2018’DEN bu yana “seçim” ve “ittifak” konuları hiç gündemden düşmedi. Hep bunlarla uğraşırsak Türkiye’nin sıkıntılarını ne zaman konuşacağız? Etkin icraatı ne zaman yapacağız? Seçimlerin normal süresi 1 yıldan azalıyor. Bu süreçte de, seçim tartışmaları artarak sürecek gibi duruyor. Dünyada seçim gündemini 5 yıl gündeminden düşürmeyen başka bir ülke biliyor musunuz? Ülkemize böyle bir “garabet”i niçin yaşatıyorsunuz?
Alın, bir “garabet” daha! Hükümet sözcülerinin şu sözlerini hep birlikte duyduk: “Kazanmak dışında ihtimalimiz olmayan bir seçime gidiyoruz.” Bu kadarla da yetinmiyorlar. Türkiye’nin kaderi ile kendi partilerini bütünleştiriyorlar. Hatta, Türkiye’nin bekasının kendi varlıklarına bağlı olduğunu söyleyenler bile var. Böylesine basit bir düşünce olabilir mi?
Önce, böyle düşünenler “devlet” ve “parti”nin fonksiyonunu kavrayabilmiş değiller. Sonra, bu çeşitten basitlikler milli iradeye ve halka saygısızlık değil midir? Türkiye, 85 milyonluk koskoca bir ülke! Engin bir tarihi tecrübeye sahibiz. Yetişmiş insan potansiyelimiz yüksek! Devleti yönetebilecek ehliyet ve liyakate sahip binlerce insanımız var. Ellerinizdeki makamların sahibi değil; “emanetçisi” olduğunuzu unutmamalısınız!
Türkiye, 20 senedir halkın büyük destek verdiği bir hükümet tarafından yönetiliyor. Kendisini desteklemeyen siyasi partileri yok sayan bir hükümet! “Kazanma dışında bir ihtimal” göremeyen bir parti, halkı tapulu malı; seçmeni de “oy makinesi” olarak mı görüyor, dersiniz? Ölçü ve prensipleri olmayan bu hükümet pusulayı şaşırmış durumda.
AKP’LİLER DE GÖRDÜ
MİLLÎ Görüşçüler baştan beri gidişatın yanlışlığını görüyordu. Halk sıkıntıya düşünce diğer muhalefet partileri de görmeye başladı. Her şey ayan beyan hale gelince vicdanlı AKP’liler de felaketi görüyorlar.
AKP’nin ilk dörtlüsü arasında yer alan Meclis eski Başkanı Bülent Arınç, tatlı su balığı siyasetçileri var, diyerek “Majestelerinin gazeteleri var. Kral çıplak, demenin zamanıdır. Allah, cesur olana izzet verir” (15.06. 2022) eleştirisini yaptı.
AKP kurucularından, Millî Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik, “kral çıplak” sözüne açıklık getirdi: “Ben iktidar mensubuysam enflasyon yoktur, demenin manası var mı? Enflasyon var. Hukuksuzluk var mı, var. Adaletsizlik var mı; bunun 50 çeşidi var. Gördüğünüz halde, ‘yoktur’ derseniz, kendinizi kandırırsınız!” (KRT TV, 26.06.2022)
AKP’li yazarlardan da ciddi eleştiriler geliyor. Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan, “AKP’nin açgözlülüğü ve hırsları yüzünden gençlerin İslam’ı terk ettiğini” söyleyerek hükümetin kalıcı konularda başarı sağlayamadığından yakındı: “Kültürde, sanatta, düşünce hayatında, akademide, medyada ‘iktidar’ değilseniz, siyasette istediğiniz kadar iktidar olun, siz devleti yönetemezsiniz!” (20.06.2022)
Abdurrahman Dilipak’ın yazılarının çoğu AKP’ye uyarı ve eleştiri içeriyor. İki gün önce, “Servet, iktidar ve makam bize yaramadı. Öfke çığ gibi büyüyor” diyerek uyardı: “Birileri yine eski dosyaları ve kasetleri karıştırmaya başladı. Tehdit ve şantajla vaziyeti kurtarmaya çalışacaklar bu süreçte.” (Y.Akit, 26.06.2022)
BAŞARI ÖYKÜSÜ YOK
AKP, ilk yıllarında halkı heyecanlandıracak bazı başarı öyküleri oluşturuyordu. Batı etkisindeki politikalar, milli bir çıkış yolu oluşturma fırsatı vermedi. Proje üretemiyor; yapılan hayırlı çalışmalara muhalefet yapmakla bir şeyler elde edeceklerini sanıyorlar. Geçti Bor’un pazarı!.. Altılı masanın altında, öküz altında buzağı arar gibi, bir şeyler arıyorlar. Nafile gayret!
İllaki bir şeyler bulmak istiyorsanız geçmişinize bir bakın! Hani, Şivan Perver’le “megri megri” türküsünü söyleyişinizi… Yerel seçimlerde AKP’ye oy verilmesi için terörist başından mektup isteyişinizi… Kırmızı bültenle aranan terörist Ahmet Öcalan’ı TRT’de konuşturuşunuzu… Hele Devlet Bahçeli’nin, TBMM grubunda, Kandil’le iltisaklı diyerek, “Her Türk vatandaşı cumhurbaşkanı olabilir; bir tek Recep Tayyip Erdoğan olamaz” kükreyişini…
Allah’a şükür, altılı masa Türkiye gündemine oturdu. Siyasi partilerin birbiri ile müzakere edebileceğini gösterdi. Milletimize ümit verdi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, seçimlerdeki hileyi önleyip halkın iradesinin olduğu gibi TBMM’ye yansıması için çalıştıklarını söyledi ve ekledi:
“-En önde gelen meselemiz seçim güvenliğini sağlamak, sandığa hâkim olmaktır. Bunun teminatıyız. Tabii, biz kaybedebiliriz de; ama yüzde 99 kazanacağız.” (26.06.2022)
Millet olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Birbirimizle kenetleneceğiz. Hukuk içinde mücadele vereceğiz. 85 milyonluk Türkiye olarak, birbirimiz için yaşayacağız. Halkın, aklıselim üzerine kurulan çelikleşmiş iradesi bütün engelleri aşacaktır. İnşallah, güzel günler yakındır!