Haçlıların İslam Kültür ve Medeniyetinden Etkilenmeleri

İmparator ll. Frederik, iyi derecede Arapça biliyordu. Arapça’dan eserleri tercüme ettirmişti. Frederik, 1224 yılında Avrupa’daki ilk üniversite olan Napoli Üniversitesini kurmuş ve buraya çok sayıda Arapça yazma kitaplar vermişti. Tercümelerini kendisinin yaptığı Aristo ve İbn Rüşd’ün eserleri okutulan dersler arasındaydı. Bu eserlerin Latince tercüme nüshaları, Paris ve Bologna Üniversitlerine de gönderilmişlerdi. Bu Napoli Üniversitesin de yetişmiş bilginler arasın da Thomas Aquanias’ı da görmekteyiz. Ondördücü asır ile bunu takip eden asırlarda Arapça yazılmış kitaplar üzerinde yapılan araştırmalar Oxford ve Paris Üniversiteleri de dahil bir çok Avrupa Üniversitesine sıçramış bulunuyordu. Fakat bu araştırmalarda bambaşka bir niyet hakimdi. Bu da İslam ülkelerinde görevlendirmek amacıyla Hristiyan Misyonerler yetiştirmekten başka bir şey değildi.

Ayrıca, şiir ve müsikide de İslam kültürün etkisi görülmüştür. Hatta İtalya’nın en eski halk şiirleriden görülen ve karnaval şarıkaları ile ballata’lada raslanan nazım ölçüleri de temel itibariyle Endülüs halk şiirlerindekilerin tamamen aynısıdır. İtalyanca’da şiirde geçen Stanza kelimesi, arapçadaki beyt kelimesinin tıpa tıp tercümesidir.

Arapça’dan batı dillerine tercümeler yapan Bath’lı Adelard, Onikinci yüzyılın başında Antakya ve Tarsus’u ziyaret etmiştir. Pizalılardan Antakya’lı Stephen, 1127 yılında el-Mecusi’nin önemli bir tıp eserini tercüme etmiştir. Bu arada onikinci yüzyılda Avrupa’da yaygınlaşan Cüzam hastalığına karşı tedavi merkezlerinde büyük bir patlama yaşanmıştır. Bunda da bu tedavi şekillerinin İslam alemlerinden alındığını göstermektedir. Ayrıca, halk hamamları da Avrupa’ya sevdirilmiştir. Bu arada Tripoli’li Filip 1247 yılın Aristo’ya mal edilen Sırrulesrar isimli Arapça bir yazmayı da çevirmiştir. Bu eser Avrupa ortaçağında en çok okunan eser olmuştur.

Edebiyat alanında ise batıda meşhur olan Holy Grail masal ve efsaneler ise Suriye kökenlidir. Kelile ve Dimne, Binbirgece Masalları da Avrupa’ya götürülmüştür. Ayrıca Franklar Tanbur’u ve bir davul çeşidi olan İngilizcede naker adıyla anılan müsiki aletlerini Müslümanlardan alıp askeri bando ve mızıkalarda kulanmışlardır. O döneme kadar Avrupada askeri bandolarda sadece trampetler ve boynuzdan yapılmış borazanlar kullanılmıştır. Ayrıca, haberleşmek için posta güvercinlerini kullanmayı da Müslümanlardan öğrenmişlerdir.

Bir askeri oyun olan Cirit oyununu da almışlardır. Armalarına da Müslümanlardan alınan şekillerle zenginleşmiştir. Bunlar; İki başlı kartal, iki anahtar, çiçek’dir. Avrupa’da hanedan armalarının kullanılması da Müslümanların etkisiyle olmuştur. İlk defa onbirinci yüzyılda ilkel bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Müslümanlarla tanışmaları sonucu bu konudaki bilgileri zenginleşmiştir. Barut 1240 yılında Moğollar tarafından Avrupaya sokulmuştur. Baruttan ateşli silahların yapılması, barutun Avrupaya geçişinden yaklaşık bir asır sonra olmuştur. Barutla ilgili Avrupada ilk eser yazan kişi Marc adında Grek asıllı bir kişidir. (1300) Marc bu eserini Suriye asıllı Hasan Rammah Mecmuddin el-Ahdab’ın el-Furusiyye vel

Denasibul Harbiye adlı eserinden alınmıştır. Bu eserde barutun ana maddesi olarak güvehçile’yi anlatmış, fişek yapımıyla ilgili bir takım tarif ve formülleri de bize vermiştir.

Zirai alanında ise bazı bitkiler Avrupa’ya götürülmüştür. Bunlar; Susam, Keçi boynuzu, darı, pirinç, limon, kavun, karpuz, kayısı, zerdali, soğan, sarımsak’tır. Ayrıca, koku ve baharatlarda Avrupa’ya iletilmiştir. Bunlar, buhur, tütsü, misk, zamk, sakız, dimeşk gülü, esanslar, şap, sarı sabır, biber, karanfil, zencefil, şeker, gül ve menekşedir.

Yel değirmenleri 1180 yılında Normandiya’da ortaya çıkmıştır. Haçlı seferlerinden gelmiştir. Su çarkların daha da gelişmişlerini haçlılar kendi ülkelerine götürdüler. Haçlıların Suriye’den alıp getirdikleri ve bölgeye mahsus geliştirilmiş su çarklarından birini Almanya’nın Bayreuth şehri yakınlarında bugün bile görmek mümkündür.

Ayrıca, Avrupalılar arasında sakal bırakma hareketi de yaygınlaşmıştır. Kilim, yer ve duvar halıları gibi eşyalar da batıya tanıtılmıştır. Pudra, tuvalet eşyaları, metalik kaplama geçirilmiş cam aynalar, deve tüyü ve zarif kürkler, vernikler, kumaş boyaları, renkli camlar ve vitray de alınmıştır.

Pusula da Avrupa’ya geçmiştir. Her ne kadar bu icat Çinlilerce de bulunmuşsa da onu gemicilikte ve günlük hayatta kullananlar Müslümanlar olmuştur. Bu icat, çok gizli tutulmaktaydı. Bu alet İtalyan asıllı gemicilerce Müslümanlardan alınmıştır.

Bunun dışında Papa’nın anlattıklarının yanlış olduğu ve Müslümanların putperest olmadığı anlaşıldığından din adamlarına olan güven sarsıldı. Bu olay, Skolastik düşüncenin zayıflamasına neden olmuştur. Seferler sırasında Derebeylerin ölmesiyle Avrupa’da Feodalite de zayıflamıştır.

İtalyan şehir devletlerinin haçlı şehirlerine mal götürüp getirmeleri Akdeniz limanlarını önemli kılmış, doğu batı ticaretini geliştirmiş, İtalyan şehirlerinin zenginleşmesine ve rönesans’a yol açmasına neden olmuştur.