Bu âyet-i kerimeler, haccın Müslümanlara farz kılındığını ve bunun bir “ALLAH Teâlâ hakkı” olduğunu ifade etmektedir.
Haccın farz olduğunu bildiren birçok hadîs-i şerif vardır. Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur: ALLAH Teâlâ’dan başka hiçbir ilah bulunmadığına ve Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan ayı orucunu tutmak.”
Bu hadîs-i şerifte “hac” ibadeti İslâm’ın beş temel esası arasında zikredilmiştir. Hakiki Müslüman olabilmek için işbu beş temel esası yapmak zaruridir.
Hz. Ömer (R.A.) anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin huzurunda bulunduğumuz sırada elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanına sokuldu, önüne oturdu ve dizlerini Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dizlerine dayadı, ellerini kendi dizinin üzerine koydu ve şöyle dedi:
- Ya Muhammed! Bana İslâm’ı anlat, İslâm hakkında bana bilgi ver! Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İslâm, ALLAH Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi ziyaret etmen, hac yapmandır.”
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cebrail’e verdiği cevapta hem hac ibadetinin İslâm’ın beş temel esasından biri olduğunu, hem de bu ibadeti ancak imkânı olanların yapmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.
Ebu Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Rabbinize ibadet ediniz! Beş vakit namazınızı kılınız! Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe’yi haccediniz! Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz ki, Azîz ve Celîl olan Rabbinizin cennetine giresiniz.” buyurdu.
Ebû Derdâ (R.A.) den rivayete göre bir adam Resûlullah (S.A.V.) Efendimize geldi de şöyle dedi:
- Ya Resûlellah! Bu işin aslı, esası ve en sağlam kulpu nedir Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz sağ elini tuttu ve şöyle buyurdu:
“Rabbinize ibadeti, ihlaslı yapınız! Beş vakit namazınızı kılınız! Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz! Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe’yi haccedi niz ki, Rabbinizin cennetine giresiniz.” Sonra da elini çevirdi.
Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İslâm’da saruret yani hac yapmamak yoktur.”
Saruret: Hiç hac yapmayan veya Ruhbanlarda olduğu şekilde evlenmeyip, bekâr kalan kimseye denir. Görüldüğü üzere hadîs-i şerif, hac yapabilecek güçte olan kimseye, kadın olsun, erkek olsun haccetmemek için ileri sürebileceği her çeşit mâzeret kapısını kapatmaktadır.
Süveyd b. Hacir (R.A.) dayısından naklen şöyle anlatıyor: Arafat ile Müzdelife arasında Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizle karşılaştım. Devesinin yularına yapışarak ricada bulundum:
- Ya Resûlellah! Beni Cennete yaklaştıran ve de Cehennemden uzaklaştıracak ameller nelerdir Bana öğretir misiniz Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“ALLAH Teâlâ’ya yemin ederim ki, sen meseleyi özetleyerek sordun. Fakat büyük bir gerçekten, kelimelerle izahı uzun bir hakikatten söz ederek cevap istedin. O halde iyi dinle! Beş vakit namazı kıl, farz olduğunda zekatı ver. Kâbeyi haccet. Bir de insanların sana yapmalarını sevip istediklerini onlara da yap, insanların sana karşı yapmalarını istemediklerini de onlara yapma! Öğreneceğini öğrendin. Artık devenin yularını bırak.”
Buharî, İman:l, No:8, 1/12; Müslim, İman:19-22; Tirmizî, İman:3; Nesâî, İman:13
Müslim, Îmân:1, No:1, 1/37; Buhârî, Îman:37
A. b. Hanbel, No:21757, 5/262
Ebul-Kasım et-Taberanî, Müsnedüş-Şamiyyîn, 1/380, No:659
Ebu Dâvud, Menasik:3, No:1729, 1/540
Taberânî, el-Mu’cemül-Kebir, No:7284, 8/27