1. Her şey düzeldi, Altın Devir başladı, ortalık güllük
gülistanlıktır diyenler
2. Ümmet birliğinin yıkıldığını, tek bir Ümmetin yerini
İslamcılıklar ve cemaatler Protestanlığının aldığını görmeyenler
3. Müslüman halkın yüzde 90 ının günlük namazları terk
etmesini vahim bir günah, isyan, noksan, yenilgi ve zillet sebebi olarak kabul
etmeyenler
4. Müslümanların kendi aralarında faize batmış olmalarını
tabiî ve normal kabul edenler
5. Zekatların Kur ana, Sünnete, Şeriata ve fıkha aykırı
olarak verilmesini ve toplanmasını bir isyan olarak kabul etmeyenler
6. Günde altı milyon ekmeğin çöpe atılmasını büyük bir
azgınlık olarak telakki etmeyenler
7. Mübarek Ramazan aylarında İslama, Kur ana, Sünnete,
Şeriata, ahlaka aykırı, kadın erkek karışık şenliklerin, eğlencelerin ve
etkinliklerin yapılmasını doğru bulanlar ve bunlara katılanlar
8. Müslümanların başında ehliyetli, liyakatli, muktedir,
sahih itikatlı, zâhid, âbid, hür, bağımsız, müeyyed bir İmam ın bulunmamasını,
Ehl-i İslamın başsız kalmış, biatsiz olmasını yadırgamayanlar
9. Kemal sıfatlarla sıfatlı ve noksan sıfatlardan
münezzeh Allahü Teala için Allah gerçek bir Janustur diyerek, Hak Teala
hazretlerini iki çehreli bir Roma putuna benzeten zındığı büyük İslam önderi ve
düşünürü ilan edenler
10. Kemalist sistemin eğitim sistemiyle ve bugünkü laik
okullarla, uyanık ve aydın genç nesiller yetiştirilebileceğini sananlar
11. Zinanın suç olmaktan çıkartılmasını protesto
etmeyenler
12. Rüşvetten, avantadan, haram rantlardan, kara ve kirli
para birikiminden, ihalelere fesat karıştırılmasından, gayr-i meşru
komisyonlardan rahatsız olmayanlar
13. Türkiye halkının (pek küçük bir azınlık dışında)
1928 den önce yayınlanmış Türkçe romanları bile okuyamayacak kadar kara cahil
kalmış olduğunun farkında olmayanlar
14. Camilerin genellikle sabah namazlarında boş
olmasından dehşet duymayanlar
15. Türkiye nin, dış düşmanlarımız ve onların içteki
ajanları tarafından birbirine düşman, birbirinden kopuk iki halka ayrıldığı,
sosyal barış ve mutabakatın berhava olduğu realitesinin farkında olmayan, bu
felakete karşı çare ve çözüm aramayan ve tedbir almayanlar
16. Bugünkü zenginliğin, bolluğun, maddî kalkınmanın
keramet değil, istidrac olduğunu anlayamayanlar
17. Din sömürüsünün, din ticaretinin İslam için en büyük
tehlike olduğu gerçeğinin bilincinde olmayanlar
18. İki çeşit tesettür olduğu, birinin doğru ve hak şer î
tesettür, diğerinin şeytanî tesettür olduğunu bilmeyenler
(İkinci yazı)
İcâzetim ve Vazifem
1974 ta sürgünden dönmüştüm. Vefatına kadar muhterem bir
Nakşî şeyhini sık sık ziyaret eder, sohbetlerine katılırdım. Bir gün kendisine
sormuştum: Haftalık gazetemde bazı yazılar kaleme alıyor, Müslüman halkı beş
vakit namaz kılmaya, farz namazları cemaatle eda etmeye çağırıyor, bunlara
benzer, ilmihallerde ve ahlak kitaplarında yazılı dinî konularda teşvikler ve
uyarılar yapıyorum. Bu konuda, yani kesin ilmihal bilgilerini halka aktarmak
konusunda bendenize icazet verir misiniz Şeyh efendi bu icazeti vermişti.
İslam dininin iki kere iki eder dört leri vardır. Bunları
halka söylemek için icazetli ulema ve fukaha olmak gerekmez.
Bir baba çocuklarına namazı emr ve tavsiye eder.
Karısına kızına tesettürü emr eder.
Bunlar fetva değildir, kesin dinî emirleri tebliğ etmek,
uygulanmaları için çalışmaktır.
Bendeniz Müslüman bir yazarım. Din ve iman kardeşlerime
hitaben, Namazı kılın Namazı terk etmek çok büyük bir günahtır ve dinin direğini
yıkmaktır Namazı terk eden Müslüman bir toplum iflah olmaz temalı yazılar
yazmam, haddim ve icazetim olmadığı halde fetva vermek sayılmaz. Çok iyi
bilinen bilgi ve hükümleri tekrarlamaktan ibarettir.
Bu satırları niçin yazıyorum .. Reformcu ve aykırı fikir
ve inançlara sahip birisi Bu herif kendini müftü mü sanıyor ki, durup
dinlenmeden namaz ve diğer dinî konularda yazılar kaleme alıyor .. mealinde
bir laf etmiş. Ona cevap veriyorum.
Bu fakirin, okur-yazar bir Müslüman olarak, namazın eda
edilmesi, farzların cemaatle kılınması, zekatın Kur ana Sünnete ve Şeriata
uygun şekilde verilmesi, hür kadın ve kızların şer î tesettüre (şeytanî
tesettür değil!) uygun kıyafete bürünmesi, zinadan ve ribadan kaçınılması gibi
zaruriyat-ı diniyeyi yazmam üzerime vazifedir.
Kendimi elbette müftü saymam
Vaktiyle hakkımda Bu gazeteci parçası kendini mürşid-i
kâmil sanıyor iftirası atılmıştı. Ben kim, mürşidlik kim
Çok akıllı olmasam da, kendimi mürşid sanacak kadar ahmak
ve alçak değilim.
İslamı ve Şeriatı savunurum. Muteber ve güvenilir ilmihal
kitaplarında yazılanları tekrar ederim. Namaz kılın derim Tek bir Ümmet olun
derim İtikadımızı tashih edelim derim Yüksek ahlaklı Müslümanlar olalım
derim Müslümanlar Türkçeyi İslam ve Kur an yazısıyla okuyup yazsınlar derim
İsrafı, lüksü, sefahati tenkit ederim
Elimde yazı yazmak, Müslümanlara seslenmek imkan ve
fırsatı varken elbette bu konuları işleyeceğim.
Bir tek kimsenin itikadını tashih etmesine, bir kişinin
namaza başlamasına, bir kimsenin bir haramı terk etmesine vesile olabilirsem
çok büyük mânevî bir ticaret yapmış olurum.
Yazılarımdan bir tek kimse bile etkilenmese, yine de
Ekremülekremîn Hak Teala hazretlerinin bu fakire ecir vereceğini ümid ederim.
Yeter ki, yazılarımı ihlas ile yazmış olayım. İhlassız yazarsam faydası olmaz.
Muteber, doğru, güvenilir din kitaplarındaki bilgilere ve
hükümlere aykırı yazılar yazarsam kendimi ateşe atmış olurum.
Müslümanların kendi aralarında faiz muamelesi
yapmalarının, yahut bir Müslümanın bir kafire faiz ödemesinin caiz olduğunu
yazarsam,
İslamda kader yok dersem, Efendimizin ve Evliyaurruhmanın
Allahın izniyle yapacakları şefaati inkar edersem,
Alaca bulaca, göze batan, ince topuklu ayakkabılı,
rengarenk, deve hörgücü gibi topuzlu tesettür caizdir dersem,
Ramazan geceleri karılı erkekli çalgılı türkülü
şenliklerin, eğlencelerin, etkinliklerin caiz olduğunu söylersem,
İçkili ve fuhuşlu mekanlarda papazlı, patrikli,
monsenyörlü iftarları doğru bulur översem,
Kadın erkek karmakarışık sözde dinî toplantıları caiz
görürsem,
Ve bunlara benzer haramları, bid atları, günahları, isyan
ve tuğyanları doğru bulursam elbette kötü bir iş yapmış olurum.
Özetliyorum:
İcazetli alim ve fakih değilim, müftü değilim, mürşid
değilim İslamın iki kere eder iki lerini tekrarlayan Müslüman bir yazarım
Zaruriyat-ı diniyeyi, kesin farzları, kesin haramları yazıyorum. Dinde reform,
dinde yenilik, dinde değişim isteyen bid atçileri tenkit ediyorum. Şeyhülislam
Mustafa Sabri, Düzceli Muhammed Zahid el-Kevserî, Bulgaristanlı Ezherî Ahmed
Davudoğlu ve benzeri büyüklerin fikir ve görüşlerine bağlıyım.
Çok ama çok iyi biliyorum ki, cahillerin ve şaşkınların
çok önemli saydıkları dünya dedikodularının tamamının ihlasla kılınan iki rekat
namaz kadar kıymeti yoktur.
Okur yazar bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanı olarak
yukarıda anlattığım hizmetlerime elimden geldiği kadar inşaallah devam
edeceğim.
12.07.2013