Her insan farklı bir yapıya bir karaktere sahip.
Farklı karakterler insan zenginliği insan bu insan
ormanında, büyüklüğü içinde kendine özgü ve özel bir yer edinmeye bakar.
Kendisi gibi olmayı tercih eder. Konuşurken, devinimlerimizle başkalarından
mutlaka farklı bir kişiliğimizi olduğunu gösterir hatta ihsas ederiz. Bunu
hiçbir zaman bilinçli yapmayız. Kendiliğinden olur.
Zengin insan coğrafyasında her türde, karakterde ve
yapıda insan var. Bir birey nasıl bir topluluğunu içinde yer alıyorsa
davranışlarıyla onlara yakın olur ya da benzer.
Sahih ve salih insanlarla birlikte olanlar onlar gibi olurlar.
Salih ve sahih insanlar çok daha etkileyicidirler. Onlar çok konuşmayı
sevmezler. Hal ve davranışlarıyla yaşamaya bakarlar. Kendiliğinden örnek insan
oluverirler.
Toplum içinde bu tür insanlar çok azdır.
Her insanın farklı bir yapısı var. Kimi aceleci, kimi
telaşlı, kimi asabi, kimi sabırlı, kimi hoşgörülü vs. bu türlerin sınırları
yoktur. Belli çevreye mensup insanlar birbirlerine bakar öyle de davranırlar.
İbadetlerine dikkat eden bir topluluk içinde iseniz siz
de ibadetlerinize özen gösterirsiniz ister istemez. İhmalkâr, savruk. Sarsak
bir topluluk içinde iseniz onlar gibi davranırsınız. Küfürbaz, kaba, sözünü
bilmezler arasında iseniz onlar gibi olursunuz.
İnsanları etkilemenin en önemli ve en etkili yanı
kişilikli duruştur.
Bunun en önemli prototipi Sevgili Efendimizdir.
Müşrikler, putlara tapanlar, sarhoşlar, yalancılar, sahtekârlar hemen herkes
Sevgili Efendimizi en güvenilir insan olarak görür.
Şu yaşadığımız zamanda Müslümanlar örnek tip olmanın çok
ötesindedirler. Onlara yüklenen sorumluluklar ya da yönlendirmeler güvenilir
insan olmaktan uzaklaştırıyor. Güvenilirlik adalet ile olur, hoşgörülü ve
anlayışlı olmakla olur.
Emperyalizmin oyuncağı olmuş olan Müslümanlar ne yazık
ki, iyi örnek olamıyorlar. Genel görünümleri hiç de hoş değil. Radikal
unsurlar, ya da onları yönlendiren, silahlandıran, eğiten kimseler İslâmî
olmayan bir yaşama tarzı sunuyorlar, onlar da bunu kabulleniyorlar.
Âdil Müslüman sadece kendine değil her insana, her
canlıya eşit davranır. Kimsenin hakkını asla gasp etmez. Kendisini başkasından
da üstün görmez. Sahih bir Müslüman bilir ki sözün de bir tartısı vardır.
Sadece davranış değil, yönetim tarzı değil, bakışıyla, sözüyle, sevgisiyle de
adildir. Kuşatıcıdır.
İnsanlığın en çok gereksinim duyduğu da budur.
Çıkar ilişkileri söz konusu olunca insanlar ölçüyü
kaçırıyorlar.
Adil bir teraziden bir tartıdan söz ediliyorsa bu insanın
her davranışı için geçerlidir.
İnsanlık yanıltılıyor. Yanılsatıcı karakterler insanlığın
önüne sürülüyor. Siyasa adamları, ya da bir kitleyi yönetmeye aday kimseler
toplum karşısında kendileri gibi davranmıyorlar. Kendilerine öğretilenlere göre
davranıyorlar, yani rol yapıyorlar. İnsanlık gündelik hayatında bile sanki bir
tiyatro alanındadır. Sahnedekiler ise onları izleyenler. Bu tipler kendileri
olmadıkları için davranışlarıyla da tutarlı değildirler. Çünkü onlar birçok
kişilik birden edinebiliyor ve insan insana, topluluktan topluluğa göre
davranabiliyorlar.
Son dönemlerde beden dili diye bir olgudan söz ediliyor.
Beden dili insanlara kendilerini kendilerinin dışında bir tip olarak sunma
çabasıdır. Robotik unsurlara sahiptirler. Beden dili tiplerinin özel bir
karakter ve kişilikleri yoktur. Bukalemun gibi yer, zaman ve konuma göre renk
alırlar. Sözlerine asla güven olmaz. Çünkü bir yerde söylediklerinin tam
tersini bir başka yer ve zamanda söyleyebilirler. Onlar sadece aldatıcıdırlar,
kandırıcıdırlar. İnsanları avlamanın yollarına bakarlar. Bunun için bu tiplere
karşı tahammül etmek de zordur. Ticarette, siyasada, kültür ve düşüncede bu
türden yığınla insanlar var ve ne yazık ki toplumun önünde de yer alırlar.
Sahih, halis, âdil, samimi insana ne çok gereksinimimiz var bizim. Haliyle
örnek olabilenlere, öncülere, önderlere