömürge demek daha doğrudur, kendisini

sömürenin peşine takılmış, kilometrelerce öteden başka bir ülkeyi işgal etmek

için gelip o ülkenin vatandaşlarını öldürüyor ve bu arada kendi askerleri de

ölüyor. Niçin Haçlı zihniyetine sahip bulunduğu için. İngiltere gel dediği

için. Çünkü İngiltere nin bir kolonisi hatta İngiltere nin ta kendisiler.

Halkın büyük çoğunluğu İngiliz vatandaşı, zaten Avustralya nın asıl sahipleri

olan Aborjinler çöllere ve kıyılara itilmiş, hiçbir şeyde söz sahibi değiller.

Bize Anzaklar bir ulusmuş gibi gösteriliyor. ANZAC, Birinci Dünya Savaşı nda ve

Çanakkale de ecdadımıza karşı savaşan Australian and New Zealand Army Corps

yani Avustralya ve Yeni Zelanda Askeri Birlikleri nin (Kolordu) İngilizce

olarak kısaltılmış halidir. Bu kolordunun askerlerine de Anzak denilmektedir.

Bir askeri birlik yani. Bunların İngiltere ile bağları çok kuvvetli. Çünkü

Avusturalya ve Yeni Zelanda yüzyılın başında, Britanya İmparatorluğu nun kendi

kendini idare eden dominyonlarındandı. 1914 yılında bile, orta yaş üstü nüfusun önemli bir kısmı, ya İngiltere

doğumluymuş ya da anne-baba gibi birinci derecede yakın akrabaları hâlâ

İngiltere de yaşamaktaymış. Avustralya ve Yeni Zelandalılar İngiltere yi o

dönemde anavatan sayacak kadar kendilerine yakın hissetmektelermiş. Günümüzde

bu durum sizce değişmiş midir acaba

Merak ediyorum Anzak torunları dedelerini ziyarete ne

yüzle gelmekte ve neden gelmekteler Bir de bu gelen Anzak torunları atalarını

mağdur gibi göstermeye çalışmazlar mı Bir deli öfkeye kapılıyorum ki sormayın

muhterem okurlarım! Sanki dedelerini biz davet ettik Çanakkale ye! Sonra da

ölen askerlerini anmak adına ülkemize gelip şafak ayinleri düzenliyor ve

atalarını anıyorlar. O kadar masumane anlatılıyor ki medyada, gözlerimiz

yaşarıyor. Neredeyse Hepimiz Anzak ız! diyecek hale getirildik. Artık

uyanmalıyız! Anzaklar hiç de masum değiller. Avustralya nın başkenti Canberra şehrinde bulunan Avustralya Savaş Anıtı

Müzesi koleksiyonunda yer alan Tahliye adındaki heykel onların da ataları

İngilizler gibi ne niyetlere sahip olduklarını göstermesi bakımından

manidardır.  Avustralya Savaş Anıtı nca

satın alınarak koleksiyona dâhil edilen Tahliye adındaki bu heykel Wallace

Anderson tarafından 1925 yılında kilden yapılmış, 1926 yılında alçıya dökülmüş

ve 1927 de Melbourne de bronz döküm olarak yenilenmiştir.  82 cm. yüksekliğindeki bu heykelde, bir Anzak

askeri bir silah arabasına yaslanıyor ve ayakları altına aldığı Türk bayrağı

bulunuyor. Bayrağın yanında ise Türk askerine ait olduğu ima edilen bir

kafatası bulunuyor. Heykelde, Anzak askerinin yaslandığı silah arabası, savaşı

ve Gelibolu daki yıkımı temsil ediyor. Üzerinde dikildiği Türk bayrağı ve

kafatası ise işgal edilen toprağı ve öldürülen düşmanı simgeliyor. Ne kadar da

masumane duygular beslemekteler bize Anzaklar (!) gözlerim yaşardı inanın!

Sorarım size muhterem okurlar; Anzak Torunları Çanakkale ye dostça geliyorlarsa

bu heykel neyin nesi Yok, eğer hâlâ Haçlı zihniyetleri sürüyorsa ki sürdüğüne

eminim, o zaman Çanakkale de ne işleri var Veya bizler niye hâlâ gaflet

uykusundayız

Bir de şu temsili çıkarma yapmaları işine takıldım pek

muhterem okurlarım! Merak ettiğim şey Anzak torunları bu temsili çıkartma

esnasında hangi duygular içindeler Dostça mı bir çıkartma yapıyorlar düşmanca

mı Temsili olsa da ataları gibi çıkarma yapmaları tuhaf değil mi sizce de.

Dedelerinin yaptığı çıkarmayı temsilen çıkartma olarak yapan torunlar. Kime

karşı Ülkelerini müdafaa eden dedeleri, bu savunma esnasında Anzak dedeleri

tarafından şehid edilen Türk torunlarına karşı İnsanın yüzü kızarır biraz.

Biraz çekinir insan ve saygı gösterir bulunduğu ülkenin insanlarına.

Nihayetinde onların dedeleri bu ülkeyi işgale gelmeseydi bizim dedelerimiz

ülkesini savunma mecburiyetinde kalmayacaktı ve de ölmeyecekti!

Ama onlar da haklı a dostlar! Onlar da haklı! Ellerini

kollarını sallaya sallaya bu ülkeye dedelerini anmaya gelmekteler!

Çanakkale ye Anzaklar-İngilizler boşuna sahiplenmiyor ve

boşuna akın akın gelmiyorlar! Lozan ın 128-136 maddelerini okuyun anlarsınız!

Okuyun Lozan Antlaşmasının 128-136. maddelerini Allah aşkına!

Bu olaya İnönü Vakfı da şöyle bir açıklık getiriyor

yapılanları kapatabilmek adına: Böylece bu toprak parçasının mülkiyet hakkı

İngilizlere verilmemiş ve sadece antlaşmada yazılı amaçlar için, mezarlık ve

arsa olarak kullanılmasına izin verilmişti.

İzin verilmiş mi verilmiş... Adamlar bu izin üzerine

geliyorlar kendi topraklarıymış gibi ellerini kollarını sallaya sallaya ve o

günleri temsilen sörfleriyle sabahın dördünde aynı atalarının Çanakkale de bize

saldırdığı yerden çıkartmalar yapa yapa...

FATMA TOKSOY