İnsanların çehreleri iç dünyalarını yansıtır derler.
Gerçekten de öyle. Bazı çehrelere bakarsınız ay yüzlü güleçtirler. Bazıları ise
karanlıktırlar iç dünyaları gibi.
Gül çehreli olanlar ayın ön dördü gibi parlarlar.
Baktığınızda huzur dolar içinize. Yasemin, menekşe, sümbül gibi narin ve göz
alıcıdırlar. Ayın hallerinden hilali bağırlarına basarlar ilk önce bir anne
şefkatiyle. Vazifelerini yerine getirmenin verdiği özgüvenle hayata
bağlanırken; yalnızlığı da severler. Zira kalabalıkta olmak ürkütür onları.
Çehreleri solar suratları asılır. Yalnızlık alışık oldukları bir haldir. İyi
ile kötünün, doğru ile yanlışın mücadelesini severler Kur an ın bir isminin de
Furkan olduğunun farkına vararak. Kıssalarla ibret alırlarken, emir ve
yasaklarda titiz davranırlar. Hz. Meryem in saflığındadır onlar. Lekesiz
tertemiz bir halde hayatlarını devam ettirirler. Çevresindekiler aleyhlerine
olsa bile onlar doğru bildikleri yoldan asla vaz geçmezler.
Dava ve gönül insanıdırlar. İnandıkları değerler uğrunda
her türlü zorluğa katlanırken, kınayanların kınamasından da korkmazlar. Bu
kınama doğru bildiklerinde tereddüde sebep olmaz. Günah denizinin ortasında
dursalar da onların gittikleri yol sadece hayra ve güzelliğe götürür
kendilerini ve sevenlerini. Sanki bir ömrü itikafta geçirirler.
Hesap gününün var olduğunun bilinciyle hareket ederler. O
kutlu Nebi nin yolunda giderler. Rüyalarında gördükleri Muhammed Mustafa yla
karşılaşacakları günün heyecanıyla tüketirler kalan nefeslerini. Onlar
sevildiklerini iyi bildiklerinden sevgilerini sunmaktan da imtina etmezler O
Nebiler Nebisine.
Eyüp Sultan da bir nezih mekân: Gazel İstanbul
Eyüp Sultan; Mekke, Medine ve Kudüs ten sonra en çok
ziyaret edilen beldedir. Yerli yabancı on binlerce insan gelir ve medfun
bulunan Mihmandar-ı Resul ün türbesini ziyaret ederler. Özellikle Ramazan
ayında bu ziyaretler doruk noktaya ulaşır. İnsanlar iftar ve sahurlarını Eyüp
Sultan da yapmaktan ayrı bir lezzet alır ve sevap umarlar.
Turizm açısından bu kadar yoğunluk olunca tabi yemek
içmek de ayrı bir önem kazanmakta. Eyüp Sultan Camii civarı hediyelik eşya
satıcıları ve yemek mekânları ile çevrilidir dersek abartmamış oluruz sanırım.
Eyüp Sultan da yemek yenilecek, çay kahve içerken hoşça
vakit geçirebileceğiniz yerlerden bir tanesi de Gazel İstanbul dur.
Betül ve Hüseyin kardeşlerin işlettikleri mekân hem
ailece hem de eş dostla gelinecek türden. Titiz ve dikkatli olma özelliğini
işyerinde uygulayan Betül Hanım ve eşi Ufuk Bey in konuklarına gösterdiği ilgi
ise farkı fark ettirmekte.
Ramazan da Gazel İstanbul a uğrayamadınızsa üzülmeyin
yolunuz Eyüp Sultan a düştüğünde sizin için bir fırsat doğmuş demektir. Hem
hoşça vakit geçirir hem de leziz yemeklerden tatma şansı bulursunuz. Yemek
sonrası nargileyle muhabbeti duman altı yapmak istiyorsanız o da sizin
bileceğiniz iş!..
Bayram kurtuluşa giden yolu açsın!..
Bu sene Ramazan hüzünle, elemle geçti. Bir yandan Arakan
kan ağlarken diğer yandan Mısır da direnişi öğrendik. Darbenin nasıl bir şey
olduğunu ve darbecilerin haleti ruhiyesini gördük. Namaz kılarken öldürülen
silahsız insanları izledik.
Bir yandan bunlar olup bazıları ekranların karşısında
dehşete düşerken ümmetin duyarlı fertleri boş durmadılar elbette. Mısır
konsolosluğu önünde başlayan protestolar giderek gelişti ve nihayetinde Saadet
Partisi öncülüğünde Kazlıçeşme de milyonluk tepkiye dönüştü. Meydan meydan
gelişen bu tepki elbette dünyada yankı buluyor ve gözler bir başka bakmaya
başlıyordu Mısır a.
Batı dünyasının petrole batırılmış bir karabatakla işgal
ettiği Irak hafızalarda tazeliğini korurken; yüzlerce insanın katledildiği
İslam diyarlarındaki katliamlara ses çıkartmaması manidardır gerçekten.
Müslümanlar, meydanlarda öfkelerini haykırırken
unutturmaya çalıştıkları Çeçenistan, Doğu Türkistan, Filistin, Somali, Mali vb.
yerleri ise hep hatırlarında tuttular ve dualarının bir kısmını da onlara
ayırdılar. Tıpkı yüreklerinde hissettikleri sızının acısı gibi onlar için iftar
ve sahurlarda aminler denilirken, bu sinerji pek çok şeyin de müjdecisidir
inşaAllah! Rahmetli Erbakan ın D-8 projesiyle hayata geçirmeyi hedeflediği
İslam ülkelerinin ortak askeri güç kurması ve ekonomik işbirliği gibi konular
artık gündemimize girmeye ve üzerinde konuşulmaya başlandıysa bu güzel günlerin
de habercisi olacaktır elbette.
Önümüz bayram. Bu kadar elemden sonra bayram ancak
Müslümanların zalimlere diz çöktürttükleri bir gün gelince bayram olur. O
bayramı kutlamanın başlangıcı olsun bu bayram.
Minik bir tebessüm
Elini Bile Sürmemişsin
Koca Ragıp Paşa bir gün kendi adını vermiş olduğu
kütüphaneye gitmiş. Bir de bakmış ki; rafların, kitapların üstünde bir karış
toz, her köşeyi örümcek ağı sarmış, her taraf pislik içerisinde.
Hemen kütüphane memurunu bulup şöyle demiş:
Tebrik ederim seni, doğrusu çok emniyetli birisin; sana
teslim edilen hiçbir şeye elini bile sürmemişsin.
Kıssadan hisse: İnsanlar geçimlerini temin etmek üzere
bir işte çalışmalıdırlar. Vazifesini hakkıyla yapmalı insan ki aldığı paranın
bereketini görebilsin.
İlgilisine notlar:
Dürüst insanlar, manzarayı kapatan ağaçlar gibidir.
Onları kimse istemez.
Açım, işsizim diyorsun, yine gidip AKP ye oy vereceğim
diyorsun. Yahu soyulmak senin hoşuna mı gidiyor be adam Prof. Dr. Necmeddin
Erbakan