Genci anlamadan söylediklerimiz

Abone Ol

Gençler üzerine düşünmediğimiz her gün yarınımızı kaybediyoruz. Çünkü istikbalin yegâne teminatı gençliktir. Artık gençlerimizi partimizin, ideolojimizi, futbol takımımızın, cemaatimizin, grubumuzun tribün amigosu görmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Gençlere hayatımızda yer ayırıp onları gelecek kuşaklara armağan edebilecek şekilde yetiştirmemiz gerektiğinin farkında olmalıyız. Günümüz gençliğinin küçük müdahalelerle çözülebilecek sorunları yok. Sorunlar büyük ama çok derin değil. Üzerinde düşünmek ve bir an önce eyleme geçmek gerekiyor.

Sorunları gençliğe boca edip geçmişi nostaljiyle anmak hem sorunları anlamadığımızı hem de çözüm için doğru noktada olmadığımızı bize göstermektedir. Geçmişin kıvamıyla günümüz gençliğine yön tayin etmek gerçekçi bir hedef değildir. Bugünün sorunlarını geçmişin kıvamıyla değil ancak geçmişin tecrübesiyle çözebiliriz. Geçmişi günümüze bir resim tablosu gibi taşıyamayız. Bu şekildeki bir yaklaşım nostaljiye hayatımızda yer açmaktan ibarettir.

O zaman gençlerin sorunlarına eğilirken rol model olarak geçmişe dair örnekler sunmamız bugünkü genç nezdinde bir karşılık bulmayacaktır. Yirmili yaşlarda İstanbul’u fetheden, on beşli yaşlarda medreselerde müderris olan bir genci bugüne taşımamız bu ortamda mümkün gözükmüyor. Olgunlaşma yaşının otuzlara dayandığı bir ortamda lise ve üniversite seviyesindeki bir gencin fetih şuurunu kuşanmasını ve ilmi yetkinliğe sahip olmasını bekleyemeyiz.

Şu aşamada gençlerin daha basit, daha yalın ve görünür sorunlarına çözüm bulunamamışken, gençlik sorununa derinlemesine dalıp yeni sorunlara kapı açmak isabetli olmayacaktır. Konfora alıştırılan, özgürlüğe ikna edilen gençlerin bütününde medeniyet şuuru ve tasavvuru beklemek gerçekçi değildir. O yüzden gençleri entelektüel bir kobaya dönüştürürsek onlara yazık etmiş oluruz. Bu yüzden gençlerin sorunlarına çare ararken önceliklerimizi iyi belirlememiz gerekiyor.

Mesela bugün hepimizin amacı Kudüs’ü kurtarmaktır. Ama hiçbirimiz etrafımızdaki gençleri, ailemizi, komşumuzu akrabamızı, mahallemizi kurtarma gayretiyle hareket etmiyoruz. Çünkü şu aşamada Kudüs’ü kurtarmak için slogana etrafımızdaki sıkıntılarla uğraşmak için eyleme ihtiyacımız var. Bizler için slogan üretmek harekete geçmekten daha cazip geliyor*. Bu yüzden büyük sorunlara kilitlenip küçük sorunları göz ardı ediyoruz. Gençliğe bakışımız da bundan farklı değil. Gençlere yönelik amacımız yirmili yaşlarda Fatih, onbeşli yaşlarda Akşemsettin çıkarmak olmuştur. Biz bunun idealini taşırken milyonlarca gencin madde bağımlılığının, sanal hapishanenin, hazza dayalı yaşamın kıskacında kaybolup gittiğini göremiyoruz.

Eğer, gençlerin en temel sorunlarına çözümler ortaya koyabilirsek daha derinlemesine inme şansımız zaten olacaktır. Bu yüzden gençlerin görünür ve somut sorunlarına öncelikli el atmamız gerekiyor. Geleceğe dair kaygısı olan, yarınını göremeyen bir gencin yeni bir dünya kurma arzusunu taşıması mümkün değildir. Kendine ait oturacak meskeni olmayan bir gencin şehirleşmeye dönük ideallerinin olmasını bekleyemezsiniz.

Hiçbir kazanımımız kaybedeceğimiz bir gencimize eşdeğer değildir. Bizler geçmişin ertelenmiş kazanımlarının peşinde koşarken geleceğimizi kaybettiğimizin farkında olmalıyız. Bu yüzden gençlerimizle daha sade ve daha yalın ilişki kurmalıyız. Onları dinlemeden, onları anlamadan anlattıklarımızsuya yazı yazmaktan farksızdır.

* İfade yazmasa da söyleyerek ufkumuzu açan sevgili dostum Cihat AKKAYA’dan mülhemdir.