Süper Lig’e süper bir başlangıç yapan Fenerbahçe, derbi tadında önemli bir maçı son dakikada da olsa kazanarak istikrar şeridinden yoluna devam etti. Her ne kadar Avcı ile rakiplerini maçın sonlarında avlayan Başakşehir, Buruk ile Avcı’dan daha atak daha zengin oyun sergilese de puan burukluğu yaşadı. Oysa bu takım lige zımba gibi başlar, ikinci yarı düşüşe geçerdi. Belki bu yıl tersini görebiliriz.

Sarı lacivertliler, ezeli rakiplerini puan farkıyla geride bırakmanın özgüveniyle hava yakaladı. Doğru transferlerin karşılığını alıyor. Tecrübeli ayaklar istatistiki sonuçlara değil tabelada yazana bakarlar. Puanlar geldiği sürece kazanan hep haklıdır kuralı işleyecektir. Bu hava taraftarını da ateşleyecektir. Taraftarın desteği ile Fenerbahçe medyası da takımı moral olarak diri tutacaktır.. Eğer yönetim ve teknik heyet demeç polemiğine takılmaz ise sezon sonu havai fişekler Saraçoğlu’nda patlar. Aksi takdirde bu hafta sonu konuk edeceği Trabzonspor ile dahiliye doktoru gibi içte yaraya neşter vuran Abdullah Avcı’nın Kara Kartalı tetikte bekliyor. Bu iki köklü takım da şampiyonluğa hasret kaldılar. Avni Aker ve Mithat Paşa’da da son akşam aydınlık olabilir.

Trabzonspor, Yusuf Yazıcı gibi önemli bir kozunu kaybetse de, oturmuş kemik kadrosuyla zorlu maçlardan güzel sonuçlarla çıkmasını biliyor. Kasımpaşa beraberliği Bordo Mavililer için bir nazarlık niteliğindedir. Sezona ve Avrupa’ya damga vuracak bir kadrosu var. Zaten hücum gücü üst düzeyde olan takıma bir de Sturridge geldi. Kuzeyin Çocukları, bu sene özlenen Trabzonspor’u bizlere izlettireceği izlenimini verdi. Her maçta farklı oyuncular sahne alıyor. Sorloth ve Uğurcan ise ayrı parantezi hak ediyor. Biri tutarak biri de atarak takımın güzel oyununu kurtarıyor.

Beşiktaş, Sivas’ta yüzde 65’e 35 üstündü fakat tabelaya bakıldığında Yiğidolar maçı 3-0 gibi  net bir skorla kazanmıştı. Evinde Tamer Tuna’lı zorlu takım Göztepe’yi ağırladı. Yine oyun yüzdesi 70’e 30 Beşiktaş lehineydi. Bu kez oyun skora yansıdı. Çünkü iyi gözlemleyip biraz da yakın sohbetlerimiz olan Avcı’nın kendi hamlesini yaptığını gördüm. Belki de ilk maçtan sonra eve kapanmış ve uzun uzun düşündükten sonra bu kararları vermiştir. Quaresma göze hitap eden oyunu ile tribünleri ayağa kaldırıp sevgisini kazanmıştır fakat skora katkı olmayınca, hele hele takım oyunu oynatan Avcı’nın Kara Kaplı Defteri’nde bu durum yazmayınca ayrılıklar kaçınılmaz olur. Avcı’nın bu tip küllenmiş oyuncuları futbola geri kazandırmışları vardır amma o Başakşehir için geçerliydi. Burası Beşiktaş burada acabalara yer yoktur. Risk aldı ve neşteri vurdu. Sonuç tabelaya net yansıdı.

Galatasaray’a gelince. Fatih Terim’in Amerika’yı yeniden keşfetme yanlışları sürüyor. İtalya’da üst düzey teknik adamlık yapmış birinin takımı 10 kişi kaldığında bir oyun formatı neden olmaz? Neden İtalya’yı vurguladım herkes bilir İtalyanlar’ın kendine has bir savunması “Catenaccio”su vardır. Bir teknik adam, bir futbolcu yurtdışına niye, neden, niçin gider veya transfer olur? Orada gördüğü doğru işleri bilgileri vatanına döndüğünde tatbik etmek için olsa gerek! Parlat-Cilala! Catenaccio-10 kişi skoru koru! Tabii Galatasaray oyuncu adedi dengedeyken farkı açmalıydı. Fakat bu Diagne-Falcao işi can sıktı. Hem Monaco için hem de Galatasaray için. Eğer Terim’in dediği gibi Finansal Fair Play zorluğu var ise Diagne’yi gönderip 30 milyonluk Falcao’yu almak niye? Galatasaray da Beşiktaş gibi 70-30 oyun yüzdesiyle oynayanlardan fakat bir türlü tabelada bu fark görünmedi. Terim de Avcı gibi neşteri vurması gerekiyor.

Bu Selçuk inadı nedir anlamsız. Beyhude çabalar. Olmuyor işte. Defansın önünde öbekleşme ile savunma yapılmıyor. Savunma ileride pres yapıp rakibi rahatsız etmekle olur. Selçuk bunların hiçbirini yapmadı. Boşa bir değişiklik oldu. Feghouli hiç olmazsa topu kaleden uzakta tutuyordu. İyi teknik adam doğru zamanda doğru hamleyi yapan adamdır. Linnes de iyi bir savunmacı ve ileriye top taşıyabilen bir adamdır. En azından izledik ve biliyoruz. Al Linnes’i savunmanın sağına, Mariano’yu stopere çek, Donk’u Seri’nin yerine gönder. Amerika’yı keşfetmeye gerek yok.

Özetle, yukarıda yazdıklarımızdan yola çıkarsak attığımız başlık için yorumu size bırakıyorum.