Eylül ayıyla beraber ilköğretimden üniversiteye kadar bütün okullar açılmaya başladı.
Beşikten mezara kadar okumayı emreden Peygamberimizin emrine uyarak biz, üç yüz altmış beş gün okuyalım.
Tabiatı yaratan Allah olduğu için tabiattaki bütün kanunları Allah koyduğundan o kanunları bulmak ve bilmek Rabbin kanunlarını öğrenmek olduğundan okullarda öğrendiğimiz her ilim dalını Rabbin kanunlarını okuyormuş gibi Bismillahirrahmanirrahim diyerek başlayalım.
Rabbimizin bir de Kur an ın da bildirdiği kanunları vardır. Kur an a başlarken de Bismillahirrahmanirrahim diyerek başlayalım.
Tabiat kanunları için okullar açmışız ama Kur an ı öğreten okulları teker teker kapatıyoruz. Birileri çıkıyor çocuklara Kur an okutmayı cezalandırma tarafına gidiyor.
Tabiat kanunlarını bilmek bizim tenimizin ve ruhumuzun bu dünyada rahat ve huzurunu sağlar.
Kur an kanunlarını bilmek ise hem bu dünyada neyi nasıl yapacağımızı hem de ahirette cehennem azabından kurtulup Rabbin rızasını kazanarak cennete gitmesi sağlar.
İkisinden ne kadarını öğrenelim denirse.
Tabiat kanunlarını bir ömürlük öğrenelim, Kur an ın kanunlarını sonsuz seneler boyu yetecek şekilde öğrenelim derim.
Ama hocam Kur an öğrenecek ve öğretecek yer yok" derseniz ben de sevgili peygamberimizin "Yeryüzü bana mescid kılındı" hadisini hatırlatırım.
Eviniz, sokaklarınız, çarşılarınız, iş yerleriniz, daireler, dağlar, ovalar, deniz kenarları, ormanlar, bütün buralar Allah ın olduğundan Allah ın ayetleri buralarda okunur.
Karamanoğlu Mehmet beyin diliyle söyleyeyim "Bu günden sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Kur an okunacaktır.
Evinde ve iş yerlerinde Kur an okutması yasaklanan değerli bir hoca efendi öğrencileriyle beraber Haydarpaşa dan bilet alırlarmış. Adapazarı na kadar trende Kur an ı okurlarmış. Adapazarı ndan yeniden bilet alırlar Haydarpaşa ya kadar okurlarmış.
Okuyan ve okutan oldukça hiçbir güç okuma işlemini engelleyemez.
İstanbul da Kur an okuttuğu için Denizli hapishanesine gönderilen değerli bir hocanın kendinden dinlemiştim. "Hapishaneye vardıydım dışarıda bulamayacağım kadar öğrenci sınıflarda beni bekliyor.
Denizli ve çevresinde imamlık yapanların bir çoğu o zaman benim hapishanede okuttuklarım" demişti.
Her yerde okutup okuyabildiğimiz gibi mahalle camisini çok iyi değerlendirelim.
İmamlarımızın asli görevi cemaatinin dini bilgilerini artırmaktır. Kur an da bizim ana kitabımız olduğuna göre onu öğretmek de onun görevidir.
"Bizim imamın ikinci işi var, Kur an okutmaya zamanı yok" diyerek sorumluluğu imama atanlar, imamın o ikinci işten elde ettiği kadar parayı cemaat olarak imama biz verelim ve o ikinci işi bıraksın.
Çalışkan gayretli imamlarımız olduğu gibi tembel olanları da var.
Tembel olanları da biz gayrete getirelim.
Mesela iş adamının biri cami imamına "Akşam namazı ile yatsı namazı arasında ve bir de hafta sonlarında ne kadar öğrenci okutursan öğrenci başına on milyon lira vereceğim" der.
Bir aya kalmaz imam efendi öğrenci sayısını yüzün üzerine çıkarıverir.
"Olur mu imam bundan sevap alır mı " demeyin.
İmam bundan parasını alır, iş adamı çok değerli bir yatırım yapmış olur bu ümmetin çocukları da Kur an okumasını öğrenmiş olur.
Haydin, Bu günden sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Kur an okuyalım ve okutalım.