Severek evlendikleri için iyi geçiniyorlar, bu da bizi
mutlu ediyor.
Aşırı solculuğu, çevresini daraltıyor ama Bize ne kendi
hayatı deyip geçiştiriyoruz.
Namaz niyaz Hak getire, hiç bir şey yok. Kendisi gibi bir
kaç kişiyle haftada bir araya gelerek ruhi tatminsizliklerini doyuruyorlar.
Halkın cahilliğinden dem vurduklarından kendilerini
halktan soyutlamışlar ve kitaplarındaki halkı seviyorlar.
Onların halkı ya Meksika nın demircileri veya Polonya nın
kömürcüleri.
Türkiye nin fakirlerinin haklarını korurlar ama onlarla
bir araya gelmeye dayanamazlar.
Etraf şehirlerdeki solcu ve ulusalcı etkinliklere
katılarak rahatlar.
Bir kaç gün bizimle de çok iyi olur.
Çevrede etkinlik olmazsa hırçınlaşmaya başlar.
Şehir halkına kızar.
Kızgınlığını biz tadarız, halkın hiç haberi olmaz.
Bir Pazar günü kızımla bizim eve geldiler.
Kapıdan girerken yüzünde güller açmış gibi etrafa
gülücükler saçıyor.
Ailenin içinde birbirimize baktık, hiç bir anlam
veremedik.
Arada bir hastalarından telefon geldiğinde sanki sözle
tedavi edermiş gibi tatlı kelimelerle yol gösteriyor.
Yemekler yendi, çaylar içildi, o güne kadar hiç
görülmeyen bir ortam oldu ve evin içinde mutluluk rüzgarları esti.
Kızıma kaş göz işaretiyle Ne oldu diyorum, o da yine
kaş göz işaretiyle bekle diyor.
İkindi ezanı yaklaşınca ben kalktım, damat da kalktı.
Herhalde kapıya kadar geçirecek diye içimden geçirdim,
ama o kapıyı dıştan örttü ve benimle yola devam etti.
Hayırdır inşaalah dedim ve camiye girdik, namazı
kıldık, camiden çıkarken bizim damat,
cemaatin hepsinin ellerini sıktı ve beraber eve geldik.
Kızıma Ne oldu buna dedim.
Kızım, Kendisi anlatsın dedi.
Bizim solcu damat, İslamcı olmuş.
Namaza başlamış, halkın içine karışmanın tadına varmış.
Cuma namazlarında halk harekâtına katılıyormuş.
Cuma namazında otuz milyonluk halk harekâtının sonunda ne
bir araç yakılıyormuş, ne bir polis taşlanıyormuş, ne yollar kapatılıyormuş, ne
halk otobüsünü halkçıyım diyenler yakıyormuş.
O anlattıkça ben, kıldığım beş vakit namazın ve Cuma
namazının sosyal yönünü anlamaya başladım.
Peki, bu değişimin kıvılcımı nedir dedim.
- Gezi parkı olayları dedi.
Biz, Tıp
Fakültesinde iken tanımadığımız halkın haklarını savunurken bu tür taşkınlıklar
yapmazdık.
Halkın otobüsünü halk adına yakıp halkın bir kısmını
yakıp bir kısmını yayan yürütmezdik.
Halkın dükkânlarının camlarını indirmezdik.
Bize engel olmayan polisle çatışmazdık.
Bu olay, hak arama olayı değil dedim ve oradan ayrıldım.
Bir kaç gün düşündüm, hastanede hastalarına bizden daha
nazik davranan İslamcı arkadaşlara yakınlaştım ve çizgimi değiştirdim dedi.