Din psikolojisi alanında yaptığı çalışmalarıyla tanınan

Prof. Dr. Ali Köse nin sözlerini ciddiye almak gerekiyor.

Dindarların görünürlüğünün arttığını ancak ülkenin dindarlaşmadı ğını

düşünüyor.

Eğitim sistemini, hukuk sistemini kurguladığımızı ama

Avrupa dan gelen unsurlarla bu düzeni kurup aynı zamanda etkilenmemenin

sosyolojik gerçeklere aykırı olduğunu söylüyor.

Peki, kendimize ait olan değerleri koruduk mu

Prof. Ali Köse diyor ki:

Dini bir söylemden bakarsak insanların çoğu değiştik,

bozulduk diyecektir. Ama ben bir araya gelmenin, bütünleşmenin etkileşimin

getireceği sonuçları önceden bilen, sosyolojik realiteyi bilen birisi olarak

baktığım zaman bana göre fazlasıyla koruduk. Ben daha fazla değişim

bekliyordum. (11.08.13, Zaman)

Örnek veriyor:

-İslami bankacılık gibi Bankacılık ekonomik sistemle

ilgili.

-İslami moda diyoruz İslami moda giyim kuşamla

alakalıdır. Hayatın ta kendisi.

-Yeşil pop diyoruz Müzik güzel sanatlarla alakalı.

Yani: moda/pop/banka, bunlar Batı ya ait Biz Batı dan

bunları alıp, kendimize göre sistematize ettik.

***

Moda kavramı muhafazakar alana girdiği günden beri,

özellikle üniversiteye giden genç kızlarımızı etkisi altına aldı.

Anneleri gibi giyinen veya tesettürlü genç kızlar yerine,

kendi modasını oluşturan hatta modern zamana kendini uyarlayan güncelleyen-

bir kuşak meydana geldi.

Bu kuşağın handikapları olmadı değil. Öyle ki tesettür ve

tesettürsüzlük arasında ince bir çizgi oluştu. Tesettür gibi giyinip ama

aslında tesettürün dışında bir kıyafete büründüler.   

Bunu da tesettür defileleri ile ilan ettiler.

Köse, Halbuki tesettür defilesi modern dünyada ben de

varım, modern olanı kabul ediyorum ama modernliği kendime göre şekillendiriyorum

mesajını içerir bence. Aynı olgu modern olandan hoşlanmayan bazı İslami

kesimlerce de eleştirildi. Çünkü onlara göre tesettür modern olana göre

şekillendirilemezdi. Böyle bir şey kadın iffetiyle bağdaşamazdı diyerek bir

tespit yapıyor.

Tesettür modern le çatışmıyor. Tam tersine, modern

geçinen veya ideolojik insanların tesettür le bir derdi var. Çünkü hiçbir

zaman tesettür kavramını benimsemediler, kabullenemediler.

***

Peki, hızla muhafazakar laşma konusuna ne demeli

Yani dindarlaştık mı

Köse ye göre, Bundan 20 sene önce kadınların şu kadarı

kapanıyordu, şimdi kadınlarda kapanma oranı yükseldi gibi bir veri söz konusu

değil. Tam tersi söz konusu. Başörtüsünden gidecek olursak, başörtüsü takma

oranında düşme vardır. Beş vakit namaz kılma oranında yükselme değil, düşme

vardır diyor.

Basit bir örnek veriyor Köse:

Ramazan da bütün televizyonlarda sahur programları, dini

programlar vardı. Mesela Nihat Hatipoğlu nun programı. Hatipoğlu eskiden yok

muydu, eskiden o vaazları yapmıyor muydu Eskiden camide olan, televizyona

aktarılmış oldu. Nihat Hatipoğlu bugün var olmadı. Ama sistem, teknoloji

anlamında sistemi kastediyorum, Nihat Hatipoğlu nu camiden çıkardı, getirip

televizyona koydu. Yani mekanizma değişti, mekanizme değişip daha görünür hale

geldiği zaman biz onu daha fazla dindarlaşma şeklinde anlıyoruz. (a.g.g.)

***

Ya kültürel alanda

Prof. Dr. Ali Köse muhafazakar ların kültürel alana

yatırım yapmaktan uzak durduğunu ve İnsanlara falan işi yapalım dediğimiz

zaman elin cebe gitme ihtimali düşük. Ama cami yaptıralım dediğin zaman hemen

çıkarıp veriyor. Neden, çünkü bugün yatır yarın sonuç al, hemen sevaba dönüşsün

mantığı hakim. Ama kültürel alanda uzun vadeli yatırım yapmak çok daha farklı

bir şey.

Kültürel alanda en çok sıkıntıyı çekenlerden biriyim.

Çünkü kültüre yatırım yapılmadığı gibi, bir de yozlaşma tehlikesiyle karşı

karşıyız.

Sinema alanında;

Bizim mahalle nin yönetmenleri sponsor diyerek feryat

figan ederken Bizim mahalle nin ağa babaları duymuyor. Çünkü kulakları pamukla

tıkalı.

Kitap alanında;

Çok satan kitaplar listesine baktığınızda, kitap satışı

yerlerde sürünüyor. Çünkü okuma oranı düştü. Sekülerizm veya tüketim çılgınlığı

1970 lerden beridir her geçen gün artan bir hızla bizi sarıp sarmaladı.

Güzel Sanatlar ve dahi birçok sanat dalında yaşadığımız

sıkıntıları daha dile getirmedik. Çünkü o kadar çok problemlerimiz var ki,

ancak birkaç haftalık makale meramımızı anlatabilir.

Prof. Ali Köse, İslami kesimin kültürel yapıyı yeterince

algılamadığı düşüncesinde.

Yine de ümitli:

Bunu anlayacak vakitleri var. Yeni bir alan, onunla da

yeni karşılaşıyor. Onun için görgü, kabiliyet, anlayış İslami kesimde söz

konusu değil. Ama gelecek yıllarda olur diye düşünüyorum.

Doğrusu, şahsen pek iyimser değilim.

Hele hele hiç de ümit li olduğumu söyleyemem.

Çünkü en çok kültür-sanat-musiki ve estetikten bahseden

biziz, ama en çok ihmal ettiğimiz alan da budur!

Maalesef, realite bu!