Bismillâhirrahmânirrahîm!

İBADETLERİN fayda ve hikmetinden ne ölçüde haberdarız? Bugün hac ibadetini yerine getiren kardeşlerimiz Arafat Meydanı’ndadır. Rasül’ün (S.A.V.), “Hac Arafat’tır” buyruğu gereği, haccın ilk rüknü Arafat vakfesidir. Bugün bütün hacılar istisnasız bir araya geldiler. Çünkü, dünya çapında muhteşem bir İslâm kongresidir bu! Hac ibadetini birlikte yapan müminler, bundan böyle savunma, ticaret, ekonomi gibi her alanda güçlü olmalı, kurumsallaşmalıdır.

Erbakan Hoca’nın en yüksek nüfuslu 8 ülkeyi, 15 Haziran 1997’de Çırağan Sarayı’nda bir araya getirdiği “Kalkınmada İşbirliği Konferansı”nın yıl dönümü ile Arafat toplantısının aynı tarihe gelmesini tesadüf değil; tevafuk olarak görüyorum. Bunu, “İslâm Birliği’ni kurmanın vakti geldi” şeklinde okuyorum. 9 aydır Gazze’de yaşananlar bunu doğruluyor.

Siyonist İsrail, gözlerimizin içine baka baka, işbirlikçisi ABD ve Batı ülkelerinin de desteği ile, Müslümanların, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Filistin topraklarını işgalini sürdürüyor. Kutsal topraklar işgal altında iken iki milyarlık bir topluluğa bu zillet yakışmaz. Âcilen kurumsal birlikteliklerini sağlamak zorundadırlar.

Erbakan Hoca, 27 yıl önce, D-8 (Developing-8) Zirvesi sonucu, Türkiye’nin öncülüğünde; Endonezya, Malezya, Pakistan, İran, Mısır, Bagladeş, Nijerya devlet ve hükümet başkanları ile birlikte, “Müslüman Ülkeler Kalkınma İşbirliği”nin startını verdi. İslâm Birliği’nin çekirdeğini oluşturdu. Gazze Savaşı bize D-8’in ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu ve âciliyetini gösterdi.

İSLÂM BİRLİK DİNİDİR

HAÇLI dünyası, yokluklar içinde Çanakkale harikasını oluşturan Müslümanları, savaşlarda yenemeyeceğini anladı. Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak, kimliklerini unutturmak, kültürel erozyona uğratmak gibi yöntemler uygulamaya başladılar. Blok halinde Müslümanların üzerine geliyorlar. Gazze’de olduğu gibi. Müslümanlar da birliklerini oluşturarak düşmanlarına karşı güçlenmelidirler.

Erbakan Hoca’da, Batılı sömürgecilere karşı birlik olma şuurunu oluşturan 3 etken vardır:

1. Döneminin en önde gelen İslâm öncülerinden aldığı eğitimle İslâm kardeşliği ve ümmet olma şuuru gelişmiştir.

2. Yüzbaşı Cevat Rifat Atilhan, 1. Dünya Savaşı yıllarında Filistin ve Suriye cephelerinde komutanlık yaptı. Siyonist tehlikenin büyüklüğünü yakından gördü. Halkı uyarmak için yazı ve kitaplar yayınladı. Erbakan Hoca da yayınları takip ederdi. Siyonist tehlikeye karşı, Müslümanların güç birliği yapmasına inandı.

3. Aachen Üniversitesindeki görevi sırasında, Amerikan-Alman Petrol Şirketi Genel Müdürü Dr. Sven Von Müller, Aachen’de bir konferans verdi. Konferansa üniversiteden Prof. Motneo davet edilmişti. Konferans saatinde bir işi çıktığı için yerine Erbakan Hoca’yı gönderdi. “Arabistan Bugün” konferansında Batılıların, Arapların petrolünü nasıl sömürecekleri anlatılıyordu. Müller konu hakkında şunları söyledi:

“Arap ahalisi açtır, çıplaktır. Bu yüzden Batılılarla çalışmak zorundadırlar. Onların toparlanmasını önlemeliyiz. Araplar toparlanabilir. Zira, İslâm birlik dinidir. Bu arada, bizim için en tehlikeli adetleri hac ibadetidir. Bu vesileyle yıllık bir araya gelmektedirler. Ne yapıp edip buna engel olmalıyız.” (24.04.1952)

ÖMRÜNÜ ADADI

TÜRKİYE ve İslâm dünyasına kurulan tuzakları çok iyi bilen Erbakan Hoca, ömrünü Müslümanların birliğine adadı. Yakın çalışma arkadaşlarından FSM Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Aslan, Erbakan’ın çalışma temposunu şöyle anlattı:

“Hocamız, İslâm ülkeleri bugün içinde bulunduğu sıkıntıları yaşamasın diye çok uğraştı.  Geç saatlere kadar görüşmelerde bulunur, adeta gözleri kan çanağı olurdu.  Sabah en geç 6-7’de ayakta olurdu. Başbakan Yardımcısı Taha Ramazan’ın da bulunduğu ortamda Saddam Hüseyin’e şu tarihî uyarıyı yaptı:

‘Biz, İslâm dünyasının problemlerini kendi içimizde hallederiz. Bu Batılılar menfaatlerinin peşinde koşar. Türkiye, Mısır, Pakistan olarak ‘Barış Gücü’ oluşturmaya hazırız.” (Millî Gazete, 13.2.2024)

Bunca sene sonra, D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi 8 Haziran’da “Gazze” gündemli olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başkanlığında İstanbul’da olağanüstü toplandı. Çok geç kalınsa da özlenen bir toplantıydı. Bir ilki gerçekleştirdiği için Dışişleri Bakanı’nı kutluyorum. D-8’in temsil ettiği bugünkü güce göre cılız bir toplantı oldu. Kınama ve temennilerle geçiştirildi. Fiilî icraat gerekirdi.

Necip Fazıl derdi ya: “Ustada kalırsa bu öksüz yapı, / Onu sürdürmeyen çırak utansın!” Erbakan Hoca’nın başlattığı D-8’in kazanımları mutlaka hedefine ulaştırılmalıdır. İslâm dünyası bunlara uymamanın faturasını ödemektedir. Kral Faysal şöyle vasiyet etmişti: “Erbakan’ı ilgiyle izliyoruz. Onu takip etmeliyiz.” Ey Millî Görüşçüler! Bu büyük görev sizlerin omuzlarınızda!