Haçlı Seferleri’nin yüz yıllar önce yaşanmış, şimdilerde tarih kitaplarının sayfaları arasında kaldığını düşünen ve sananlar için “Haçlı Seferleri devam ediyor” başlığı belki biraz garip gelebilir. Ancak meseleye ülkemiz ve İslam dünyası penceresinden baktığımızda her fırsatta Haçlıların birlikte hareket ettikleri, Müslüman ülkeleri bölüp parçalamak için ellerinden geleni ortaklaşa yaptıklarını görmek zor değildir. Yeter ki ülkemizde yaklaşık 150 yıldır pompalanan Batı hayranlığı sebebiyle Batı’nın azat kabul etmez gönüllü köleliğini farkına varmadan içselleştirmiş olunmasın. Meseleye sadece son 100-150 yıllık geçmişimiz açısından baktığımızda Milli Mücadelemizi bile Haçlıları karşı verdiğimizi görmek zor değildir. Ege ve Akdeniz’deki adaların elimizden çıkışı biraz dikkatle incelendiğinde tam bir Haçlı ittifakının varlığı görülür. Bazen İngilizler bazen de İtalyanlar Haçlılık ruhunun bir sonucu olarak adaları şu ya da bu yolla işgal etmişler, çekip gitmek zorunda kaldıklarında sanki babalarının malını veriyormuş gibi adaları Yunanlılara teslim etmişlerdir. Bugün Ege ve Akdeniz’de yaşanan sıkıntıların temelinde işte bu Haçlı dayanışması yatmaktadır.

Afganistan’a NATO şemsiyesi altında yerleşmiş olan ABD ve bu ülkenin hâlâ işgal altında oluşu, Irak’ın işgal edilmesi ve binlerce ABD askerinin ve ABD üslerinin varlığını koruyor olması ve bu işi de Avrupalı Haçlı ortakları ile birlikte gerçekleştirmiş olmalarının tek sebebini sömürü olarak izah etmek eksik kalacaktır. Suriye’de yaşananlar da mevcut Suriye yönetimi farkında olsun olmasın, yine bir İslam ülkesindeki Haçlı istilasının bir sonucudur. Yine, 26 senedir Ermenilerin işgali altındaki Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi ile ilgili sorunun çözüme kavuşturulması için Rusya, Fransa ve ABD’den oluşan MİNSK Grubu geçen bunca zamana rağmen işgale son verme hususunda bir adım atmamış ise bunun Haçlı dayanışmasından başka bir izahı olabilir mi? Yunanistan Ege ve Akdeniz’deki adaları Alman ve ABD silahlarıyla donatmış ise bunu sahip olduğu para gücü ile izah etmek mümkün mü? Şimdilerde bir de devreye Fransa’nın girdiği, Türkiye ile Yunanistan’ın bir çatışması söz konusu olduğunda kullanmak üzere uçak ve çeşitli silahlar sevk etmesini sadece ticaret olarak değerlendirmek yeterli olur mu?

Verdiğim örnekler Haçlı Seferleri’nin devam ettiğini göstermeye yetecektir. Elbette, bugün Müslümanların üzerine sürülen orduyu Katolik kilisesi organize ediyor değil, ancak yüzyıllar önceki Haçlı Seferleri’ni düzenleyen ruh devam ediyor. Kısacası, Haçlı zihniyeti devam ederken; İslam dünyasının nedense yüzyıllar öncesi Haçlılara karşı sergilediği direniş ve cihad ruhu günümüzde epeyce zayıflamış olacaklar ki, İslam ülkeleri tek tek işgal edilip parçalara bölünürken İslam dünyası seyretmeyi tercih ediyor. Sanki bazı Müslüman ülkeler içlerinden İslam ruhunu Haçlı ruhu ile takas etmişler gibi bir sessizlik sergiliyorlar. Bu sessizlik ise sadece Haçlıların işini kolaylaştırıyor. Mal ve can kaybına uğramadan İslam dünyasında işgalleri ve sömürülerini sürdürüyorlar.

Haçlı Seferleri’nin devam ettiğine dair son bir örnekle yazımı sonlandırmak istiyorum. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un birkaç gün önce yaptığı açıklamada, “İslam, bugün dünyanın her yerinde kriz yaşayan bir dindir” diyerek Fransa’da yaşayan Müslümanları tehdit unsuru olarak gördüğünü, bunun için de kamu sübvansiyonu talep eden camiler ve derneklerin ‘laiklik şartnamesi’ imzalayacağını ve cumhuriyet ilkelerine uymayan derneklerin hemen kapatılacağını sözlerine ekliyor. Macron’un sözünü ettiği laiklik ilkesine aykırı hareket etmenin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Bu bakımdan bazı medya organları Macron’un açıklamasını Nazi ruhunun hortlaması şeklinde değerlendirmiş olsalar da, Haçlı ruhunun devamı niteliğinde olduğunu söylemek daha uygun olacaktır.