Hacılarımız dönüyor, kimi Medine-i Münevvereye kimi memleketine...

Hac vazifelerini tamamlayan taze hacılarımız Mekke-i Mükerremeden ayrılmaya başladı. Kimi Medine-i Münevvereye kimi memleketine gidiyor...

Kutsal topraklara giderek hacı olmanın mutluluğu anlatılamaz, yaşamak lazım. Çok güzel bir duygu. Çok güzel bir şey. Rabbim herkese nasip etsin. Amin. Bilhassa genç yaşta gitmek lazım. Çünkü yaşlı insanlar ibadetlerini yaparken zorlanıyor.

Hac veya umreye giden herkes, genellikle Mekke-i Mükerreme ile Medine-i Münevvere arasında yolculuk yapmaktadır. Önce Mekke-i Mükerremeye gidenler, oradan Medine-i Münevvereye, önce Medine-i Münevvereye gidenler ise mutlaka Mekke-i Mükerremeye karayolu ile intikal etmektedirler. İbadet amacıyla yapılan bu yolculukta Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin uğradığı, konakladığı ve hatıraları ile dolu pek çok yerlerden geçilmektedir.

Şimdi Medine-i Münevvere hakkında kısaca bilgi verelim: Medine-i Münevvere Arap yarımadasının batısında Hicaz bölgesinde, Mekke-i Mükerremenin 430 km. kadar kuzeyinde ve Kızıldeniz kıyısına yaklaşık 220 km. uzaklıkta olup deniz seviyesinden yüksekliği 625 metredir. Enlem-boylam olarak koordinatları:36-39 doğu boylamı, 24-28 kuzey enlemidir.

Bugün Medine-i Münevvere-Mekke-i Mükerreme arasındaki ulaşım, Hicret yolu olarak bilinen otoyol vasıtasıyla sağlanmaktadır. Kızıldeniz kıyısındaki Câr Limanı da şehrin Mısır, Habeşistan, Yemen, Hindistan ve Çin arasındaki deniz bağlantısını sağlar.

Şehrin kurulduğu geniş düzlüğün kuzeyi Uhud, güneyi Âir dağı, doğusu Vâkım ve batısı da Vebere harreleri yani volkanik lav akıntısının oluşturduğu siyah bazalt taşlıklarla kuşatılmıştır. Gerek coğrafî konum gerek arazi yapısı bakımından Mekke-i Mükerremeden tamamen farklı olarak tarıma elverişli geniş vadileri ve zengin su kaynaklarıyla temayüz etmiştir.

Tarih boyunca Medine-i Münevverenin içme suları daha çok güney tarafındaki kuyulardan sağlanmıştır. Burada Resûlullah (S.A.V.) efendimizin su içtiği ve abdest aldığı on dört kuyu bulunmaktadır. 20. yüzyılın ortalarına kadar asıl yerleşme ve ticaret alanı sur içinde ve Mescid-i Nebevînin çevresinde yoğunlaşmış, şehrin çekirdeğini burada bulunan ve kuruluşu Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz zamanına kadar giden semtler oluşturmuştur.

Medine-i Münevvere bugün hızla artan nüfusuyla Mescid-i Nebevî merkezli fizikî planını korumakla birlikte şehrin geleneksel yapısı neredeyse tamamen değişmiş; yüksek binaları, geniş yolları, Harem-i Şerif etrafında yoğunlaşan otelleri ve parklarıyla son derece modern bir görünüm kazanmıştır.

Medine-i Münevverenin daha önce adı "Yesrib"ti. Başta hurmacılık olmak üzere, ziraatın hâkim olduğu, bitki örtüsü, iklimi, havası ve suyuyla gayet güzel bir mekan olan Yesrib, uzun yıllar birbirleriyle kavgalı olan Evs ve Hazrec kabileleri ile, etrafında birçok Yahudi kabilesinin yaşadığı eski bir yerleşim merkezi idi.