Darbecilerin dayattığı kesintisiz 8 yıllık zorunlu
eğitimin toplum hayatına verdiği zarar konusunda bu köşede çok yazı yazdım ve
zorunlu eğitimin 8 yıl olsa bile kesintili hale getirilmesi gerektiğini
belirttim. Bunun sebeplerini de izaha çalıştım. Özellikle çeşitli meslek
dallarında ustaların çırak olarak çalışacak ve zamanla ustalaşacak elman
bulmakta güçlük çektiğini belirtmiştim. Sonuçta 8 yıllık kesintisiz eğitimden
kesintili olarak 12 yıla geçildi. Sanki, darbecilerin dayatması ile uygulamaya
sokulan 8 yıllık zorunlu eğitimin tek sakıncası kesintisiz oluşundaymış gibi
bir yaklaşım sergilendi. Halbuki, zorunlu eğitimin kesintilide olsa 12 yıla
çıkartılması ustaların yetiştirecek çırak bulmakta çektikleri zorluğu daha da
artırdı.
Zorunlu eğitimin kesintisiz olarak 8 yıl olduğu dönemde
okumak yerine bir mesleğe yönelmeyi, burada ustalaşmayı düşünen gençler için
ortaokulun ardından mesleğe yönelmeleri mümkündü. Zorunlu eğitim 12 yıla
çıkartılarak çıraklıktan meslek sahibi olmak adeta imkansız hale geldi. Çünkü
17-18 yaşından sonra bir genci çıraklığa yönlendirmeniz mümkün olmayacağı gibi
yönelse bile 1-2 sene sonra mesleğini öğrenmeden askere gitmek zorunda kalacak.
Kısacası darbeciler sırf imam hatip okullarını önünü
kesmek adına çeşitli alanlarda ara eleman diyebileceğimiz insan yetişmesinin
önünü kesti. Böyle bir ortamda bu ihtiyacın giderilmesi için teknik liselere
yönelmek ilk bakışta sorunu çözmeye yeterli gibi görünmekle birlikte, teknik
liseleri çoğaltmak için düz liselerin kapatılması eğitim sisteminde oturmuş bu
kurumların tasfiyesini getirdi. Bu arada düz liselerin tasfiye edilmesi ile 12
yıllık zorunlu eğitimi tamamlayabilmek için liseyi kazanamayan öğrencilerin
teknik liseye gitmesi gibi bir zorunluluk ortaya çıktı. Daha işin başında
mesleğe yönelen öğrenciler üniversite hayalini yitirmiş gençler oldu. Bu
gençler için psikolojik bir yıkımı beraberinde getirecektir. Yıllar önce
öğretmen açığını gidermek için tüm üniversite mezunlarına öğretmen olma
hakkının getirilmesi hatta birkaç aylık eğitim ile gençlerin öğretmen
olmalarının sağlanmasının sakıncaları bugün görülüyor. Kısacası bir zamanlar
insanlar hiç olmazsa öğretmen olalım yaklaşımı ile hareket ettiler. Bu ise
öğretmenlerin toplum nezdindeki ağırlığını kaybetmesine yol açtı. Şimdilerde
ise öğretmen yığılması sebebiyle eğitim fakültelerinin bazı branşlarında
kontenjan azaltılması gibi bir sonucu getirdi. Sonuçta öğretmen adayları için
eğitim fakültelerini bitirmek yeterli olmaktan çıkarak yıllar yılı tekrarlanan
imtihanları kazanmak mecburiyeti ortaya çıktı. Demek istediğim o ki, bir
yanlışı düzeltmenin yolu bir başka yanlış olamaz. Bu arada teknik liselerin
zorunlu olarak bulunması gereken alt yapıya sahip olmadan geçen seneye kadar
lise olan bir okulun bu sene teknik liseye dönüştürülmesinin yanlışlığını
söylemeye bile gerek yok sanıyorum. Bu bakımdan eğitim alanında yapılacak
değişikliklerin çok iyi düşünülmesi gerekiyor..
Söz gelimi düz liselerin yerine Anadolu liselerinin
hayata geçirilmesini birilerinin izah etmesi gerekir Çünkü düz lise ile
Anadolu liselerinin programında yabancı dilin haftalık ders sayısının
artırılmasından başka bir fark yok. Bu ise düz liselerin adını değiştirmeden
hayata geçirilebilirdi. Bu yapılmadı, bir de liselere geçiş sınavları sebebiyle
çocuklar ailelerinden kopmaya başladılar. Bu ise ailelere ciddi maddi külfet
getiriyor.
Düzeltilmeye çalışılan bir başka yanlış ise liselerde
evlenen gençlerin açık liselere kaydırılması meselesidir. Böylece sorunun
çözüme kavuşturulacağı düşünülüyor. Bu sorunun zorunlu eğitimin 12 yıla
çıkartılması sırasında hesap edilmesi ve tedbirin alınması gerekiyordu. Biz
buna daha o günlerde dikkat çekmiştik. Kaldı ki, ülkemizde erken yaşta
evliliklerle ilgili sorun lise öğrencilerinin açık liselere kaydırılması ile
çözülemez. Bu konuda Medeni kanunda değişiklik yapılması, birilerinin 18 yaşın
atındaki evlilikleri çocuk evliliği olarak nitelendirmekten vazgeçmeleri
gerekiyor.
Bu konu üzerinde tekrar duracağım.