Bismillâhirrahmanirrahîm;

İSLÂM dünyasının ibret ve hikmet yüklü bazı ibadetlerini “birlikte” yaşadıkları günlerdeyiz. Bunlar, bizlere dünyanın her yerine yayılmış bir “ümmet” olduğumuzu hatırlatıyor. Farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanların, insanlığa örnek ve hayırlı bir “kardeşler topluluğu” olduğunu bütün dünyaya ilân ediyor. İslâm’la şereflenmenin “ulvî bir değer” ifade ettiğini öğretiyor.

Hac ibadeti, daha çok Tevhid akidesinin merkezi olan Kâbe’de yaşanıyor: Tavaflar, Safa ve Merve arasındaki sa’ylar, namazlar, ibadetler… Hac muhteşem bir ibadet! Renk, dil, coğrafya ayırımı gözetmeden, dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek Kâbe’de buluşan Müslümanlar aynı mekânda, beyaz ihramlar içinde, aynı Rabb’e ibadet ediyorlar. Mahşer provası yapıyor; günahlarından arınıyorlar.

Hele, hacıların bugün toplandıkları Arafat Meydanı! Dünyadaki ömrümüzü mahşer ve hesap gününü dikkate alarak geçirmemizi hatırlatıyor. Hac, tam bir eğitim ve insanın en geniş anlamda sosyal hayata katılmasını sembolize ediyor. Hac öylesine büyük bir ibadet ki! Bugün sabah namazından başlayıp bayramın 4. günü ikindi namazında bitecek olan “Teşrik tekbirleri” tam anlamıyla bir Tevhid ta’limidir!

İslâm dünyasında yaşanan ibadetlerdeki ruh ve mana eksikliği açıkça görülmüyor mu? Bir “Hac Değerlendirme Toplantısı”nda konuşan Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez, “Hacda en büyük eksikliklerinin ibadetlerdeki ruh olduğunu” açıklamıştı: “Bedenimiz; yani uçaklar, oteller, çadırlar, klimalar, organizasyonlar güzelleşiyor; ama ibadetin ruhu azalıyor.” (DİB Haber Bülteni, Haziran 2017)

KURBAN, ADANMIŞLIK

KURBAN kesmenin o kadar büyük hikmetleri var ki! En başta, atamız İbrahim’in (A.S.) 80 yıllık özlemden sonra dünyaya gelen oğlu İsmail’i Allah’a adaması var. İbrahim’de (A.S.) Allah’a verdiği sözde tam “sadakat”i; İsmail’de (A.S.) ise Allah’ın emri karşısında tam “teslimiyet”i görüyoruz. Allah, insandan kurban olmasını istemedi. İnsanın adanmışlığı; Allah’ın dini üstün gelsin, diye canla, başla çalışmak; yani cihat etmektir.

Kurban, “Yarabbi, Sen’in emrin karşısında boynum kıldan incedir” anlamındadır. Bu yüksek azmi, vefakârlığı; İbrahim (A.S.) sözündeki “sadakat”la, küçük İsmail de “adanmışlık teslimiyeti” ile gösterdi. Onlar insanlığa örnek oldular; imtihanı kazandılar. Bu yüzden, kurban bayramı günü kurban kesmekten daha makbul bir ibadet yoktur.

Kurban Allah’a yakınlıktır. Çünkü bu ibadeti emreden âlemlerin Rabbi Allah-u Teâlâ’dır. Bu emri ibadet aşkı ile yerine getiren ise inanmış kullar! Kurbanda Allah’a ulaşan, kesilen hayvanların et ve kanları değil; kulun takvası, kurban ibadetini yerine getirirken ortaya koyduğu ihlâs ve samimiyetidir.

Kurban ibadeti, “ümmet olma şuuru” ve İslâm kardeşliğini pekiştiriyor. Maksat, deprem gibi âfet bölgelerine; başka ülkelerdeki ihtiyaç sahiplerine sadece bir miktar kurban eti götürmenin yanında; Müslümanlar arası iletişimi güçlendirmek, ümmet olmak, kardeşlik şuurunu pekiştirmek olmalıdır. İslâm dünyasını sömürenler dünya Müslümanlarının iletişimini, kardeşlik şuuru içinde birbirleriyle kenetlenmelerini istemiyorlar.

BAYRAM SEVİNCİ

BAYRAMLAR, Allah’ı büyük bilme ve sevinç günleridir. En geniş anlamda iletişim, kaynaşma ve kardeşlik şuuru bayram ziyaretlerinde gerçekleşiyor. Bu sevinci, önce akrabalarımız; sonra da komşularımız ve dostlarımız ile birlikte yaşamalıyız. Onlarla hal, hatır etmek; gönüllerini almak, halleşmek ne kadar güzel değil mi?

Namaz gibi bir farz olan sıla-yı Rahim (akraba ziyareti), en geniş anlamda bayram günlerinde yerine getirilir. Bayramı fırsat bilerek, ziyaretlerimizi sıla-yı Rahim niyetiyle yapmak ne büyük güzelliktir! Sıla-yı Rahim ibadetinden daha tez insana ulaşan başka bir sevap yoktur. Akrabalarımızla; durum, mizaç ve hassasiyetlerini dikkate alarak iletişim kurmaya çalışmalıyız. Sıla-yı Rahim gibi önemli bir farzı yerine getirmek adına akrabalarımızın bazı sıkıntılarına katlanmalıyız.

Bayrama girerken İslâm coğrafyasının acı ve gözyaşlarını da unutmuyoruz. Filistin, bir asrı geçen süredir devamlı kanayan yaramız! Doğu Türkistan ve Keşmir’deki işgal sürüyor. Zindanlarda çürüyen, gözaltına alınarak işkence edilen nice Müslüman kardeşimiz var. İslâm coğrafyasındaki mazlum kardeşlerimizin feryadı semaları titretecek boyuttadır. Bayram günlerinde onlar için de neler yapabileceğimizi tefekkür etmeli, onların da arzuladıkları bayrama ulaşmaları için kafa yormalıyız.

Bayramlar, biraz da olsa toplumun nefes aldığı günler! Dünya telâş ve meşgaleleri insanı o kadar yoruyor ve birbirinden uzaklaştırıyor ki; iyi ki bayramlar var, demeden edemiyoruz. Bu vesileyle tüm kardeşlerimin mübarek kurban bayramlarını tebrik ediyor; hayırlara vesile olmasını diliyorum.