- Nakşî sahih bir itikada sahiptir. İtikadı bozuk dall ve mudillerden gerçek Nakşî olmaz, sahte Nakşî olur.
- Nakşî, kendisine yetecek miktarda ilmihalini (akaid, fıkıh, ahlak) bilir. İlmihalini bilmek farzdır ve bu farzı yerine getirmeyen kişi, bu cahilliği ile tarikata girerse ayağı kayabilir.
- Nakşî beş vakit namazı dosdoğru kılar.
- Şer’î bir özrü yoksa namazların farzlarını cemaatle kılar.
- Nakşînin bağlı olduğu, el aldığı şeyh, sahih bir icazete sahip gerçek şeyhtir. Sahte şeyhe bağlanan kişi gerçek Nakşî olamaz.
- Derviş olan Nakşînin mutlaka erbain çilesi çıkartmış ve mürşid-i kâmilin kontrol ve nezaretinde seyr-i süluk yapmış olması gerekir.
- Dervişlik şartlarına sahip olmayan Nakşînin kendini derviş olarak göstermesi yalancılıktır, sanması gaflet ve ahmaklıktır. O, ancak bir muhib olabilir. Muhib olduğunu ve haddini bilene bir söz yoktur.
- Ahlaksızdan Nakşî olmaz. Gerçek Nakşî İslam, Kur’an, Sünnet ahlakı ile ahlaklı faziletli bir Müslümandır.
- Fâsık-ı mütecahirden, yani büyük günahları açıkça, açıkta, küstahça, meydan okurcasına işleyen azgın kişiden Nakşî olmaz.
- Nakşîlikte para toplamak yoktur. Nakşî tarikat-i celilesi banka, holding, anonim şirket ticarethane değildir.
- Nakşî firasetli Müslümandır, Allahın nuruyla görür.
- Nakşî, bir delikten çıkan zararlı mahluk tarafından ikinci defa sokulmaz.
- Nakşî, dini ve tarikatı politikanın üzerinde ve dışında tutar.
- Nakşî israf etmez, lüks hayat sürmez. O zengin de olsa mütevazı yaşar. Ben zekatımı verdikten sonra canımın her istediğini yaparım, her haltı yerim diyen kişi Nakşî değildir.
- Nakşî cömert, sahi ve kerimdir. Cimriden Nakşî olmaz.
- Nakşî yalan söylemez, gıybet iftira etmez, başkalarının ayıp ve günahlarını araştırmaz (tecessüs etmez), dilini tutar. Geveze ve zevzekten Nakşî olmaz.
- Nakşî iki kanatlıdır, zülcenaheyndir. Şeriat ve tarikat kanatlarına sahiptir.
- Nakşî bütün mü’minlerin tek bir Ümmet oldukları şuuruna sahiptir.
- Nakşî, zamanın Halifesini arar ve bulursa ona biat ve itaat eder. O, “Zamanındaki İmam’a biat etmeden ölen kimse sanki cahiliyet ölümü ile ölmüş olur” hadisini bilir.
- Nakşî, kendi şeyhine nasıl hürmet ediyorsa, öteki icazetli gerçek şeyhlere de hürmet eder. Kendi şeyhini öven, öteki şeyhlere söven kişi Nakşî değil, Makşîdir.
- Nakşî komşularının meleğidir.
- Nakşî beddua etmez. Islah için dua eder.
- Nakşî, kendisine kötülük yapan kimse için “Allah seni ıslah etsin!” demez; “Allah hepimizi ıslah buyursun” der.
- Nakşî, Allah katında üstünlüğün Nakşîlikle değil, taqva ile olduğunu iyi bilir.
- Nakşî hem ilim, her irfan sahibidir.
- Nakşî, Allahtan sabırla ve namazla yardım ister.
- Nakşî, ruhbanları erbab edinmez, bunun şirk olduğunu bilir.
- Nakşî ibadetleri dolayısıyla ‘ucba ve gurura kapılmaz.
- Nakşî, ehliyeti yoksa hiçbir emaneti, vazifeyi, başkanlığı, memuriyeti, hizmeti, makamı kabul etmez.
- Nakşînin faziletlerini düşmanları da kabul ve teslim eder.
- Nakşî Allah için sever, Allah için buğz eder.
- Deccalları ve kezzabları seven kişi Nakşî olamaz.
- Ben ölüm döşeğine düşünce, şeyhim yetişir beni Cennete postalar diyen kişi Nakşî değildir.
- Nakşî İslama, Kur’ana, Sünnete, Şeriata, Ümmete hasbeten lillah, muhlisen lillah hizmet eder. O, asla din sömürüsü yapmaz.
- Nakşî, kendi tarikatına mensup olmayan Müslüman kardeşlerini ötekileştirmez, dışlamaz.
- Nakşî lüks, şatafatlı, debdebeli, israflı, gösterişli bir hayat sürmez.
- Nakşî, zaruret olmadıkça içkili ve fuhuşlu lüks otellerde kalmaz, içkili lokantalarda yemek yemez. Hele böyle yerlerde iftar ziyafeti vermez ve bunlara katılmaz.
- Nakşî, İslam Kur’an yazısına taraftardır.
- Nakşî İslama Kur’ana Sünnete Şeriata aykırı düzen ve sistemlere; iyi demez, eskisine göre daha iyi de demez.
- İş, çalışma, ticaret, sanayi işlerinde Nakşî fütüvvet ahlakına sahiptir.
- Tarikat militanlığı, holiganlığı, fanatizmi yapan kişi gerçek Nakşî değildir.
- Bir tarikata mensup olmak, bir mürşidden el almak bir nasip meselesidir; Nakşî bunu bilir, tarikata genel davet yapmaz.
- Nakşî tarikata değil; İmana, İslama, Kur’ana, Sünnete, Şeriata, Ümmete hizmet eder. Tarikat gaye değildir, vasıtadır.
- Nakşî patron, iş yerindeki işçilere çalışanlara çıkan yemekten yer, ayrıca lüks ve leziz yemekler yemez.
- Nakşî parayı, servetini kenz yapmaz. Kenz haramdır.
- Nakşî lüks, ihtişamlı, israflı, gururlu, kibirli, gösterişli, tantanalı, debdebeli turistik umre yapmaz, Kâbe’ye yukarıdan bakmaz.
- Nakşî (hangi derecede ise) fiilen, lisanen, kalben emr-i mâruf ve nehy-i münker yapar.
- Nakşî ruhbanları (şeyhleri, hocaları, büyükleri) erbab haline getirmez, onları putlaştırmaz.
- Nakşî muslihtir (ıslah edicidir, iyileştiricidir), müfsid (fitne ve fesat çıkarıcı) değildir
- Nakşî elbette tesbihat yapar ama kurtuluşun, Cennete girmenin tesbihle değil; Allahın kerem, lutf ve fazlı ile olacağını bilir.
- Nakşînin tarikatı, Nakşî tarikatından önce Tarikat-ı Muhammediyedir.
- Nakşî nafile ibadetlerini söylemez, onların reklamını yapmaz.
- Nakşî mü’minleri sever, mü’minlere düşmanlık etmez. “Siz birbirinizi sevmedikçe mü’min olamazsınız” hadisini bilir.
***
Bütün gerçek Nakşîlerin, Nakşî olsun veya olmasın bütün gerçek şeyhlerin, her tarikatın gerçek dervişlerinin ellerinden hürmetle öper, dualarını beklerim. Bu yazım dolayısıyla herhangi bir kusurum ve hatam olmuşsa, sürç-i lisan etmişsem bağışlamalarını istirham ediyorum.