İstedim ki şiiri, şairi ve bundan doğan hislerini,
heyecanlarını, sevgilerini, paylaşımlarını dile getirelim. Böyle bir
düşüncelerimiz tek bir nefesten, duygudan, düşünceden çıkamazdı. Çünkü bu
düşünceler de şairce bir dertleşmenin izleri vardı.
Hece vezniyle şiirler yazan ve eski şiirimizden esintiler
getiren bir şair.
Kendi alanında yetkin; uhrevi hayatın önemini kavratan
güzel şiirler bir pınardan dökülürcesine berrak bir hâl içinde kendi yatağında
akıyor. Öyle rahat ve huzur vericidir ki bu akış. Bu şair Nuray Alper dir.
Alper in ödüllü Gül ün Yâri Efendim isimli şiirinden bir örnek vermekle
yetiniyorum:
Söz biter; hıçkırığa boyanır birgün daha
Sûret-i cemalimde mahzun çocuklar çağlar
Benden alır hüznünü seni görmemiş saha
Fikrimin hicretine tam on dört asır ağlar
Efendim! An yaralı, bu güz sensiz hastadır
Semalarda titreşen dualarım yastadır
Bir gün şair Nuray Hanımla sanal bir şiir faslının
izdüşümlerinde buluştuk. Bu buluşma bir bakıma şiirin kemiyet ve keyfiyetine
bağlı bir durumdur. Karşılıklı düşüncelerin yer aldığı bu sohbeti paylaşmak
istiyorum.
Güzel yazılan şiirler bana bazen haz bazen de hüzün
veriyorlar onların keyfe keder mısraları şaire yeter. Bazen insan şiirin
kendisidir ama kendi bunun farkında değildir.
Ancak, önemli olan bunu iyi bir halde ifade
edebilmesidir. Bunu iyi bir halde başarabilmesidir. Şiir yazarken o atmosferin
içine girmelidir şair. Okuyucuya bunun etkileri sirayet edebilir.
Şiirde iki husus vardır birincisi şair ve şairin ne
anlatmak istediği ikincisi de okur ve okurun ne anladığıdır. Ancak, şair de
okurda çoğu zaman şiirde buluşamazlar. Bir şiirden bir şeyler çıkarmak demek o
şiiri hakiki manada anlamak demek değildir.
Bazı şairler şiirde okuyucuyla iyi bir şiirin
atmosferinde buluşabilmesi mümkündür, çok okunmak da bir ilgidir ama her ilgiyi
neye bağlamalıdır şair Okur, belki de görmek istediğini görüyor, buluyor.
Şöyle bir soru geliveriyor akla: Okur, şiirinin niteliğini mi yoksa görmek
istediğini mi görüyor Okurlar, şiirin verdiği telkin ve mesajından dolayı
bakmak istediği gibi bakıyorlar veya öyle görüyorlar. Şiir ile okur arasında
düzeyli bir ilişki olabilmeli ve şiirdeki niteliği görmelidir. Eğer sanata ve
sanatçıya değer verilecekse ve sanatın hazzına varılacaksa Ancak, her okur her
şiiri yeterince göremez. Şiirin ruhunu okuyamaz ama şekil olarak etkilenir hem
de tam kalplerinin ortasından.
Şiirin başarısında okuyucunun da payı olduğu da bir
gerçektir. Genelde okuyucu çevresi şiiri hep güzel görmek ister. Nitelikli veya
niteliksiz yeter ki ruhuna hitap edebilsin. Fakat bu okuyucu kitlesi içinde çok
lâtif insanlardan oluşuyor olması şair için de okuyucu için de sevinç verici
bir durumdur.
Şiirin zor bir sanat olduğu düşünüldüğünde şair bir
öncekilerin taklidi olmamalıdır.
Yeni bir şeyler ortaya koymalı ve orijinal eser ortaya
çıkmalıdır. Farklı olan, özgün olan kimsenin görmediğini gören veya farklı
bakan ve daima üreten sanatçılar başarılı olurlar.
Şairin hayata bakış açısı, okudukları, yaşadıkları ve
gördüklerinizi de etkiliyor. Şair yeni çığırlar açmalıdır zor olan şiirdir bu
bakımdan çığır açma da zordur. Şairin çok yolu vardır nerede olursa olsun her
insan yetersiz görür kendini. Şair yoruldukça dinlenecek dinlendikçe yorulacaktır.
Sanat bunun arasındadır. Yorgunluk ve dinginlik. Bazen yorgunken duygular
dökülüverir bazen de insan kendini tam kaybetmeye ramak kaldığı bir anda sanat
adına iyi eserler üretebilir. İşte şiiri bitirmiş olmanın tuhaf huzurunu
hissedersiniz üzerinizde. Bazen çok zorlanıyor, yazamıyor olabilirsiniz. Kimi
zaman da her şey arka arkaya geliyordur, şair böyledir işte! Zorlukları yaşar.
Şiiri bitirdikten sonra ruhunuzun dinlendiğini, huzuru
bulduğunuzu duyuyorsanız o şiir yürümüştür artık Zira sanat hiçbir halde
eskimez. Şair isteyerek yapmalı yapacağını ama iyi bir halde. Bunun için çok çaba harcamak gerekiyor, şiir
çok emek ister, zaman ister, güç ister, yürek ister. Şair meydana getireceği
eserinin doğum sancısını çekmelidir. Sanatın ruhunda yaşayan ve bunu özünde
hisseden birinin kendini bunun dışına bırakması imkânsızdır. Eğer şairseniz
bırakmak isteseniz de şiiriniz sizi unutmaz. Belki de bu yüzden bazen şiiri hiç
tanımamış olmayı dilersiniz ama nafile. Zira şiir bulaşıcıdır. Şiirin pek çok
noktasında minnettar kalırsınız. Eğer şiirinizin size lüks geldiğini
düşünüyorsanız daha çok emek vermeniz gerekecektir. Buna göre şiir size değil
siz şiire borçlu olmalısınız.
Tahayyül edemeyeceğiniz kadar çok tahayyül
edebilmelisiniz ki üretebilesiniz daha daha iyilerini, yenilerini, güzellerini
Bu bakımdan şiir eğer sizi zorluyor ve yoruyorsa sizin işiniz hiç de kolay
değil demektir. Anlaşılacağı üzere şiir değil şiirin dışındaki halkalar şairi
yoruyor olabilir. Bu bakımdan şairsiniz ve şöyle bir şeyler diyebilirsiniz:
Aşmam gereken bir ben var geride bırakmak istediğim, beni tutan, zorlayan,
daraltan, yetersiz bırakan, öteleri görmek gayesi benimki Sonra da
ümitsizliğe de kapılabilirsiniz ve şiirin sizi getirmek istediği noktaya
getiremedi diyebilirsiniz. Ama şairseniz yüreğinizde hüzünler kadar ümitleri de
taşımak zorundasınız.
Şair ve şiir
Öteler ötesine geçiş mi, yoksa bütün bir hayat mı
Netice olarak şiir insana bütün bir hayatın zor yanlarını
sunar. Şiir yürüyüşü bitmez, varmak istediğiniz yere hemen varamazsınız. Bunun
için zaman ister. Zaman da yeterli olmaz. En güzel nedir, en iyi nasıldır,
sizce de öyle değil mi peki, en mükemmel nerededir Mesele şiirin ötesine
taşımak olmalıdır yüreğinizi Şair, başarılı olmak için metnini en güzel
şekilde yapıp, yetiştirmelidir sanki bir nazlı çiçek gibi. Şiiri anlamak kadar
özünü kavramak için de çaba harcamalıdır.
Hayat ve şiir örtüşmelidir ama bu zordur, fakat insan
hayatı şiir gibi yaşama azminde olabilmelidir. Ancak bunun için çok gayret
etmelidir.
Şairin yüreğinde sevgi vardır. Sevgiyle baktığınız için
baktıklarınıza da ümitlerinizi yansıtabilirsiniz. Gerçekten öyle değil mi
İnsan neye inanıyorsa ve neyi hayat felsefesi haline getirmişse
çevresindekileri de o yönde etkiliyordur. Yüreği sevgi ışıltılarıyla dolu bir
şair, bütün insanların yüzlerinde sevgi ışıltılarını görmek ister, tabiat da
öyle değil mi Güneş fazla ısıtırsa yanarız, rüzgâr şiddetli eserse evden
çıkamayız. İyi bir günün insanı mutlu etmesi kadar güzel bir teneffüs var
mı !..
İnsanın yaratılışındaki özellik ve yaşadığı yerin
özelliği insanı etkiler. Etrafımıza yüksek duvarlar örmüyorsak, insanların
mutlu olmasını belki de kendi mutluluğundan çok arzu edebilendir. İnsanları
sevmeli, korumalı, bakmalı, değer vermelidir.
İşte şair bu manada da hayatın bakan yüzünde sevgi halesi
içinde olabilmelidir. Her ne kadar eserlerine zaman zaman sevinçleri
gösteremese de